Türkçe

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Cümlenin Öğeleri

CÜMLE

 

CÜMLE

 

Kural: Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir hareketi, durumu, tam ve eksiksiz olarak anlatan kelime ya da kelime grupları cümledir.

Cümleler bir tek kelimeden oluşabilirler.

Örnek: Mutluyum.  Gidiyorum.    Adın ne?   Mehmet.  Sobayı yaktın mı?       Evet.

Dikkat :

  1. Cümlenin olabilmesi için çekimli bir unsur ( isim veya fiil ) gereklidir ve yeterlidir. ( öğrenciyim ,    koştum ) yüklem fiilse cümlenin yüklemine göre cümleye fiil cümlesidir. Yüklem isimse isim cümlesi olur.

Örnek:     Ben bu okulda öğrenciyim.    İsim cümlesi .

 Bu gün maçta çok koştum.        Fiil cümlesi    

  1. Özne ve yüklem cümlenin temel öğeleri, nesne, dolaylı tümleç (yönelme, bulunma ve ayrılma tümleçleri)  ve zarf tümleci tamamlayıcı, yardımcı öğelerdir.

 

I . CÜMLENİN TEMEL ÖĞELERİ

 

YÜKLEM

Tanımı: Cümlede; iş, oluş ve hareket bildiren kelimelerdir. Çekimlidir.

Yüklem, cümlenin ana unsurudur. Yüklem olmazsa cümle olmaz. Yüklem genellikle cümlenin sonundadır. Şiirlerde ortada veya başta bulunabilir.

Örnek: Gitti beklediklerimiz. Bugün gitti beklediklerimiz. Beklediklerimiz gitti.

Bir cümlede bir tek yüklem vardır. İki tane yüklem varsa, iki tane cümle olur.

Örnek:Ali okula geldi. İbrahim, Niğde’ye gitti.   Öğretmen, ödevlerimize baktı.

Ben sabahları erken kalkar, elimi yüzümü yıkar, sonra okula giderim.

 

 

Dikkat: Yükleme en yakın öğe asıl vurgulanmak istenen öğedir.

Ben yarın okula gideceğim.

Yarın okula ben gideceğim.

Okula ben yarın gideceğim.

 

Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’dur.    Siz çok güzelsiniz.

Bence bu çetenin başı odur.          Okuldan ayrılmam  öğleden önceydi.

Başarının sırrı dürüstlük iledir.     Bu kapı demir gibidir.

Halil mutlaka şimdi evdedir.          Bu ev taştandır.       Burada elma var.

Biz kötü insanlar değiliz.               Senin istediklerin yok.

ÖZNE

Tanımı : Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur.

Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.  (YAPAN)

Elimdeki defter yere düştü. (OLAN)

Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır.

 

Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.               Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.

─Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?                 ─Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?

─Göçmen kuşlar                                                ─Kitaplar

 

Özellikleri:

Özneler cümlede açık ve gizli olarak bulunurlar.

Açık özne:  Cümlenin içerisinde yazılı halde bulunan özne.

Ali bugün bize geldi.

Gizli özne: gülmede varolmayan fakat yüklemdeki şahıs ekinden varlığı bilinen öznedir.

Yarın İstanbul’a gideceğiz.

Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar. Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.

Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.

Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar.

Durumu: Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir.

Hava durgundu.                                                      Özne, olan

Muayene odasının kapısı açılır.                                Özne, olan, yapılan

Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu.                              Özne, yapan

Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu.    Özne, olan

 

Türü: İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir:

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.

İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.

Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.

Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.

O, benim can dostumdur.

Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?

Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.

Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez.

 

Sayısı: Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir.

Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bir parıltı içinde erir.

Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.

Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.

Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı.

Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.

Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur.

 

Öznesiz Cümleler: Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.

Dün beni aramışsın.                  Sen: gizli özne

Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.

Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı.

Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir.

Bu sıcakta uyunmaz.        Bu söze gülünür.                           Yarın pikniğe gidilecek.

Burada kalınacak.            Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı.

