Türkçe

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Sözcük Türleri

ZARFLAR

 

 

ZARFLAR

 

Tanımı

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da kendi türünden olan kelimelerin anlamlarını türlü yönlerden (yer-yön, zaman, durum, miktar, soru) etkileyen; onları belirten, dereceleyen sözcüklere zarf denir.

         Tek başlarına iken birer isim olan zarflar,başka sözcüklerle ilişkiye sokularak yön,zaman,hâl,azlık-çokluk bildirirler.Zarflar ; sıfatların,fiillerin,başka zarfların önüne gelerek onların anlamını etkilerler.Çekim eki almazlar.Tümcelerde zarf tümleci olarak görev alırlar.

Özellikleri

]Tek başlarına iken sıfatlar gibi isimden başka bir şey değildir. Zarf oldukları ancak cümlede belli olur.

 

]Cümlede genellikle zarf tümleci olarak kullanılır.

 

]Çekimsiz kelimelerdir. İsim çekim eki (hâl, iyelik, çoğul ekleri vb.) almazlar. Ama isim olarak kullanılabilenler bu görevde iken bu ekleri alabilirler.

 

]Zarfların birçoğu sıfat ya da isim olarak da kullanılabildiği için sıfatların ve zarfların tanımı ve özellikleri iyi bilinerek bu fark ortaya konmalıdır. Sıfat isimden önce gelerek onu niteler veya belirtir. Ama zarf isimden önce gelmez.

 

Örnekler

 

Bugün çok yürüdüm.                                     (fiilden önce)

Buraya yarın gelecekler.                     (fiilden önce)

İki eski dost akşama kadar sohbet etti.      (fiilden önce)

Yarın da bayağı çok yürüyeceğiz.                 (zarftan önce, fiilden önce)

En güzel sen konuştun.                       (zarftan önce, fiilden önce)

En doğru kararı vermeliyiz.                         (sıfattan önce)

Çok hararetli tartışmalar oldu.           (sıfattan önce)

Dün hava daha soğuktu.                      (adlaşmış sıfattan önce)

Mevsimlerin en güzeli ilkbahardır.               (adlaşmış sıfattan önce)

Dargın durarak bir şey kazanamazsın.          (fiilimsiden önce)

 

 

A. Görev ve Anlam Bakımından Zarflar

1. Durum Zarfları

Tanımı

Hâl ve tavır ifade eden zarflardır.

 

Özellikleri ve Örnekler

Eylemin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu; kimi zaman da zarfların durumunu gösterir. Bu zarflar da kendi içinde sınıflandırılabilir:

 

a. Niteleme Zarfları

Fiile “nasıl” sorusu sorularak bu zarflar bulunabilir.

 

]Niteleme sıfatlarının çoğu niteleme zarfı olarak kullanılabilir.

Eğri oturalım, doğru konuşalım.          

Düşüncelerini ne güzel dile getirebiliyorsun!

Çocukça hareket ediyorsun.                        

Böyle gelmiş, böyle gider.                  

Söyleyeceksen böyle söyle.                

 

]-CE eşitlik eki ve -lE vasıta hâl eki almış kelimeler durum zarfı olarak kullanılabilir:

“ kardeşçe, gizlice, sessizce, hafifçe, yavaşça, hızlıca...”

“hızla, kahkahayla...”

Küçük kız güzelce süslendi.                          (niteleme)

Babasını sevinçle karşıladı.                          (niteleme)

 

]Bağ-fiiller (zarf-fiil), deyimler, yansımalar, ikilemeler de niteleme zarfı olarak kullanılırlar:

“gülerek, ağlayarak, oturmadan, gelip...”

“gözü arkada kalarak, canından bezmişçesine...”

“şakır şakır, tık tık, küt küt, şırıl şırıl...”

“dik dik, boylu boyunca, tatlı tatlı...”

 

Adam çekine çekine içeri girdi.          (niteleme)

Kâğıtları paket paket gönderdi.                   (niteleme)

Yiğitseniz teker teker gelin.             (üleştirme, niteleme)

 

]İsimler de niteleme zarfı olarak kullanılabilir:

 

Gül kokuyordu teni.

O, bu dünyada delikanlı yaşadı.

b. Kesinlik Zarfları

“elbet, elbette, asla, mutlaka, hiç mi hiç, ne olursa olsun, kuşkusuz, hiç kuşkusuz...”

Elbet bir gün buluşacağız.                          

Seni asla unutmayacağım.                            

Hayvanları ve bitkileri hiç incitmem. 

İyiliklerinizin karşılığını mutlaka göreceksiniz.

 

c. Yineleme Zarfları

İkide bir karşıma çıkıyor. Konuyu bir daha anlatayım. Bu akşam yine arayacağım.

 

d. Olasılık Zarfları

“bakarsın, belki, ola ki, sanıyorum.”  Ola ki arayacağı tutar.   Sanıyorum aramaz.

 

e. Yaklaşıklık Zarfları

“aşağı yukarı, şöyle böyle, hemen hemen”

İşim hemen hemen bitti.                             (yaklaşıklık)

 

f. Üleştirme Zarfları

Uçaklar ikişer ikişer geçiyordu üstümüzden

Askerler teker teker nöbet yerlerine dağıldılar.

 

g. Sınırlama Zarfları

Dün ancak iki saat çalışabildim.                   

Bu kötü alışkanlıklardan artık uzak durmalısın

 

2. Zaman Zarfları

Tanımı

Fiillerin anlamını zaman yönünden tamamlayan zarflardır.

 

Özellikleri ve Örnekler

]Fiile (veya zarfı olduğu başka kelimelere) sorulan “ne zaman”, “ne kadar süre” sorusuna cevap verir.

]Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir.

]Çekimsizdirler. İsim çekim ekleri alırlarsa zarf olmaktan çıkarlar.

]Başlıcaları şunlardır:

“dün, bugün, yarın, şimdi, gece, gündüz, güpegündüz, gündüz gözüne, cuma günü, haftaya, önceki gün, akşam, sabah, akşamleyin, sabahleyin, az önce, geç, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, uzun süre, uzun zaman, biz gelmeden, demin, henüz, hâlâ, daha, gene, yine, artık, sonra, evvelâ, daima, hep, henüz, hemen, geceleri, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yaşarken ...”

Az önce gitmişti.                          Sonra uğrarsınız.

