Türkçe

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Sözcüğün Yapısı

Birleşik Kelimelerin Yazımı

  

Birleşik Kelimelerin Yazımı

Belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çe­kimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıklarında birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı.

Birleşik kelimeler belirli kurallar çerçevesinde bitişik veya ayrı olarak yazılır.

A. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler

Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılırlar:

1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).

2. Et- ve ol- yardımcı fiilleriyle birleşirken ses düşmesine veya ses türemesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: emretmek (kaybolmak (haletmek ( (reddetmek))

UYARI : Sadece söyleyişte tonlulaşma biçiminde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, izaç etmek, iktisap et­mek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir.

3. Kelimelerden her ikisi veya ikincisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğradığında bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır.

a. Bitki adları: aslanağzı, civanperçemi, keçiboynuzu, kuşburnu, turnagagası, açıkağız, akkuyruk (çay), alabaş, altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), acemborusu, çobançantası, gelinfeneri, karnıkara (börülce), kuşyemi, şeytanarabası, venüsçarığı, yılan­yastığı, akşamsefası, camgüzeli, çadıru­şağı, gecesefası, ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli, meryemanaeldiveni.

b. Hayvan adları: danaburnu (böcek), akbaş (kuş), alabacak (at), bağrıkara (kuş), beş­parmakbeşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), kababurunkamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), kara­fatma (böcek), kızılkanat (balık), sarıkuyruk (balık), yeşilbaş (ördek), sazkayası(balık), sırtı­kara (balık), şeytaniğnesi, yalıçapkını(kuş), bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (deniz hayvanı), (balık), (bitki).

c. Hastalık adları: itdirseği (arpacık), delibaş, karabacak, karata­ban.

ç. Alet ve eşya adları: balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztır­nağıhorozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lamba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü), baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık), adayavrusu (tekne). (kanca),

d. Biçim adları: ayıbacağı (yelken biçimi), balıksırtı(desen), civankaşı (nakış), eşek­sırtı (çatı biçimi), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş), balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı biçimi), turnageçidi (fırtına).

e. Yiyecek adları: dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), ka­dınbudukadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı), bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye), alinazik (kebap). (köfte),

f. Oyun adları: beştaş, dokuztaş, üçtaş.

g. Gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kü­mesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Küçükayı (yıldız kü­mesi), Kervankıran (yıldız), Samanyolu (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi).

ğ.Renk adları: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, kavuniçi, narçi­çeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapur­dumanı, vişneçürüğü, yavruağzı.

4. -a, -e, -ı, -i, -u, -ü zarf-fiil ekleriyle bilmek, vermek, kalmak, durmak, gelmek, görmek ve yazmak fiilleriyle yapılan tasvirî fiiller bitişik yazılır: alabildiğine, düşünebilmek, yapabil­mek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek; düşmeyegör, ölmeyegör.

5. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik keli­meler bitişik yazılır: alaşağı, albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç, örtbas, seçal, veryansın, yapboz, yazboz tahtası.

6.-an/-en, -r/-ar/-er/-ır/-ir, -maz/-mez ve -mış/-miş sıfat-fiil eklerinin kalıplaşmasıyla oluşan birleşik kelimeler bitişik yazılır:

ağaçkakan, alaybozan, cankurtaran, çöpçatan, dalgakıran, demirkapan, etyaran, filizkıran, gökdelen, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen;akımtoplar, altıpatlar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, çoksatar, dil­sever, füzeatar, özezer, pürüzalır, uçaksavar, yurtsever;baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, karıncaez-mez, kuşkonmaz, külyutmaz, tanrıtanımaz, varyemez;çokbilmiş, güngörmüş.

7. İkinci kelimesi -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) kalıplaşmış belirli geçmiş zaman ekleriyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, zıpçıktı.

8. Her iki kelimesi de -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) belirli geçmiş zaman veya -r /-ar /-er geniş zaman eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazı­lır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdö­ver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardö­ner, yüzergezer.

Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır.

9. Somut olarak yer bildirmeyen alt, üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı (gözetim), şuuraltı; akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayra­müstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.

10. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lakaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa.

11. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş.

Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelime­lerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay.

12. Kişi adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarında unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi).

13. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güney­doğu, kuzeybatı, kuzeydoğu.

14. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de asıl anlamını koru­duğu hâlde yaygın bir biçimde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan keli­meler de vardır:

a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başka­rakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, baş­parmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar.

b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: aşçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, ele­başı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı.

c. Oğlu, kızı sözleri: çapanoğlu, eloğlu, hinoğluhin, elkızı.

ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelime­ler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hıyarağalık, kadınnine, paşababa.

d. Biraz, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiç­biri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak biti­şik yazılır.

15. Ev kelimesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik ya­zılır: aşevi, bakımevi, basımevi, doğumevi, gözlemevi, huzurevi, ko­nukevi, orduevi, öğretmenevi, polisevi, yayınevi.

16. Hane, name, zade kelimeleriyle oluşturulan birleşik kelime­ler bitişik yazılır: çayhane, dershane, kahvehane, yazıhane; beyanname, kanunname, se­yahatname, siyasetname; amcazade, dayızade, teyzezade.

UYARI: Eczahane, hastahane, pastahane, postahane sözleri kullanımdaki yaygınlık dolayısıyla eczane, hastane, pastane, postane biçiminde yazılmaktadır.

17. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile ka­lıplaşmış biçimler bitişik yazılır: cürmümeşhut, darıdünya, ehli­beyit, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayrimenkul, gayrimeşru, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suikast, hamdüsena, hercümerç.

18. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış biçimler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, darülaceze, darülfünun, daüssıla, fevkalade, fevkalbeşer, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şey­hülislam, tahtelbahir, tahteşşuur; âlemşümul, cihanşümul, aleykümselam, Allahualem, bismillah, fenafillah, fisebilillah, hafazanallah, inşallah, maşallah, velhasıl, velhasılıkelam.

19. Müzik makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdi.

Bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semai.

20. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim.

B. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler

1. Etmek, edilmek, eylemek, kılmak, kılınmak, olmak, olunmak yar­dımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller herhangi bir ses düşme­sine veya türemesine uğramazsa ayrı yazılır: alt etmek, arz etmek, azat etmek, boş olmak, dans etmek, el etmek, göç etmek, ilan etmek, kabul etmek, kul etmek, kul olmak, not etmek, oyun etmek, sağ olmak, söz etmek, terk etmek, var ol­mak, yok etmek, yok olmak.

2. Birleşme sırasında kelimelerinden hiçbiri veya ikinci kelimesi anlam değişikliğine uğ­ramayan birleşik kelimeler ayrı yazılır.

a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar:

ada balığı, ateş balığı, dil balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, köpek balığı, ton balığı, yılan balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık.

ardıç kuşu, arı kuşu, çalı kuşu, deve kuşu, muhabbet kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş.

ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, hamam böceği, ipek böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı bö­cek, çalgıcı böcek, sümüklü böcek.

at sineği, et sineği, meyve sineği, sığır sineği, su sineği, uyuz sineği.

deniz yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu; Amerika tavşanı, yaban tav­şanı; kaya örümceği, şeytan örümceği; bal arısı, yaban arısı; Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, yaban domuzu.

b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar:

ayrık otu, beşparmak otu, çörek otu, eğrelti otu, güzelavrat otu, kelebek otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot.

ateş çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ipek çiçeği, küpe çiçeği, lavanta çiçeği, mum çiçeği, yayla çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek.

avize ağacı, ban ağacı, dantel ağacı, kâğıt ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç.

altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök.

dağ elması, yer elması; çalı dikeni, deve dikeni; köpek üzümü, kuş üzümü; çakal armudu, dağ armudu; at kestanesi, kuzu kestanesi; can eriği, gövem eriği; kuzu mantarı, yer mantarı; su ka­mışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Japon gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, taş bademi; Afrika menek­şesi, deniz menekşesi; Japon sarma­şığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı ku­rusu; su sarımsağı, şeker pancarı.

kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm.

UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçi­çeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotusemizotu, dereotu bitişik yazılır. ve yay­gın bir biçimde gelenekleşmiş olan

c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler:

alçı taşı, bileği taşı, çakmak taşı, damla taşı, Hacıbektaş taşı, ki­reç taşı, lüle taşı, Oltu taşı, sünger taşı, yılan taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, yaprak taş.

arap sabunu, el sabunu; kahve değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; oturma odası; duvar saati, kol saati; duvar takvimi, masa takvimi; yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa ör­tüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz si­cimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurmalı çalgılar, vurmalı sazlar, yapma çiçek.

afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, tuz ruhu.