 

Özne türleri:

Gerçek özne: Cümlede bildirilen işi yapan öznedir. Bu tür özneler yükleme sorulan kim? Sorusuyla bulunan öznelerdir. Gerçek özne cümlede gizli özne şeklinde de olabilir.

Mehmet çamaşırları yıkamamış.

Sözde özne: Cümlede işi yapan varlık belli olmadığından işten etkilenen varlık özne olarak kabul edilebilir. Eylemi ya da oluşu yapmayan eylemden oluştan etkilenen  öznedir. (edilgen çatılı fiillerde olur.)

Çiçekler soldu.   Cam kırıldı.  Yüzbaşı omzundan vuruldu.

Törenden önce, okulumuzun sınıfları süslendi.

Bu tür özneler yükleme sorulan ne? Sorusuyla bulunan öznelerdir.

 

Özne-yüklem Uyumu

Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir.

a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu

Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.

Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.        Hepsi burada toplanacak.

Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.

Akşam yemeğine herkes katılmadı.

Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi.

Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.

Üç günden beri kimse uğramadı buraya.         Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.

Hiçbiri anlatılanlara inanmadı.

“ne....ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.

Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir

Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi.

 

b. Tekillik-çoğulluk Uyumu

Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.

Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.

Çocuk annesini çağırdı.          Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler.

Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır.

Bu erikler çok tatlıdır.               Otlar kurudu.                  Aradan uzun yıllar geçti.

Gözlerim yaşardı.                       Fikirler baskıyla benimsetilmez.

Sıfatlar çekim eki almaz.           Ordu yola çıktı.               Martılar bağrışıyorlar.

Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğul da.

Çocuklar erken uyur.  Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar.

Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır.

Ahmet’le ben yarın gideceğiz.           Ben ve o, beraberce içeri girdik.

Bu işi sen ve ben yapmalıyız.             Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.

Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız.

Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.

Sen ve o, bu işi yapmalısınız.              Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız.

Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.

Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.

Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.

Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır.

İki çocuk içeri girdi.                       Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.

 

 

II. CÜMLENİN YARDIMCI ÖĞELERİ

 

I. Nesne

Tanımı

Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.

Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir. Düz tümleç de denir.

Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır.

 

Burada son fırtına son dalı kırıyordu.

Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.

Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.

 Türü

 ]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.

Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.

İyilik eden iyilik bulur.         Ayıkla pirincin taşını.            Bugün bana ne getirdin?

Siz bunlardan hangisini istersiniz?                       Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.

Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.

Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim.

Çeşitleri

Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır.

 Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir.

Her gün gazete okuyorum.

Gazeteyi her gün okuyorum.

 

I . BELİRTİLİ NESNE

Belirtme hal eki almış olan kelime ve kelime gurupları belirtili nesnedir.

Yükleme sorulan kimi? Sorusuyla bulunurlar.

Veli onun arabasını yıkamıştı.

 

II. BELİRTİSİZ NESNE

Yalın halde olan ve yükleme sorulan ne? sorusuna cevap veren nesne türüdür.

Çocuk akşam eve bir yığın çubuk getirdi.

 

 

Bazı durumlarda ne? Sorusu özneyi verir (sözde özne).

Örnek:    Cam sarsıntıdan kırıldı. Burada cam sözde özne durumundadır.

BELİRTİLİ VE BELİRTİSİZ NESNELERİN FARKLARI VE ÖZELLİKLERİ

]Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar.

Bunu bana bir çocuk anlatı.                 Vurgulanan: herhangi bir çocuk

Bir çocuk bana bunu anlattı.               Vurgulanan: bu

Her hafta bir kitabı okurum.             Belirli kitaplardan birini

Bir kitabı her hafta okurum.              Belirli bir tek kitabı

 ]Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.

Her hafta bir kitap okurum.    

Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.

Gezi sırasında sincap bile gördük.

 Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.

“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.

Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk.

 

Sayısı

Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.

“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,

Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,

Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.”

Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.

Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister.

 ®Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.

 Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)

 

II. DOLAYLI TÜMLEÇ

Tanımı:  “-e, -de, -den” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir. Yer tamlayıcısı da denir.