Henüz işimiz bitmedi.                    Artık buralara gelmeyeceğim.

Yarın geleceklermiş.                     Okulu gelecek sene bitireceğim.

Kâmil dün akşam telefon etti.         Ayda bir uğrar buralara.

Toplantı iki saat sürdü.                   İnsanların vefasızlığını geç anladım.

] “-leyin” eki sınırlı sayıda zaman zarfı yapar:

sabahleyin, akşamleyin...

] “-leri” eki zaman isimlerine gelerek -iyelik anlamı taşımaksızın- “her ” anlamı katacak şekilde zaman zarfı yapar:

sabahları, akşamları, önceleri, ikindileri...

] “-İn” eki de zaman isimlerine gelerek zaman zarfı yapar:

yazın, kışın, ilkin, güzün...

] “-E, -dE, -dEn” ekleri ve bu eklerle birlikte bazı edatlar zaman zarfı yapar:

Yola çıktık; akşama geliriz sanırım.

Bayramlarda bütün aile bir araya toplanır.

Azıklarınızı geceden hazırlamıştım.

]Edat barındıran ve fiilin başlangıç ve bitiş zamanını bildiren zarflar edat tümleci olarak da değerlendirilebilir.

Sabahtan beri burada bekliyoruz.             Akşama kadar geri döner misin?

Günlerden beri yağmur yağıyordu.            Kar akşama kadar yağabilir.

]Zaman anlamı taşıyan zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları da zaman zarfı olarak kullanılır:

Buraya gelmeden haber verin.                           Bizi karşısında görünce şaşırdı.

Yaşadıklarını anlatırken gözleri yaşardır.          İstanbul’a geleli iki yıl oldu.

 

3. Yön Zarfları

 

Tanımı

Yalın hâlde kullanılarak fiilin yönünü (failin yöneldiği yeri) belirten zarflardır:

 

Özellikleri

]Çoğu “–Eri” ekiyle yapılmıştır.

“ileri, geri, beri, doğru, içeri, dışarı, aşağı, yukarı.”

]Bu zarflar eksiz kullanılır. Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri getirilirse dolaylı tümleç olur. Hâliyle isim olarak kullanılmış olur. Aynı kelimeler sıfat olarak da kullanılabilir.

Ahmet içeriye girdi.                                   (isim; dolaylı tümleç)

İlerisi çok güzel.                                         (isim; özne)

İleri ülkeler daha demokratiktir.                 (sıfat)

Doğru söz, aşağı yol, yukarı kat, geri hatlar... (sıfat)

 

Örnekler

Arkadaşlar, içeri girer misiniz?         Sesi duyar duymaz aşağı indim.

Dışarı çıkmak için uğraşıyordu.          Arabayı biraz daha ileri park et.

Beri gel, barışalım.                            Bu yoldan geri dönülmez.

Düşmana doğru ilerlediler.

 

4. Miktar Zarfları

 

Tanımı

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü yönünden tamamlayan, artıran, azaltan zarflardır.

“en, daha, pek, çok, az, biraz, kadar, denli, gibi, fazla...”

 

Özellikleri ve Örnekler

]Fiile veya sıfata sorulan “ne kadar?” sorusunun cevabıdır.

]Kendilerinden önceki ya da sonraki kelimeyle birlikte söze eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık, karşılaştırma anlamları katar.

Benim kadar çalışırsan başarılı olursun.        (eşitlik)

O da babası gibi yürüyor.                            (eşitlik, benzerlik)

Cennet kadar güzeldi vatanımız.                           (eşitlik, benzerlik)

Bu kadar çok çalışmak niye.                         (eşitlik)

Beş dakika kadar dinlenelim.                        (eşitlik, yaklaşıklık)

Yemeği biraz fazlaca yemişim.                    (biraz: eşitlik; fazlaca: aşırılık)

Ayakkabısı azıcık dar geliyormuş.                (eşitlik, aza yakın)

Düne göre azıcık iyileşmiş.                          (eşitlik, aza yakın)

] “en” kelimesi aşırılık, en üstünlük anlamı verir:

En yakın arkadaşı benim.                                       (en üstünlük; sıfattan önce)

En çok çalışan canlı karıncadır.                     (en üstünlük, zarftan önce)

] “daha” kelimesi karşılaştırma, üstünlük anlamları katar.

O senden daha çabuk bitirdi.                      (üstünlük; zarftan önce)

Daha güzel bir araba aldı.                            (üstünlük; sıfattan önce)

Not: “daha” kelimesi zaman ve “başka” anlamı da katabilir. “bir” kelimesiyle birlikte yineleme zarfı olur:

Songül daha telefon etmedi.                        (zaman zarfı, henüz anlamında)

Buralara bir daha gelebilir miyiz?                Yineleme zarfı

Hepsini aldınız, daha ne istiyorsunuz? (“başka” anlamında)

] “çokça, çok, pek çok, çok az, gayet, fazla, fazlaca, epey” kelimeleri aşırılık anlamı katar.

Bugünlerde çok az uyuyor.                  Gayet çalışkan bir insandı.                

Dergiyi çıkarmak için epey çalıştık.    Adem pek akıllı bir çocuktur.

Fazla okuyor, gözleri bozulacak.

] “eksik, seyrek, sık” kelimeleri işin ne kadar sıklıkla yapıldığını belirtir:

Bugünlerde sık görüşüyoruz.            Parayı iki milyon eksik vermiş.

Eskisi gibi değil; seyrek uğruyor.

] “aşağı yukarı, şöyle böyle” ikilemeleri “yaklaşık” anlamı katar.

Bursa’da aşağı yukarı bir ay kaldık.               Ankara’ya geleli şöyle böyle 9 yıl oldu.

 

5. Soru Zarfları

 

Tanımı

Eylemin anlamını soru yoluyla belirten zarflardır, daha doğrusu diğer zarfları ve cümledeki zarf tümlecini bulmaya yarayan soru kelimeleridir.

 

Özellikleri ve Örnekler

]Diğer zarf çeşitlerinin çoğunun soru şekli vardır.

“ne zaman, ne kadar, nasıl, niçin, ne diye, ne, ne biçim, nice, ne denli”

]Soru cümlesi yapar:

Akşam eve kaçta gelirsin?        O nasıl konuşuyor öyle?

Siz ne biçim konuşuyorsunuz?   Daha ne kadar bekleyeceğiz?