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu; köprü yol.

d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik ke­limeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belası, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, ses uyumu, yer çekimi.

e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bil­gisi, şekil bilgisi.

f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, renk yuvarı, yer yuvarı; hava küre, ışık küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre.

g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, su böreği, talaş böreği; ba­dem yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu; kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; ezogelin çorbası, mercimek çor­bası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, koz helva; acı badem kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; ba­dem şekeri, balık yumurtası.

burgu makarna, çubuk makarna, yüksük makarna; kakaolu kek, üzümlü kek; çiğ köfte, içli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali; kuru yemiş.

ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuy­ruklu yıldız; gök taşı, hava taşı, meteor taşı.

h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: patlak göz, süzgün göz; aşık kemiği, bel kemiği, elmacık kemiği; serçe parmak, şehadet par­mağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun (kimse), karga burun, kepçe kulak, ça­kır pençe, demir yumruk, kuru kemik.

ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hay­van ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, sapsız balta.

i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün or­tası, hafta başı, hafta sonu.

3. -r / -ar / -er, -maz / -mez ve -an / -en sıfat-fiil ekleriyle kurulan sıfat tam­laması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: bakar kör, çalar saat, çıkar yol, döner sermaye, güler yüz, koşar adım, yazar kasa, yeter sayı; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, doyuran buhar, uçan daire.

4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamla­ması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: bal rengi, duman rengi, gümüş rengi, portakal rengi, saman rengi; ateş kırmızısı, boncuk mavisi, çivit mavisi, gece mavisi, limon sa­rısı, safra yeşili, süt kırı.

5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, koyu mavi, koyu yeşil.

6. Yer adlarında kullanılan batı, doğu, güney, kuzey, güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu, aşağı, orta, yukarı, iç, yakın, uzak kelimeleri ayrı yazılır: Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Asya, İç Anadolu, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı.

7. Kişi adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi.

8. Dış, iç, öte, sıra sözleriyle oluşturulan bir­leşik kelime ve terimler ayrı yazılır: ahlak dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; ceviz içi, hafta içi, yurt içi; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi, sınır ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra.

9. Somut olarak yer belirten alt ve üst sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (yüzey); arka üstü, baş üstü, böbrek üstü bezi, tepe üstü (trafikte).

10. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluştu­rulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt yazı; üst kat, üst küme; ana bilim dalı, ana dili; ön söz, ön yargı; art damak, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı görüş, karşı oy; iç sa­vaş, iç tüzük; dış borç, dış hat; orta kulak, orta oyunu; büyük anne, büyük baba; küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir gözeli, bir hücreli; iki anlamlı, iki eşeyli; tek eşli, tek hücreli; çok düzlemli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift kanatlılar.

 

BASİT, TÜREMİS, BİRLESİK SÖZCÜKLER

 

SÖZCÜĞÜN YAPISI


Sözcüğün yapısını üç grupta inceleyebiliriz: Basit sözcük, türemiş sözcük, bileşik sözcük.
Şimdi bunları ayrıntılarıyla görelim.


1. Basit Sözcük


Yapım eki almayan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler çekim eki almış olabilir. Yapım eki almadıklarından bunlar daima kök halinde bulunur.
“Her tarafı bembeyaz karlar örtmüştü.” cümlesindeki bütün sözcükler basittir.


2. Türemiş Sözcük


Yapım eki alan sözcüklerdir. Türemiş sözcükler cümledeki görevlerine göre belli türleri karşılar. Böylece sözcük hem yapı hem görevce adlandırılır; yani türemiş isim, türemiş sıfat, türemiş fiil.... gibi.
“Bu köşeye bir kitaplık kurmak lazım.”
“Bana bir silgi verebilir misin?”
“Sınıfımızın başkanı çok dalgın biriydi.”
“O her zaman büyük düşünürdü.”
“Yolda çok hızlı yürürdü.”
“O her zaman yanında çalışanları gözetirdi.”
“Çocuklar asla sevgisiz yaşayamaz.”
“Çok acıktım, haydi yemeğe gidelim.”
cümlelerindeki altı çizili sözcükler türemiştir.
cümlesinde altı çizili sözcük, “aç” ismine”-ık” isimden fiil yapma eki getirilerek türetilmiştir. Buna türemiş fiil diyoruz.
“Yaprakların hışırtısı, kuşların cıvıltısına karışmış, tatlı bir musıki oluşturmuştu.”
cümlesinde altı çizili sözcükler “hışır”, “cıvıl” yansıma sözcüklerine “-tı” eki getirilerek yapılmıştır ve yansımadan türeyen isim oluşturulmuştur.
* * *
Bazı pekiştirmeli sözcüklerde sözcüğün başına bir hece eklendiği görülür.
“Etraf bembeyaz olmuş, göz kamaştırıyordu.”
cümlesinde altı çizili sözcük incelendiğinde “beyaz” sözcüğünün ilk hecesinden oluşturulmuş “bem” hecesinin sözcüğün başına geldiğini görüyoruz. Bu bir ek olmadığından sözcük yapım eki almamıştır; yani basittir.
Diğer taraftan, Türkçe sondan çekimli bir dildir, ekler daima sözcüğün sonuna eklenir.
Bir sözcük sadece kökten türetilmez; gövdelerden de türetilebilir.
“Şuralarda bir gözlükçü vardı eskiden.”
cümlesinde altı çizili sözcük “göz” isminden “gözlük”, “gözlük” isminden “gözlükçü” olmuştur. Görüldüğü gibi “-lük” eki sözcüğün köküne, “-çü” eki gövdesine eklenmiştir. Elbette sözcük yine türemiş bir isimdir.