Ev-e   (Yönelme durumu)                        Bu üç durumu belirten cümle            

Ev-de (Bulunma durumu)                         öğesi Dolaylı Tümleç olan

Ev-den (Ayrılma durumu)                      kelimelerden oluşur.

Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.

Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.

Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.

Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.

Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.

Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.

Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer.

 

®Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.

 

Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.

 

]Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?,  nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır.

 

Bunları babana sormalısın.                            Kime?

Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz.      Nerede?

Tebeşir kireçten yapılır.                   Neden?

 

Türü:

]İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir.

 

Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.

Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.

Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.

 

]Yer soran soru kelimelerdi de dolaylı tümleçtir?

 

Bu elbiseyi nereden aldınız?

Benim kalemim kimde kalmış?

 

Sayısı:

]Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir.

 

Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.

Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçe’yi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler.

 

]Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.

 

 

Bulunma, ayrılma, yönelme; ekleri alan bütün kelimeler dolaylı tümleç değildir:

Gürültüden uyuyamadı                                        Zarf tüml.

Sisli havalarda dikkatli olunmalı.              Zaman zarfı

Onlar sonradan geldiler.                           Zar ftüml.

Misafiri ayakta karşıladı.                          Zarf tüml.

 

Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

 

 

 

 

II. ZARF TÜMLECİ

 

Tanımı: Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır. (Zarf ile zarf tümleci aynı şey değildir. Zarf bir kelime türüdür; zarf tümleci ise görev adıdır. İsimler, zarflar, sıfatlar vb zarf tümleci olarak görev alabilirler.)

®Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.

 

 Akşama kadar çalıştık.

Toprak derin derin ürperdi.

Bu şiiri yağmur yağarken yazdım.

Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.

Akşama doğru eve varırız.

Aşağı inmişti.

 

İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.

On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.

Anlatılanları korkuyla dinledik.

 

Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler.      vasıta

Yağmur yağdığı için sular kesilmiş.                                  sebep

Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın.                      araç

Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi.                           birliktelik

 

]Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.

 

Sağa sola bakmadan içeri girdi.                              Nasıl?  Nereye?

İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular.     Ne zaman?  Nasıl?

Biz , akşamki trenle gideriz.                                 Neyle?

Raşit son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu.           Kiminle?

Çocuk korkudan konuşmuyordu.                               Neden?

Onu görmek için beklemiştik.                                Niçin?

 

Türü:

 İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar.

Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.

Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.

Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.

Kulak verdin mi yürekten kavala saza.

Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde  olduğundan ayakta fazla duramadı.

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.

Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.

Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.

Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.

Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.

Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme.

 

®Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.

Yarın benimle gelir misin?         Zarf tümleci.

Yarını bekleyemem.                  İsim.

İçeri→içeriye, dışarı→dışarıya, aşağı→aşağıya

®Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)

“ile”

Ankara’ya uçakla giderler.                  (vasıta)

Bizi boş vaatlerle kandırdılar.             (araç)

Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu.        (beraberlik)

Arabanın gürültüsüyle irkildi.              (neden)

Öfkeyle kalkan zararla oturur.           (nasıl, öfkeli ve zararlı)

Sevinçle boynuma sarıldı.                   (nasıl, sevinçli bir hâlde)

 “-E kadar”

Dershaneye kadar gidelim.

Akşama kadar çalıştık. 

“için”

Çalışmak için başvurdu.                                 (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)

Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir.         (sınavı kazanmanın şartı)

Sıkıldığı için dışarı çıktı.                             (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)

Bu ayakkabıyı babam için aldım.                             (özgülük)

Bu iş için kaç lira ödedin?                            (karşılık)

Senin için sorun yok tabi.                            (görelik)

Bizim için ne diyorlar?                                 (hakkımızda)

Sizin için üç kişilik yer ayrıldı.                     (aitlik)

“üzere, üzre”

Sorunu halletmek üzere gidiyorum.              (amaç, için)

On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı.     (için, amaç)

“-E göre”

Başbakana göre enflâsyon düşük.                  (açısından)

Ayağını yorganına göre uzat.                         (bakarak, ölçüsünde,uygunluk, kadar)

Allah dağına göre kış verir.                          (uygunluk)

Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş.            (bakılırsa, yönünden)

Kemal, Hasan’a göre daha uzundu.                 (karşılaştırma)

Bana göre ayakkabınız var mı?                    (uygunluk)

“karşı”

Edebiyata karşı ilgim vardı.                        (hakkında, yönelik)

Denize karşı bir balkonu var.                      (yönelik)

“diye”

Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor.               (amaç)

Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı.              (neden)

“doğru”

Ormana doğru yürüdük.