Niçin bunları bana veriyorsun?  Bu saate ne gezip duruyorsunuz?

İşleri ne zaman bitireceksiniz?

]İçinde soru zarfı bulunan bütün cümleler soru cümlesi değildir:

Eve kaçta geleceğimi şimdiden söyleyemem.

Ne iyi insanlar bunlar...

Ne güzel söyledi.

 

6. Gösterme Zarfı

Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. “işte” kelimesiyle yapılır.

İşte şimdi geliyorum.

Bak işte dinliyorum.

 

B. Zarflarda Pekiştirme

Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.

Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.

Yağmurda sırılsıklam ıslandılar.

Güpegündüz nereye gidiyorsun?

Soğuktan tortop yatıyor.

Evrakları paramparça mı getirecektin?

 

 

c. Yapı Bakımından Zarflar

Yapı bakımından zarflar basit, türemiş, birleşik ve öbekleşmiş olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Zarflar

Kök hâlinde olan, ek almamış zarflardır:

“yarın, gece, geç, dün, pek, az, fazla, sık, iyi, çok, hiç, sabah, akşam, henüz...”

2. Türemiş Zarflar

Yapım ekiyle veya yapım eki gibi kullanılmış bazı çekim ekleriyle yapılmış zarflardır:

“sabırlı, aylarca, önce, dostça, sınıfça, yiğitçesine, erken, sabahleyin, kışın, ilkin, ileri, soğuk, içeri, dışarı, aptalca, mosmor, sanıyorum, kaçta, koşarak, okumadan, gelince, şimdilerde...”

3. Birleşik Zarflar

Birden fazla kelimenin bir araya gelip kaynaşarak oluşturdukları zarflardır:

“bugün, biraz, böyle, şöyle, birdenbire, niçin, ilk önce, nasıl...”

4. Öbekleşmiş Zarflar

Birden fazla kelimenin farklı yollarla (ikileme, edat grubu, zarf-fiil grubu) bir araya gelerek oluşturdukları zarflardır:

“hemen hemen, gece gündüz, er geç, ikide bir, aşağı yukarı, hemen şimdi, kırk yılda bir, öğleden sonra, arada sırada, yana doğru, az çok, -den sonra, -e dek, bazı bazı, şöyle böyle, üç aşağı beş yukarı, doğru dürüst, okuma sırasında, geldiği zaman...”

 

d. Zarf Fiiller ( Ulaçlar-Bağ Fiiller ) :

Eylemsilerin bir bölüğüdür. Eylemsiler, eylemden türediği halde aldığı eylemsi ekleriyle adlaşan ve bir miktar eylem hissi vermekle birlikte eylemin bütün özelliklerini göstermeyen sözcüklerdir. Eylem çekime girmezler. Ad çekim eklerini alırlar.Yan cümle kurarlar.Olumsuzları yapılabilir.Ulaçlar (zarf fiiller , bağ fiiller ) , ortaçlar (sıfat fiiller ),eylemlikler (isim fiiller) olmak üzere üç çeşidi bulunur. Zarf - fiiler birleşik cümle kurarlar. Birleşik cümlenin yan cümlesinin oluşturulmasında görev alırlar. Cümlede zarf tümleci görevinde bulunurlar.

Türkiye Türkçe’sinde ulaç eylem kök ve gövdelerine  /–p , -ıp , -ip , -up , -üp / -arak  -erek / -a , -e  / -ınca , -ince , -unca , ünce / -madan , meden / -maksızın meksizin / -dıkça, - dikçe , -dukça , -dükçe / -tıkça , -tikçe ,-tukça , -tükçe/-alı , -eli /-ken / -dığında , diğinde ,duğunda , düğünde /-tığında , tiğinde , tuğunda , tüğünde  / ekleri getirilerek yapılır .

Ayşe,eve gelip hemen ödevlerini yapmaya başladı.          

Yan Cümle             Temel Cümle                  

Yapısına Göre : (Eylemsiyle kurulan) Birleşik Cümle

Ayşe  ,                eve gelip          hemen             ödevlerini              yapmaya başladı.

Gerçek Özne     Zarf Tümleci   Zarf Tümleci   Belirtili Nesne                Yüklem

Zamir

 

ZAMİRLER (adıllar)

İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu kelimelerle bazı eklere zamir denir. 

Ahmet’ten öğrendim             ondan öğrendim

Kitabı gördün mü?       bunu gördün mü?

Öğrenciler dışarı çıktı hepsi/herkes dışarı çıktı.

 

Zamirlerin Özellikleri

1.      İsim soyludur.

2.      Bir ya da birden fazla ismin yerini tutarlar. Onları öğrenmek için de kullanılırlar.

3.      Anlamdan çok görev yönü ağır basar.

4.      İsimlerin yerini geçici olarak tutarlar.

5.      İsim çekim eklerini (hâl, iyelik, çoğul ekleri) –genellikle– alabilirler.

6.      Tekil ve çoğul şekilleri vardır.

7.      Dolayısıyla cümlede isim gibi kullanılabilirler.

8.      Cümlede tek başlarına görev üstlenebilirler.

9.      Birçok sıfat, zamir olarak da kullanılabilir.

 

Zamirlerin Çeşitleri

Zamirler, isimlerin yerini tutma şekillerine ve yerini tuttukları isimlere göre çeşitlere ayrılırlar:

KELİME HALİNDEKİ ZAMİRLER. 

1. Şahıs Zamirleri

Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.”

]Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.

Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.

Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:

Benim kalemim, senin defterin, onun çantası, bizim okulumuz, sizin sınıfınız, onların bahçeleri, bizlerin kaygısı, sizlerin iyiliği... kalemim, defterini al, çantası, okulumuz, sınıfınız, bahçelerine bak...

Bu tür tamlamalarda tamlayan vurgulanmak istenirse düşürülmez:

Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Başkasının değil, senin. Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)

Biz bugün senin misafiriniz. (Başkasının değil, senin.)

 

 

Tamlayan atıldığında yanlış anlaşılma olacaksa atılmaz:

Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)

Onun eşyalarını bize getir.             Eşyalarını bize getir

Senin doğum tarihini bilen yok mu?     Doğum tarihini bilen yok mu

Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.

]“ben” ve “sen” zamirleri yönelme hâl eki aldıklarında ses değişikliği meydana gelir:

Ben          bana

Sen          sana

] “sen” yerine saygı ve incelik olsun diye “siz” de kullanılır. Tabi bu durumda yüklem de çoğul olmalıdır.

