Anasayfa
M.Kemal Atatürk
FORUM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
Belirli Gün ve Haftalar
Sosyal Kulüpler
Sunular
Rehberlik
Videolar
Güncel Haberler
Faydalı Bilgiler
Eğitim Öğretim
Edebiyat
Türkçe
Dosyalar
Fotoğraf Galerisi

Sayfalar Arası Dolaşım

Bağlantılar
Eğitim Sunuları

CBE-Statistics

Visitorstatistics
Icon48today
Icon179yesterday
Icon439this week
Icon1514this month
Icon3318176in total

Sayaç

Ziyaretçi
Üyeler: 2620
Haberler: 5181
Linkler: 2
Ziyaretçi: 3318176
Şuan 18 konuk çevrimiçi
Atatürk ve Matematik PDF Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 4
OlumsuzOlumlu 
19 08 2007
  Atatürk ve Matematik  :.


        Ortaokulda okurken Matematik Öğretmenimin verdiği bir ödevle ilgili araştırma yaparken evimizin kütüphanesinde bir kitapla karşılaştım. İçinde geometrik şekiller ve bazı formüller vardı. Arap harfleri ile yazılmıştı. Bu kitap cumhuriyetten önce ilkokul seviyesindeki okullarda okutulan bir kitapmış. Şekillerin altındaki açıklamaları anneanneme okuttum hiçbir şey anlamadım. Kitap anneanneme aitti ve ilkokulda bu kitabı okuduklarını söyledi. Üçgenin altında müselles, karenin altında murabba yazıyormuş. Bu araştırma beni başka soruların yanıtlarını aramaya yöneltti. Bugün kullandığımız matematik terimleri nereden geldi, kim buldu? Araştırmalarımı derinleştirdim ve Atatürk'ün yazdığı Geometri kitabına ulaştım. Biraz önce söylediğim terimlerin türkçesi bizzat büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından yazılarak matematik bilimine kazandırıldığını öğrendim. Bir kez daha o büyük insanın önünde saygıyla eğildim. Geometri kitabı ilk kez 1937 yılında yayımlanmıştı. Atatürk'ün bizzat kendisi tarafından yazılan bu kitaptaki Matematik terimlerinin " boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesen, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, düşey, yatay, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, eşkenar dörtgen, eşkenar üçgen,..." bu gün konuştuğumuz sözcüklerden olduğunu görüyoruz.
            Kitapta her tanım, söz konusu kavramı eksiksiz ve açık biçimde anlatmakta ve özel nitelikleriyle belirtmektedir. Ayrıca her biri için ayrı gerekli örnekler verilmiştir. Atatürk yaşamı boyunca hep matematikle uğraşmıştır. Eskiden geometri terimleri anlaşılmaz bir biçimdeydi. Şimdikileri öğrendikten sonra güçlüğü daha iyi anlıyorum. Müselles sözcüğünü ele alalım Arapça sülüs sözcüğünden türetilmiştir. Arapçadaki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, arapça bilmeyenler için çok zordur. Sülüs üç demektir. Üçün yanına gen getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. " Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Tümcesinden ne anlıyoruz? Ben hiçbir şey anlamadım. Oysa bu tümce "üçgenin alanı tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir.
Peki Atatürk niçin bu terimleri değiştirme isteği duymuştur.13 Kasım 1937 tarihinde Sivas'a gitmiştir ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri ( o zamanki adıyla hendese ) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilere sorular yönelterek, eski terimlerle matematik öğreniminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır." Diyerek kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu arada Pisagor teoremini de çözümlemiştir.
            Atatürk çok farklı konular üzerinde düşünmüş olmakla birlikte, düşüncelerinin ortak bir ifade özeliği matematikle donatılmış bir mantığın egemenliğini çoğu kez belirgin bir biçimde yansıtmasıdır. O bu davranışını 23 Temmuz 1919 yılında şöyle açıklamıştır. "Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan, yakından tevessül etmemek dikkatimizi oluşturmalıdır." Atatürk toplumsal bir olguyu açıklarken söz konusu olabilecek tüm olasılıkları dikkate alarak, sorunu temelde sanki matematiksel bir irdelemeden geçirmiştir. " Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür." Bu özdeyiş ise geometri kavramını bilen çağdaş bir insanın düşüncesidir. O, tüm bin yılların en büyüğüdür.
Oya Başak Fırat
Matematik Öğretmeni 
     

                                                                                     Image

                                               

  Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.
          Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün "Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe'sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle "üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk'ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça 'sülüs' sözcüğünden türetilmiştir. Arapça'daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe'de karşılığı 'üç' kelimesidir. Üç'ün yanına 'gen' getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır.Atatürk'ün matematik dünyasına  kazandırdığı bazı terimlerden şöyle örnek verbiliriz.

Eski İsim                                   Yeni İsim

Maksumunaleyh                   Bölen

Haric-i Kısmet                           Bölüm

Mazrubata Tefrik                       Çarpanlara Ayırma

Hatt-ı Mümas                            Teğet

  Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım. Atatürk'ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır.
         Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda 

bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır.
          Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas'ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur. Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas'a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir. Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır." Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir.
          Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir. Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor.   
          Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk’ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona "Kemal" ismini vermesinden çok ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir. Umarım bu yazıyla birlikte onun başlattığı bilimsel gelişme arzusunun bizler için de ne kadar gerekli olduğunu hatırlar ve bunun yanında sade ve anlaşılır bir dile sahip olmanın bir toplumda her alanda ne denli gerekli olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

 

Yorumlar  

 
0 # asuman 2009-12-24 16:44 çok güzel tam istediğim gibi taktir ediyorum yani herkese tavsiye ederim istediğimi buldum Alıntı
 

Yorum ekle

Değerli Site ziyaretçileri,
Site ziyaretçilerinin bilgileri güvenlik amcıyla site loglarında saklanmaktadır.Yorumlarınızda hakaret içereren ifadeler kullanmamaya özen gösteriniz. Güzel Türkçemizin kullanımına dikkat ediniz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Son Forumlar