3. Bileşik Sözcük


İki farklı sözcüğün bir araya gelerek kendi anlamlarından az çok farklı bir anlam oluşturacak biçimde kaynaşmasıyla oluşan sözcüklerdir.
Bileşik sözcükler değişik şekillerde oluşur. Kimileri isim tamlamalarının, kimileri sıfat tamlamalarının, kimileri cümle özelliği gösteren söz öbeklerinin kaynaşmaları sonucunda oluşmuştur.
Bu kaynaşma sırasında sözcüklerin her ikisi anlamını kaybedebilir.
“Bahçeden çok güzel hanımeli kokusu geliyordu.”
Sözcüklerden sadece biri anlamını kaybetmiş olabilir.
“Yeryüzü yemyeşil olmuştu yine.”
Sözcüklerden hiçbiri anlamını tam olarak kaybetmemiş olabilir.
“Bu kış yeni bir ayakkabı almam gerek.”
* * *
Bileşik sözcükler yapılışlarına göre değişik özellikler gösterir. Bunları şu şekilde gruplandırabiliriz.


a. İsim Tamlaması Yoluyla


“Komşunun çocuğu kuşpalazına yakalanmış.”
“Onlar düğünden sonra balayına gidecekler.”
“Üzerinde camgöbeği renginde bir kazak vardı.”
“Bahçenin bir köşesine aslanağzı ekmişlerdi.”
cümlelerinde altı çizili bileşik sözcükler isim tamlaması yoluyla oluşmuştur. Sözcükleri ayrı düşündüğümüzde bu, açık olarak anlaşılır.
Bazen bu yolla oluşan isimlerin - özellikle yer isimleri - sonunda iyelik ekinin düştüğü görülür.
“Edirnekapısı -> Edirnekapı”
“Kadıköyü -> Kadıköy”
sözcüklerinde altı çizili eklerin düştüğünü görüyoruz.


b. Sıfat Tamlaması Yoluyla


“O ne açıkgöz adamdır bilsen.”
“Buradan Acıgöl’e gidebilir miyiz?”
“Buralarda eskiden çok sivrisinek olurdu.”
“Bu mevsim tam karatavuk avlama mevsimidir.”
cümlelerinde altı çizili bileşik sözcükler sıfat tamlamalarının kalıplaşmasıyla oluşmuştur.


c. İyelik Ekinin Kaynaştırması Yoluyla


“Burası bağrıyanık insanların diyarıdır.”
“Çocukları fazla başıboş bırakmamalıyız.”
“O sütübozuk adama güvenir miyim hiç?”
cümlelerindeki altı çizili sözcüklerde, birinci sözcük isim, ikinci sözcük sıfat özelliği gösteriyor ve isim olan sözcük iyelik eki almıştır.


d. İki Çekimli Fiilin Kaynaşması Yoluyla


“Odaya yeni bir çekyat alalım.”
“Bu denizlerde gelgit olayı pek görülmez.”
“Ekinler biçerdöverlerle biçilip ambarlara doldurulurdu.”
“Onunla uyurgezer diye dalga geçerlerdi.”
cümlelerinde her iki sözcük de çekimlidir. Birleşerek kendi anlamlarından farklı bir anlam ifade etmişler, ya da tür değişikliğine uğrayıp ad ve sıfat görevinde sözcükler oluşturmuşlardır.