Siz bu olayı görmediniz mi?

]Böbürlenmek amacıyla “ben” yerine “biz” kullanılabilir:

Böylelerinin hakkından gelmesini biliriz biz.

Dönüşlülük zamiri

Şahısları pekiştirerek bildiren ve fiildeki işin, özne tarafından bizzat yapıldığını ya da yapana dönüşünü bildiren zamirdir. Şahıs zamiri olarak da bilinir:

Dönüşlülük zamiri “kendi”dir.

]Bu zamir diğer zamirlerden farklı olarak bütün iyelik eklerini alabilir. İyelik eklerini üzerine hâl ekleri getirilebilir.

Kendi-m-de

Kendi-n-den

Kendi-si-n-i

Kendi-miz-in

Kendi-niz-le

Kendi-leri-n-ce

] İyelik eki almadan tamlayan olabilir.  Bu durumda belirtili isim tamlaması sayılır:

Kendi elim

Kendi arkadaşın

Kendi babası

Kendi evimiz

Kendi okulunuz

Kendi fikirleri

]Özneyle (isim veya zamir) birlikte, pekiştirme görevinde (bizzat anlamında) kullanılır:

“Saide Hanım, bir kitap okuyordu. Başını kaldırdı, kocasını süzdükten sonra:

-Siz kendiniz de inanmıyorsunuz ya! dedi.

-Ama, inanılır şeyler mi? (Memduh Şevket Esendal; Saide)

Ben kendim de yaparım.

Vali Bey, kendisi emir vermiş.

O kendisi okusun.

]Fiilin özneye dönüşünü bildirir:

Çocuk kendisi yıkanmış.

]Tamlama hâlinde ve tek başına yapılan bir işi anlatmak için kullanılabilir:

“Yüzlerce defa kendi kendime sorduğum bu suale içimizdeki yanık, hicranlı sesten ayni cevabı alıyordum...”

“Tabiatın pek nafile yere bana verdiği bu gençlik hazinesinin kendi kendine tükenip gittiğine sızladım...”

Not : şahıs eki olarak kullanılabilirler.

2. İşaret zamirleri

İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.

]İyelik eki almazlar; diğer isim hâl eklerini alabilirler. Dolayısıyla isim tamlamalarında ancak tamlayan olabilirler.  

bundaki, burada, onlarla, şundan, ötekiler...

bunun rengi, buranın havası, onların evi, ötekinin bahçesi...

Başlıca işaret zamirleri şunlardır:

“bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öteki, beriki, bura, şura, ora, burası, şurası, orası, böylesi, şöylesi, öylesi...”

Bunu kim yaptı?             Şunda ne var?                   Benim kitabım o değil.

Bunlar size ait.              Şunlar da sizin olsun.         Onlar kime kaldı?

Ötekini bana ver.          Beriki sende kalsın.            Bura bana pek yabancı gelmedi.

Şura nasıl?                    Ora daha iyi.                      Burası da fena değil.

Şurası yakın sayılır.       Orası çok uzak.                  Böylesi, insanı rahatsız eder.

Şöylesi de doğru olmaz ki.      Öylelerinden her zaman kaçarım.

“bu, şu, o, öteki, beriki, böylesi, şöylesi, öylesi” kelimeleri çeşitli görevlerde kullanılır:

bu:     işaret zamiri               Bunu biliyor musun?

         işaret sıfatı                Bu bilgiyi nereden aldın?

şu:     işaret zamiri               Şunu görmüştüm.

         işaret sıfatı                Şu eşyaları taşıyalım.

o:       şahıs zamiri       O bu akşam geç gelecek.

         işaret zamiri               O benim elmam.

         işaret sıfatı                O elma benim.

Aşağıdaki kelimeler de hem işaret zamiri hem de sıfat olarak kullanılabilir.

 

Öteki          Ötekini bana ver.

                   Öteki kitabı ver.

Beriki                   Beriki sende kalsın.

                   Beriki kaset sende kalsın

Böylesi        Böylesi, insanı rahatsız eder.

                   Böylesi davranışlar.

Şöylesi        Şöylesi de doğru olmaz ki.

                   Şöylesi bir tarzla yapmak.

Öylesi                   Öylesinden her zaman kaçarım.

                   Öylesi insanlardan.

 

 

Bu kelimelerin sıfat mı zamir mi olduklarını anlamak için şu soruları sorarız:

İsmin yerini mi tutuyorlar, yoksa ismi niteliyor ya da belirtiyorlar mı?

Zamirler ismin yerini tutar; sıfatlar isimle birlikte kullanılır.

Tekilleri ve çoğulları var mı?

Sıfatların çoğulları yoktur; zamirlerinse vardır.

Hâl eklerini alıyorlar mı?

Sıfatlar hâl ekleri almaz, zamirler alır.

 

3. Belgisiz zamirler

 

Birden fazla ismin yerini tutan ya da hangi ismin yerini tuttuğu açıkça belli olmayan zamirlerdir. Bunların çoğu, belgisiz sıfatlara çekim eki (3. şahıs iyelik ekleri) getirilerek yapılır. Sıfatla ilgisi olmayanlar da vardır.

“biri, birisi, hepsi, kimi, kimisi, hepsi, tamamı, herkes, kimse, hiç kimse, çoğu, bazısı, birkaçı, birazı, birçoğu, başkası, her biri, öteberi, şey...”

Belgisiz sıfattan yapılanlar:

“birkaç-ı, bazı-ları, bir-i, pek çoğ-u, pek az-ı, bazı-sı, tüm-ü, bütün-ü, bir kısm-ı, her bir-i, başka-sı, hiçbir-i...”

“filân” kelimesi de olduğu gibi hem sıfat hem zamir olarak kullanılır.

Hepsini tekrar çağırdılar.  Kimi de gelmeyi hiç düşünmedi. Buraya hepsinin gelmesi gerekiyordu. Tamamından sen sorumlusun. Herkes böyle düşünmez.  Kimse senin gibi olamaz zaten. Çarşıdan ne kadar öteberi aldın?  Birkaçı dün de gelmişti.  Bazıları bu sabah gelmeyi düşündüler.  Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar.   İnsanların pek çoğu bu konuda bilinçsizdir.  Çalışanların pek azı hak ettiğini alır.  Bazısı da hep mağdurdur.  Elindekilerin tümünü yere bırak.  Bütününü görmeden bir şey diyemem.  Bir kısmını görmekle karar verilmez.  Her biri ayrı özellikler taşır.  Başkasının yerine konuşamam.  Hiçbiri bunu uygun görmez.  Falanın filânın  ne dediği önemli değil.  Kendisine bir şey söyleyecektim.