Bana doğru bakıyor.

“dolayı, ötürü”

Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.

Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.

Sıkıldığımdan dışarı çıktım.

 

“karşın, rağmen “

Çok uğraşmama karşın başaramadım.

Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

“beri”

Dün akşamdan beri görülmedi.

Okuldan beri hiç susmadı.

Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.

Kar, sabahtan beri yağıyor.

“yalnız”

Cebinde yalnız yol parası vardı.                       (sadece, edat)

Beni yalnız sen anlarsın.                         (sadece, bir tek)

“ancak”

Seni ancak ebediyyetler eder istiab       (sadece)

Onu ancak para ilgilendirir.                   (sadece, bir tek)

Bu işten ancak Hasan Usta anlar.           (sadece)

Bu kömür ancak üç ay yeter.                  (en fazla, olsa olsa)

Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler.  (belki, ihtimal)

 

Sayısı:

Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır.

Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.

Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.”  (YKB)

Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖZNE

NESNE

DOLAYLI T.

ZARF T.

 

 

 

Kim?

B.li Nesne

Kime?

Kimde?

Kimden?

 

Neye?

Nede?

Neden?

 

Nereye?

Nerede?

Nereden?

 

Nasıl?

Ne zaman?

Kiminle?

Niçin?

Ne kadar?

Hangi yöne?

Hangi

Şartlarda?

 

TEMEL ÖĞELER

Yüklem

Özne

 

YARDIMCI ÖĞELER

Nesne

Tümleç

A) Dolaylı t.

B) Zarf t.

 
 

Kimi ?

Neyi ?

(-i hali alır)

 

 

 
 

B.siz Nesne

 

ne

 

 

 

Cümlenin Öğeleri

CÜMLE

 

Kural: Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir hareketi, durumu, tam ve eksiksiz olarak anlatan kelime ya da kelime grupları cümledir.

Cümleler bir tek kelimeden oluşabilirler.

Örnek: Mutluyum.  Gidiyorum.    Adın ne?   Mehmet.  Sobayı yaktın mı?       Evet.

Dikkat :

1.  Cümlenin olabilmesi için çekimli bir unsur ( isim veya fiil ) gereklidir ve yeterlidir. ( öğrenciyim ,    koştum ) yüklem fiilse cümlenin yüklemine göre cümleye fiil cümlesidir. Yüklem isimse isim cümlesi olur.

Örnek:     Ben bu okulda öğrenciyim.    İsim cümlesi .

 Bu gün maçta çok koştum.        Fiil cümlesi    

2.  Özne ve yüklem cümlenin temel öğeleri, nesne, dolaylı tümleç (yönelme, bulunma ve ayrılma tümleçleri)  ve zarf tümleci tamamlayıcı, yardımcı öğelerdir.

 

I . CÜMLENİN TEMEL ÖĞELERİ

 

YÜKLEM

Tanımı: Cümlede; iş, oluş ve hareket bildiren kelimelerdir. Çekimlidir.

Yüklem, cümlenin ana unsurudur. Yüklem olmazsa cümle olmaz. Yüklem genellikle cümlenin sonundadır. Şiirlerde ortada veya başta bulunabilir.

Örnek: Gitti beklediklerimiz. Bugün gitti beklediklerimiz. Beklediklerimiz gitti.

Bir cümlede bir tek yüklem vardır. İki tane yüklem varsa, iki tane cümle olur.

Örnek:Ali okula geldi. İbrahim, Niğde’ye gitti.   Öğretmen, ödevlerimize baktı.

Ben sabahları erken kalkar, elimi yüzümü yıkar, sonra okula giderim.