 

]Bazı ikilemelerde ikinci ve anlamsız olan kelime zamirdir.

Para mara istemem.

Kalem malem alacağım.

]Belgisiz zamirlerin de sıfatlardan ayırt edilme yolu bütün zamirlerde (özellikle işaret zamirlerinde) olduğu gibidir. Zaten belgisiz zamirler ek almış oldukları hâlde sıfat olarak kullanılamazlar.

 

]Belgisiz zamirler isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olabilir:

Öğrencilerin pek çoğu          Pek çoğunun velisi

Adamın kimsesi yoktu          Kimsenin işine karışmam.

 

 

4. Soru zamirleri

Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.

“ne, kim, hangisi, nere, kaçı”     Yanında ne getirdin?           Bunları sana kim anlattı.

Özellikleri ve Örnekler

]Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.

Kimin geldiğini bilemem.           Hangisini istediğini anlamadım.

]“hangi ve kaç” sıfatları iyelik eki alarak zamir olular.

Hangisi sizinle geldi?               Soruların kaçı cevaplandı?

]Soru zamirleri hâl eklerini alabilir.

Buraya nereden geldiniz?        Nereden gelip nereye gidiyoruz?

Burada kimi bekliyorsun?        Bu masa neden yapılmış? (tahtadan)

]Soru zamirleri isim tamlamasında tamlayan da tamlanan da olabilir.

Kimin yanında bozuk para var?         Bu da neyin nesi?        Bizim neyimiz eksik?

 

EK HALİNDEKİ ZAMİRLER.

1. İlgi zamiri

Belirtili isim tamlamasında tamlananın yerine kullanılır. Tamlayan eklerinin üzerine gelir. Ek hâlindeki tek zamirdir. “-ki” Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.  Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

benim kalemimbenimki        onun elionunki Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.  Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.

Türkçe’de üç tane “ki” vardır:

a. “ki” Bağlacı

Sadece “ki” biçimi vardır.  Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır. Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır. “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-   Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.

Bir şey biliyor ki konuşuyor.

b. “-ki” İlgi Zamiri

Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.

Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

senin kaleminseninki, Ali’nin eliAli’ninki, onun düşüncesionunki...

c. “-ki” Yapım Eki

İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.

Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-de” hâl ekiyle birlikte kullanılır.

Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...

masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...

2. İyelik zamiri

İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılmadığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.

kitab-ım,  kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları

masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları

su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları

ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

 

ZAMİRLERİN  TÜRLERİ

Basit Zamirler

Kök hâlindeki zamirlerdir:

Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, hepsi, çoğu, birisi, hangisi, kaçı, bazısı...

Birleşik Zamirler

Birden fazla kelimeden oluşan zamirlerdir.

Hiçbiri, birtakımı, öbürü...

Öteki beriki, falan filân, şundan bundan, herhangi biri, ne kadarı...

 

Sıfatların Adıllaştırılması (Zamirleştirilmesi)

O kitap henüz gelmedi.

O henüz gelmedi.   (“o” sözcüğü kitabın yerine kullanılan zamirdir.)

 

 

SIFATLAR ( ÖN AD )

 

SIFATLAR ( ÖN AD )

 

İsimlerden önce gelerek onların anlamlarını sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onları niteleyen ve belirten kelimelere sıfat denir. Bu iki kelimenin (sıfat + isim) oluşturdukları kelime grubuna da sıfat tamlaması denir ki bütün sıfat çeşitleriyle sıfat tamlaması oluşturulabilir. 

Kolay iş, bu sorular, küçük çocuk, hangi ev, iki elma, üçüncü sınıf...

A. SIFATLARIN ÖZELLİKLERİ:

1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:

O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor... Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”

o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneşli mavi gök

2. Tek başlarına kullanıldıkları zaman isim değerindedirler. Çünkü ancak bir isimden önce geldikleri zaman sıfat oldukları anlaşılabilir:

yeşil elbise  (sıfat)                  yeşili severim (isim)

İhtiyar kadın (sıfat)                İhtiyarlara iyi davranmalıyız (isim)

Büyük park (sıfat)                   parkların en büyüğü (isim)

3. Tek başlarına kullanıldıklarında isim değerinde oldukları için alabildikleri isim çekim eklerini, yani hâl eklerini, iyelik eklerini ve çoğul ekini, bir isimden önce gelerek onu niteledikleri ya da belirttikleri zaman, yani sıfat olarak kullanıldıkları zaman alamazlar:

Bir basamak yukarı çık.   sıfat

Birler basamağı              isim

Yürüyen merdiven           sıfat

Yürüyenler ve koşanlar    isim

4. Bir sıfatla onun nitelediği ya da belirttiği bir isim arasına noktalama işareti (özellikle virgül) konmaz. Virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış olur, dolayısıyla isimleşir.  

Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)

Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)

5. Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir: 

Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.

 

6. Sıfatın varlığından bahsedildiği her yerde mutlaka sıfat tamlaması vardır; o sıfatla (soru sıfatı da olsa) bir tamlama oluşturulmuştur.

Mavi boncuk , ikişer kişi , hangi kalem?

7. Bir sıfat birden fazla ismi tamlayabilir. Birden fazla sıfat da bir ismi tamlayabilir.

Geniş oda , sofa ve salonlar.           Uzun ince bir yol.

8. Sıfatlar isim tamlamalarının başına yada ortasına gelebilir.

İstanbul’un ıssız sokakları.           Güzel İstanbul’un ıssız sokakları.

 

B. SIFAT ÇEŞİTLERİ

Sıfatlar görev ve anlam yönünden, yani kendilerinden sonra gelen isme kattıkları anlam yönünden önce ikiye, sonra daha alt başlıklara ayrılırlar:

1. Niteleme Sıfatları

2. Belirtme sıfatları

a. İşaret sıfatları

b. Sayı sıfatları

- Asıl sayı sıfatları  -Sıra sayı sıfatları  -Kesir sayı sıfatları  -Üleştirme sıfatları

c. Belgisiz sıfatlar

d. Soru sıfatları

 

1. Niteleme Sıfatları

]İsimlerin şeklini, durumunu, hareketini, rengini, kısacası kalıcı özelliklerini gösteren sıfatlardır. Niteleme sıfatları isimlere sorulan “nasıl” sorusunun cevabıdır:

Penceresinden kavak ağaçları görünen  sağlık ocağı

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

uçuşan / pamukçuklar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

Koca / bahçe

Tasasız / gözler

Güzel / çerçeveler

Kocaman / masa

Mavi deniz, tatlı su, kötü gün, yakın arkadaş, çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa, bayan memur, erkek adam, temiz giysi, güzel insan, düz yol, çatal çivi, sivri tepe, yassı burun...

 

2. Belirtme Sıfatları

 

İsimleri sayı yönünden tamlayan; yerlerini işaret eden; özelliklerini belli belirsiz olarak bildiren; onların özelliklerini soran sıfatların tümüne belirtme sıfatları denir. Belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini bildirirler:

Bu adam, o adam, şuradaki adam, (herhangi) bir adam, bir (tane) adam, / kaçıncı adam?, hangi adam?...

 

 

a. İşaret Sıfatları

İsimleri işaret ederek belirten ve yerlerini bildiren sıfatlardır.

 

“bu, şu, o, öteki, beriki, böyle, şöyle...”

 

Bu soruyu kim cevaplayacak?

Kitabı şu genç almıştı.

O eşyaları nereye götürüyorsun?

Öteki sorulara geçiniz.

Beriki masaları da taşıdık.

 

 

b. Sayı Sıfatları

İsimlerin sayılarını, bölümlerini, sıralarını, parçalarını kesin olarak belirten sıfatlardır. 

Hangi sorusunun cevabıdır.

 

i. Asıl Sayı Sıfatları

 

İsimlerin sayılarını kesin olarak belirten sıfatlardır: 

Her gün iki saat ders çalışır, bir saat de kitap okurum.

Bir ağaç bile bırakmamışlar; kesmişler.

Yüz yıl öncesine geri döndük.

Türkiye nüfusunun yetmiş milyon olduğu söyleniyor.

Beş milyon ton patates

10 cm ip, 2 m kumaş, 100 ton kömür, 3 kg şeker...

 

]Başında asıl sayı sıfatlarından biri bulunan bir isme çoğul eki getirilmez. ”Beşevler, Altmışevler, Yedi Cüceler, üç aylar, Kırk Haramîler, beş milyonlar, on milyonlar (banknotlarımız)”gibi örnekler bu kurala uymaz.

 ]Sayı sıfatlarıyla niteleme sıfatları art arda kullanılırsa sayı sıfatı önce gelir:

iki değerli arkadaş, üç kırık cam...

 

ii. Sıra Sayı Sıfatları

 

İsimlerin sıralarını, derecelerini belirten sıfatlardır.

“-ncİ” eki ya da nokta kullanılır.

77. yıl, 11’inci bölük, birinci gün, ikinci gelişimiz...

üçüncü kişiler, ikinci katlar...

 ] “ilk” kelimesi birinci anlamındadır:

İlk (birinci) caddeden sağa dönün.

 ] “son, sonuncu, ortanca” kelimeleri de sıra sayı sıfatıdır:

son fırsat, ortanca çocuk, sonuncu kişi...

iii. Kesir Sayı Sıfatları

 

İsimlerin, bütünün kaçta kaçı olduğunu gösteren sıfatlardır.

Yüzde bir ihtimal, yarım ekmek, çeyrek (dörtte bir) ekmek, yarıyıl, iki buçuk lira...

 

]Tamlayan çoğul yapılıp tamlananla yeri değiştirilebilir:

Yüzde otuz artış düşünülüyor.Düşünülen artış yüzde otuzlarda.

 

iv. Üleştirme Sayı Sıfatları

 

İsimlerin bölümlere ayrıldığını, bölüştürüldüğünü gösteren sıfatlardır.

“-(ş)er” ekiyle yapılır.

 

Üçer kişi, ikişer elma, yedişer kişi, ellişer milyon, birer gün arayla,

  

NOT: Bir defada doğan birden fazla kardeşler için kullanılan “z” sesi çokluk bildirir. Sayı sıfatıdır.

üçüz bebek, beşiz çocuklar.

 

c. Belgisiz Sıfatlar

İsimlerin sayılarını ve miktarlarını kesin olarak değil, yaklaşık, aşağı yukarı, belli belirsiz bildiren sıfatlardır.

 

“bir, birkaç, birçok, az, çok, biraz, birtakım, bütün, bazı, tüm, her, hiçbir, herhangi bir, kimi...

 

başka / bir / boyut,   kimi insanlar,  bir yaz günü, bazı sıfatlar, herhangi bir zaman ,  her soru, birtakım insanlar, birkaç kişi, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.  tüm insanlar,   bütün varlıklar...Bütün insanlar   Birkaç kişi    Çoğu insan

 

Not: Asıl sayı sıfatı olan “bir” ile belgisiz sıfat olan “bir” karıştırılabilir. “bir” kelimesi “tek” kelimesinin karşılığı ise asıl sayı sıfatıdır. Değilse belgisiz sıfattır:

Bir çiçekle yaz olmaz                bir tane çiçek.                         asıl sayı sıfatı

Onu bir akşam vakti gördüm. Herhangi bir akşam vakti   belgisiz sıfat

 

d. Soru Sıfatları

Tanımı:

Soru sıfatları, isimlerin nitelik ve niceliklerini soru yoluyla öğrenmeyi amaçlayan, cevapları da herhangi bir sıfat olan kelimelerdir.

 “ne, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü...”

Özellikleri

]Soru sıfatları cümleyi soru cümlesi yapar. Bazı durumlarda da yapmaz:

Bu nasıl bir dünya; hikâyesi zor...

Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?

]Soru sıfatlarıyla da sıfat tamlaması oluşturulur.

Kaç gün sonra geleceksin?

Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?

 

Örnekler

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.

Kaçıncı sınıfta okuyor?

Ne gün geleceğini söyledi mi?

Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?

Kaçta kaç hisse istersin?

 

NOT: “ne” kelimesi sıfat, zarf ve zamir olarak kullanılabilir.