Dikkat: Yükleme en yakın öğe asıl vurgulanmak istenen öğedir.

Ben yarın okula gideceğim.

Yarın okula ben gideceğim.

Okula ben yarın gideceğim.

 

Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’dur.    Siz çok güzelsiniz.

Bence bu çetenin başı odur.          Okuldan ayrılmam  öğleden önceydi.

Başarının sırrı dürüstlük iledir.     Bu kapı demir gibidir.

Halil mutlaka şimdi evdedir.          Bu ev taştandır.       Burada elma var.

Biz kötü insanlar değiliz.               Senin istediklerin yok.

ÖZNE

Tanımı : Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur.

Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.  (YAPAN)

Elimdeki defter yere düştü. (OLAN)

Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır.

 

Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.               Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.

─Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?                 ─Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?

─Göçmen kuşlar                                                ─Kitaplar

 

Özellikleri:

Özneler cümlede açık ve gizli olarak bulunurlar.

Açık özne:  Cümlenin içerisinde yazılı halde bulunan özne.

Ali bugün bize geldi.

Gizli özne: gülmede varolmayan fakat yüklemdeki şahıs ekinden varlığı bilinen öznedir.

Yarın İstanbul’a gideceğiz.

Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar. Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.

Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.

Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar.

Durumu: Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir.

Hava durgundu.                                                      Özne, olan

Muayene odasının kapısı açılır.                                Özne, olan, yapılan

Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu.                              Özne, yapan

Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu.    Özne, olan

 

Türü: İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir:

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.

İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.

Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.

Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.

O, benim can dostumdur.

Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?

Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.

Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez.

 

Sayısı: Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir.

Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bir parıltı içinde erir.

Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.

Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.

Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı.

Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.

Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur.

 

Öznesiz Cümleler: Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.

Dün beni aramışsın.                  Sen: gizli özne

Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.

Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı.

Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir.

Bu sıcakta uyunmaz.        Bu söze gülünür.                           Yarın pikniğe gidilecek.

Burada kalınacak.            Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı.

 

Özne türleri:

Gerçek özne: Cümlede bildirilen işi yapan öznedir. Bu tür özneler yükleme sorulan kim? Sorusuyla bulunan öznelerdir. Gerçek özne cümlede gizli özne şeklinde de olabilir.

Mehmet çamaşırları yıkamamış.

Sözde özne: Cümlede işi yapan varlık belli olmadığından işten etkilenen varlık özne olarak kabul edilebilir. Eylemi ya da oluşu yapmayan eylemden oluştan etkilenen  öznedir. (edilgen çatılı fiillerde olur.)

Çiçekler soldu.   Cam kırıldı.  Yüzbaşı omzundan vuruldu.

Törenden önce, okulumuzun sınıfları süslendi.

Bu tür özneler yükleme sorulan ne? Sorusuyla bulunan öznelerdir.

 

Özne-yüklem Uyumu

Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir.

a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu

Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.

Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.        Hepsi burada toplanacak.

Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.

Akşam yemeğine herkes katılmadı.

Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi.

Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.

Üç günden beri kimse uğramadı buraya.         Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.

Hiçbiri anlatılanlara inanmadı.

“ne....ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.

Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir

Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi.

 

b. Tekillik-çoğulluk Uyumu

Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.

Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.

Çocuk annesini çağırdı.          Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler.

Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır.

Bu erikler çok tatlıdır.               Otlar kurudu.                  Aradan uzun yıllar geçti.

Gözlerim yaşardı.                       Fikirler baskıyla benimsetilmez.

Sıfatlar çekim eki almaz.           Ordu yola çıktı.               Martılar bağrışıyorlar.

Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğul da.

Çocuklar erken uyur.  Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar.

Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır.

Ahmet’le ben yarın gideceğiz.           Ben ve o, beraberce içeri girdik.

Bu işi sen ve ben yapmalıyız.             Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.

Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız.

Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.

Sen ve o, bu işi yapmalısınız.              Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız.

Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.

Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.

Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.

Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır.

İki çocuk içeri girdi.                       Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.

 

 

II. CÜMLENİN YARDIMCI ÖĞELERİ

 

I. Nesne

Tanımı

Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.

Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir. Düz tümleç de denir.

Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır.

 

Burada son fırtına son dalı kırıyordu.

Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.

Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.

 Türü

 ]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.

Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.

İyilik eden iyilik bulur.         Ayıkla pirincin taşını.            Bugün bana ne getirdin?

Siz bunlardan hangisini istersiniz?                       Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.

Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.

Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim.

Çeşitleri

Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır.

 Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir.

Her gün gazete okuyorum.

Gazeteyi her gün okuyorum.

 

I . BELİRTİLİ NESNE

Belirtme hal eki almış olan kelime ve kelime gurupları belirtili nesnedir.

Yükleme sorulan kimi? Sorusuyla bulunurlar.

Veli onun arabasını yıkamıştı.

 

II. BELİRTİSİZ NESNE

Yalın halde olan ve yükleme sorulan ne? sorusuna cevap veren nesne türüdür.

Çocuk akşam eve bir yığın çubuk getirdi.

Bazı durumlarda ne? Sorusu özneyi verir (sözde özne).

Örnek:    Cam sarsıntıdan kırıldı. Burada cam sözde özne durumundadır.

BELİRTİLİ VE BELİRTİSİZ NESNELERİN FARKLARI VE ÖZELLİKLERİ

]Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar.

Bunu bana bir çocuk anlatı.                 Vurgulanan: herhangi bir çocuk

Bir çocuk bana bunu anlattı.               Vurgulanan: bu

Her hafta bir kitabı okurum.             Belirli kitaplardan birini

Bir kitabı her hafta okurum.              Belirli bir tek kitabı

 ]Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.

Her hafta bir kitap okurum.    

Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.

Gezi sırasında sincap bile gördük.

 Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.

“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.

Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk.

 

Sayısı

Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.

“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,

Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,

Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.”

Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.

Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister.

 ®Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.

 Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)

 

II. DOLAYLI TÜMLEÇ

Tanımı:  “-e, -de, -den” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir. Yer tamlayıcısı da denir.

Ev-e   (Yönelme durumu)                        Bu üç durumu belirten cümle            

Ev-de (Bulunma durumu)                         öğesi Dolaylı Tümleç olan

Ev-den (Ayrılma durumu)                      kelimelerden oluşur.

Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.

Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.

Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.

Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.

Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.

Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.

Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer.

 

®Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.

 

Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.

 

]Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?,  nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır.

 

Bunları babana sormalısın.                            Kime?

Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz.      Nerede?

Tebeşir kireçten yapılır.                   Neden?

 

Türü:

]İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir.

 

Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.

Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.

Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.

 

]Yer soran soru kelimelerdi de dolaylı tümleçtir?

 

Bu elbiseyi nereden aldınız?

Benim kalemim kimde kalmış?

 

Sayısı:

]Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir.

 

Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.

Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçe’yi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler.

 

]Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.

Bulunma, ayrılma, yönelme; ekleri alan bütün kelimeler dolaylı tümleç değildir:

Gürültüden uyuyamadı                                        Zarf tüml.

Sisli havalarda dikkatli olunmalı.              Zaman zarfı

Onlar sonradan geldiler.                           Zar ftüml.

Misafiri ayakta karşıladı.                          Zarf tüml.

 

Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

 

 

 

 

II. ZARF TÜMLECİ

 

Tanımı: Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır. (Zarf ile zarf tümleci aynı şey değildir. Zarf bir kelime türüdür; zarf tümleci ise görev adıdır. İsimler, zarflar, sıfatlar vb zarf tümleci olarak görev alabilirler.)

®Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.

 

 Akşama kadar çalıştık.

Toprak derin derin ürperdi.

Bu şiiri yağmur yağarken yazdım.

Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.

Akşama doğru eve varırız.

Aşağı inmişti.

 

İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.

On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.

Anlatılanları korkuyla dinledik.

 

Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler.      vasıta

Yağmur yağdığı için sular kesilmiş.                                  sebep

Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın.                      araç

Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi.                           birliktelik

 

]Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.

 

Sağa sola bakmadan içeri girdi.                              Nasıl?  Nereye?

İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular.     Ne zaman?  Nasıl?