Ne bakıyorsun?                      Zarf

Ne almak istiyorsun?                Zamir

Ne gün geleceksin?                           Sıfat

Ne iş yapıyordunuz?                 sıfat

Bugün ne çalıştık ama.               zarf

 

C - SIFATLARIN DERECELENDİRİLMESİ 

 

1. Sıfatlarda Kuvvetlendirme ve pekiştirme

 ]Zarflarla ve edatlarla anlam kuvvetlendirilebilir: 

çalışkanarı gibi çalışkanarı gibi çalışkan çocuk

güzelCennet kadar güzelCennet kadar güzel vatan

verimliçek verimliçok verimli topraklar

Burada “cennet kadar” kelime grubu “güzel” sıfatını; sonra hepsi birden “vatan” kelimesini nitelemiş.

 ]Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:

 Bir sıfatın ilk iki sesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenir.

Sarı sayfalarsapsarı sayfalar

Kırmızıkıpkırmızı elbise

Mormosmor bir yüz

Yeşilyemyeşil tabiat

Temiztertemiz toplum

Uzunupuzun araba

NOT:Bu kurala uymayan pekiştirme sıfatları da vardır:

Sapasağlam, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...

]ikileme ve tekrar yoluyla da anlam kuvvetlendirilebilir. Tekrar edilen kelimeler arasına “mİ” soru eki de konabilir:

doğru dürüst bir iş, boylu poslu bir adam, az buz para değil...

yüce yüce yaylalar, Mini mini eller, tatlı tatlı diller...

tatlı mı tatlı diller, sevimli mi sevimli bir yüz, sıcak mı sıcak bir hava...

 

2. Sıfatlarda Anlam Daraltma

 

]Sıfatların anlamlarında, bazı eklerden yararlanarak kısma, daraltma, küçültme yapılabilir. Bunun için “-Cİk, -ÇE, -cEk, -(İ)msİ, -(İ)mtırak” ekleri kullanılır:

 

Geniş bir oda     daha az genişi             genişçe bir oda

Uzun bir çocuk   daha az uzunu              uzunca bir çocuk

Büyük ev            daha az büyüğü            Büyükçe / büyücek bir ev

Küçük çocuk       daha az küçüğü            küçükçe / bir çocuk

Tatlı elma          daha az tatlısı             tatlımsı bir elma

Ekşi erik           daha az ekşisi             ekşimsi / ekşimtırak erik

 

“-Cİk” eki küçüklük, azlık anlamı taşıyan sıfatlara getirilir ve aşırılık anlamı katar:

 

Kısa kol             daha da kısası             kısacık kol

İnce ip              daha da incesi             incecik ip

Az ekmek          daha da azı                  azıcık ekmek

Minik yavru        daha da miniği             Minicik yavru

Küçük kız           daha da küçüğü            Küçücük kız

Ufak el              daha da ufağı              Ufacık el

Yumuşak eller              daha da yumuşağı         Yumuşacık eller

 

D. YAPI BAKIMINDAN SIFATLAR

 

Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:

 

1. Basit Sıfatlar

 

Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.

Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.

 

2. Türemiş Sıfatlar

 

İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.

 

Kiralık ev, yıllık izin, tuzlu su, Aydınlı Hasan, işsiz adamlar, ölü balık, sütçü kadın, yarınki maç, genişçe bir oda, büyücek bir ev, ekşimsi / ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip...

Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

uçuşan / pamukçuklar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

Kocaman / bir masası ve koltuğu

çalışkan öğrenci, sulu yaz,

 

3. Birleşik Sıfatlar

Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır.

Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk...

 

Kaynaşmış birleşik sıfatlar

Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek oluşturdukları sıfatlardır.

Canciğer dost, vatansever sanatçı, pisboğaz çocuk, mirasyedi gençler, kahverengi elbise, eşsesli kelimeler, birkaç adam, herhangi bir öğretmen, biraz zaman, birtakım elbiseler...

Kurallı birleşik sıfatlar

­Sıfat tamlaması + “-li” yapım eki

 büyük yapraklı ağaçlar, dost bakışlı insanlar, kısa boylu asker, büyük kapılı bina, kırık camlı ev...

 ­Sıfat tamlaması + “lIk” eki

yarım günlük mesai, üç kuruşluk iş...

­İsim +  iyelik eki + sıfat

salonu büyük (bir) ev, çenesi düşük adam, saçı uzun bebek, rengi soluk kumaş...

­Takısız isim tamlaması + “-lİ” yapım eki

taş duvarlı ev, aslan yürekli çocuk, demir kapılı bahçe...

 ­İsim + “-DEn” ayrılma hâl eki + isim-fiil:

 kulaktan dolma bilgiler...

 ­İkileme + isim

evsiz barksız insanlarımız, tatsız tuzsuz işlerimiz, irili ufaklı eşyalar...

­İsim + ek + fiilimsi + isim     ( an ası mez ar dik ecek miş )

işini bilir memur

­Deyim + isim

cana yakın arkadaşlar, çenesi düşük insan...

 

E- SIFAT TAMLAMASI

(Bir veya daha fazla sıfatın bir (veya daha fazla) ismi sayı, renk, biçim, hareket, durum, sayı ve yer bakımından nitelediği veya belirttiği kelime gruplarına sıfat tamlaması denir. )Sıfat tamlaması sıfat + isim gurubunun birlikte oluşturdukları yapılardır. Bütün sıfatlar niteledikleri yada belirttikleri isimlerle birlikte sıfat tamlaması oluştururlar.

Mavi boncuk , bir ev, hangi komşu? Bir güzel kızcağız.

]Sıfat tamlamalarında eğer tamlanan zaten tamlayanın anlamında varsa düşürülür. Bilinir ki o sıfat o isimden başkasına ait değildir. Bu durumda bu sıfatlara adlaşmış sıfatlar denir:

 

Ağlayan insanlar bir gün güler.          ž        Ağlayanlar bir gün güler.

Gelen ... giden ... aratır                     ž        Gelen gideni aratır.

Hasta adamı hastahaneye yetiştiremediler ž Hastayı yetiştiremediler.

Özellikleri

 ]Sıfat tamlamalarında birinci kelimeye tamlayan; ikincisine de tamlanan denir. Tamlayan, tamlananın anlamını bütünler. Tamlayan, yani sıfat yardımcı unsurdur; tamlanan, yani isim de asıl unsurdur. Tamlayan başta gelir, tamlanan sonda. Bu “Türkçe’de yardımcı unsur başta; asıl unsur sonda bulunur” kuralına göre açıklanabilir. Grubun vurgusu tamlayandadır.

 

F - KELİME GRUBU HALİNDEKİ SIFATLAR :

Bazı sıfat tamlamalarında sıfat unsuru bir kelime grubu olabilir .

Derin derin (düşünceler) , çok serin (su) , sokağın ucundaki (ev) , yirmi üçüncü (gün) , beş milyar (lira) , aksakallı (ihtiyar)…

 

G - SIFAT FİİLLER (ORTAÇLAR) :

Nesnelerin hareket özelliklerini anlatan sıfatlara denir  Sıfat fiil eklerinin bazıları fiil çekiminde kullanılan haber ve dilek kipi ekleri ile aynıdır . Bunları birbirine karıştırmamak gerekir . Haber ve dilek kipi ekleri zaman bildirerek fiilleri çekimli hale getirirler . Sıfat fiil ekleri ise fiillerden sıfat olarak kullanılan isimler yapar .

O yarın akşam bize gelecek (gelecek zaman kipi eki  -ecek)

Gelecek hafta sınavım var . (Sıfat fiil –ecek eki fiilden isim yapmış bu isim hafta sözcüğüne sıfat olmuştur.)

Sıfat Fiil Ekleri şunlardır:

a-) –acak / -ecek  : okun-acak (kitap) , yapıl-acak (iş)

b-) –an /-en : koş-an (çocuk) , bekle-n-en (gün)

c-) –dık / -dik /-duk / -dük ; -tık / -tik / -tuk / -tük : tanı-dık (kişi) , duyul-ma-dık (olay) , bil-dik (adam) … Bu ek genellikle iyelik eki olarak kullanılır . oku-duk-um (kitap) , sev-dik  (ğ)– (i) iş , gör-dük-üm  film

d-) –maz / -mez : utan-maz (çocuk) , çekil-mez (dert) , bit-mez (iş) …

e-) –mış / -miş /-muş / -müş : oku-muş (insan) ,   gör-müş geçir-miş (kadın) …

f-) –r ; -ar / -er : gör- ü –r (göz) , yaz-ar (kasa) , gül-er (yüz) …

 

 

H - SIFATLARIN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ :

 

Daha : Sıfatlar “daha” zarfıyla üstünlük kazanırlar . Kıyaslama yapılmasını sağlar . Sıfatın birinci üstünlük derecesidir . Bir nesnenin , varlığın diğerinden daha üstün olduğunu vurgular.

Ayşe Fatma’dan daha çalışkandır . Ali Veli’den daha güçlüdür .

 

En : “En” zarfı sıfatların en üstünlük derecesini verir . Önüne geldiği sıfatın anlamını güçlendirir . Bir nesnenin varlığının diğer benzerlerinden en üstün olduğunu gösterir .

Zehra sınıfın en çalışkan öğrencisidir . Suna Benim en iyi arkadaşımdır . 

 

 

ÜNLEMLER

 

ÜNLEMLER

Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.

Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.

 

Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:

1. ASIL ÜNLEMLER

Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.

Seslenme Ünlemleri

Ey Türk Gençliği!                      Hey! Biraz bakar mısın?

Bre melûn! Ne yaptın?              Hişt! Buraya gel!                     Şşt! Sus bakayım!

 

Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.

Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!

 

Duygu Ünlemleri

Ee, yeter artık!              Aa! Bu da ne?                  Ah, ne yaptım!

Eh! Fena değil.                Ay, elim!                         itme ha!

Hah, şimdi oldu!               Hay Allah!                      Vah zavallı!

Vay sersem!                    Aman dikkat!                  Eyvah! Geç kaldım!

İmdat! Boğuluyorum!

 

2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER

Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.

 

Komşular!              Babacığım!            Simitçi!                 Çok ilginç!

Ne kadar güzel!     Çabuk eve git!                Ne olur yardım et! Çık dışarı!

 

Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.

 

Şır!    Çat!   Güm!  Hav!   Miyav!   Tıs!

 

 

 

KELİME OLAYLARI

KELİME OLAYLARI

BENZETME: Nitelik açısından zayıf olan öğenin kuvvetli olan öğeye benzetilmesidir.

“Tilki gibi kurnaz adam.”  cümlesinde kurnazlık açısından zayıf olan unsur (adam), kurnazlık açısından kuvvetli olan unsura (tilkiye) benzetilmiştir.

Benzetmenin dört önemli unsuru vardır:

Benzeyen                        : Nitelik açısından zayıf olan unsur

Kendisine benzetilen       : Nitelik açısından kuvvetli olan unsur.

Benzetme yönü               : Benzetme için kullanılan nitelik.

Benzetme edatı              : “gibi” kelimesi benzetme için kullandığımız edattır.

Benzetmenin unsurları:  “Tilki gibi kurnaz adam.” 

Benzeyen                       : adam

Kendisine benzetilen       : tilki

Benzetme yönü               : kurnazlık

Benzetme edatı              : “gibi” kelimesi

 

 

Önemli Not: Benzetmelerde bu dört unsurun tamamı kullanılmaz. Bazen benzetme yönü söylenmeyebilir:

Örnek: Arslan gibi adam

Bazen de sadece benzeyen ve benzetilen kullanılır:

Örmek: Altın başak

 

 

 

 

 

 

 

KİŞİLEŞTİRME ( TEŞHİS – İNTAK )

Ruhsuz, kişilikten yoksun olan, konuşamayan varlıklara şahsiyet verme, bir insan özelliği verme sanatıdır. (Teşhis insana özgü fiillerin diğer varlıklarda varmış gibi gösterilmesidir. Bu varlıkların konuşturulması ise intak sanatıdır.)

Örnekler:

 

 

1 Dinle neyden duy neler söyler sana             “Beni kamışlıktan kestiler keseli

   Derdi vardır ayrılıklardan yana                    Ben ağlarım ağlatırım herkesi”

(Mevlana)

 

 

2 Ben dereyim küçük                     3 Boynu bükük bayraklar

   Balıkların oynaştığı bir dere       4 Çatma çehreni ey nazlı hilal.

   Şuracıkta akar giderim

   Kötülüğüm yok kimseye.

 

 

5

Sevip ol goncayı ağyara hezar olmayalım

Alemin bir gül için çeşmine har olmayalım

(Enderunlu Vasıf)