Biz , akşamki trenle gideriz.                                 Neyle?

Raşit son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu.           Kiminle?

Çocuk korkudan konuşmuyordu.                               Neden?

Onu görmek için beklemiştik.                                Niçin?

 

Türü:

 İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar.

Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.

Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.

Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.

Kulak verdin mi yürekten kavala saza.

Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde  olduğundan ayakta fazla duramadı.

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.

Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.

Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.

Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.

Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.

Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme.

 

®Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.

Yarın benimle gelir misin?         Zarf tümleci.

Yarını bekleyemem.                  İsim.

İçeri→içeriye, dışarı→dışarıya, aşağı→aşağıya

®Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)

“ile”

Ankara’ya uçakla giderler.                  (vasıta)

Bizi boş vaatlerle kandırdılar.             (araç)

Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu.        (beraberlik)

Arabanın gürültüsüyle irkildi.              (neden)

Öfkeyle kalkan zararla oturur.           (nasıl, öfkeli ve zararlı)

Sevinçle boynuma sarıldı.                   (nasıl, sevinçli bir hâlde)

 “-E kadar”

Dershaneye kadar gidelim.

Akşama kadar çalıştık. 

“için”

Çalışmak için başvurdu.                                 (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)

Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir.         (sınavı kazanmanın şartı)

Sıkıldığı için dışarı çıktı.                             (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)

Bu ayakkabıyı babam için aldım.                             (özgülük)

Bu iş için kaç lira ödedin?                            (karşılık)

Senin için sorun yok tabi.                            (görelik)

Bizim için ne diyorlar?                                 (hakkımızda)

Sizin için üç kişilik yer ayrıldı.                     (aitlik)

“üzere, üzre”

Sorunu halletmek üzere gidiyorum.              (amaç, için)

On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı.     (için, amaç)

“-E göre”

Başbakana göre enflâsyon düşük.                  (açısından)

Ayağını yorganına göre uzat.                         (bakarak, ölçüsünde,uygunluk, kadar)

Allah dağına göre kış verir.                          (uygunluk)

Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş.            (bakılırsa, yönünden)

Kemal, Hasan’a göre daha uzundu.                 (karşılaştırma)

Bana göre ayakkabınız var mı?                    (uygunluk)

“karşı”

Edebiyata karşı ilgim vardı.                        (hakkında, yönelik)

Denize karşı bir balkonu var.                      (yönelik)

“diye”

Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor.               (amaç)

Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı.              (neden)

“doğru”

Ormana doğru yürüdük.

Bana doğru bakıyor.

“dolayı, ötürü”

Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.

Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.

Sıkıldığımdan dışarı çıktım.

 

“karşın, rağmen “

Çok uğraşmama karşın başaramadım.

Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

“beri”

Dün akşamdan beri görülmedi.

Okuldan beri hiç susmadı.

Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.

Kar, sabahtan beri yağıyor.

“yalnız”

Cebinde yalnız yol parası vardı.                       (sadece, edat)

Beni yalnız sen anlarsın.                         (sadece, bir tek)

“ancak”

Seni ancak ebediyyetler eder istiab       (sadece)

Onu ancak para ilgilendirir.                   (sadece, bir tek)

Bu işten ancak Hasan Usta anlar.           (sadece)

Bu kömür ancak üç ay yeter.                  (en fazla, olsa olsa)

Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler.  (belki, ihtimal)

 

Sayısı:

Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır.

Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.

Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.”  (YKB)

Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖZNE

NESNE

DOLAYLI T.

ZARF T.

 

 

Kim?

B.li Nesne

Kime?

Kimde?

Kimden?

 

Neye?

Nede?

Neden?

 

Nereye?

Nerede?

Nereden?

 

Nasıl?

Ne zaman?

Kiminle?

Niçin?

Ne kadar?

Hangi yöne?

Hangi

Şartlarda?

 

TEMEL ÖĞELER

Yüklem

Özne

 

YARDIMCI ÖĞELER

Nesne

Tümleç

A) Dolaylı t.

B) Zarf t.

Kimi ?

Neyi ?

(-i hali alır)

 

B.siz Nesne

 

ne