e. Bir İsimle Bir Çekimli Fiilin Kaynaşması Yoluyla


“Onun gibi mirasyedi birinden, başka ne beklenir.”
“Yeni bir ateşkes imzalanacakmış.”
“Bu lokantada imambayıldı güzel yapılır.”
cümlelerinde altı çizili sözcüklerin birincisi isim, ikincisi çekimli bir fiildir. Sözcükleri gerçek anlamlarında düşündüğümüzde bunların bir cümle özelliği gösterdiğini söyleyebiliriz.


f. İsim ve Fiilimsinin Kaynaşması Yoluyla


“Bu bölgede günebakan yetişmiyormuş.”
“Ahmet karakaçanın sırtına binmiş gidiyordu.”
“Böyle oyunbozanlık edersen seninle geçinemeyiz.”
“Bu limana bir dalgakıran yapmak lazım.”
“Onun gibi çöpçatan birini görmedim, doğrusu.”
cümlelerinde birincisi isim soylu sözcük, ikincisi sıfat-fiil olan bu sözcüklerden bir bileşik sözcük meydana gelmiştir.
Bunlardan başka yollarla da bileşik sözcük oluşturulabilir. Önemli olan iki ayrı sözcüğün kaynaştığını anlayabilmektir.
Bileşik sözcüklerin kimileri oluşurken ses kaybı olabilir.
“Pazartesi günü size geleceğim.”
cümlesindeki sözcüğün oluşmasına bakalım.
Pazar - ertesi -> Pazartesi
Görüldüğü gibi “er” hecesi düşmüştür.
Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda ise iki ayrı sözcüğün varlığı bile hissedilemez.
sütlü aş -> sütlaç
ne asıl -> nasıl
bu öyle -> böyle

YAPIM EKLERİ

II. YAPIM EKLERİ

 

Tanımı: Yapım ekleri, mevcut kelimelerden (isim ve fiil köklerinden) farklı ve yeni anlamlı kelimeler türetmeye yarayan eklerdir.

 

Nesneleri karşılayan isimlerle hareketleri karşılayan fillerin kökleri farklıdır:

Gel-(-mek,-dim, -miş...)   - fiil kökü

Baba(-m, -lar, -dan)        - isim kökü

 

Birbirine yakın olan nesne ve hareketlere ait kelimeler aynı kökten türeyen kelimelerdir. Bu bakımdan türemiş kelimelerin kökleriyle mutlaka bir anlam ilişkileri olmalıdır:

baş, baş-la-, baş-ar-, baş-ar-ı

sev-, sev-il-, sev-dir, sev-in, sev-inç, sev-gi

göz, göz-lük, göz-cü, göz-cü-lük, göz-lük-çü-lük...

 

Yapım ekleri isim ve fiil köklerine gelerek yeni isimler ve fiiler türetirler. bu ekler kökten hemen sonra gelirler. Çekim ekleri yapım eklerinden sonra gelir:

bil-gi-ler, bil-dir-di;        göz-le-meliyim, göz-lük-ten...

 

Bu türemiş kelimelerden de tekrar yeni kelimeler türetilebilir:

bil-gi-li,  bil-dir-i

göz-lük-çü, göz-lük-çü-lük...

 

 

Yapım eklerini iki başlık altında inceleyebiliriz:

 

İsim yapan yapım ekleri:        İsimden isim yapan ekler ve Fiilden isim yapan ekler

Fiil yapan yapım ekleri:          İsimden fiil yapan ekler ve Fiilden fiil yapan ekler

 

1. İsim yapan yapım ekleri

İsim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isimler türeten eklerdir. Türkçe’mizde sıkça kullanılan yapım ekleri şunlardır:

a. İsimden isim yapan ekler

-lik

Yer isimleri yapar:

kömürlük, kitaplık, tuzluk, odunluk, ağaçlık, zeytinlik, çöplük...

Alet ve araç isimleri yapar:

başlık, kulaklık, gecelik, gözlük, önlük...

Topluluk isimleri yapar:

gençlik, insanlık, Türklük...

Soyut isimler yapar:

gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik...

Sınırlama, ayırma, ölçü tahsis anlamı taşıyan isimler yapar:

bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, hediyelik, ömürlük, haftalık, aylık...

Sıfatlara gelerek durum bildiren isimler yapar:

iyilik, güzellik, küçüklük...

Meslek isimleri yapar:

öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...

Bu ekle türetilen ekler sıfat olarak da kullanılabilirler. İsimle sıfat arasında tür farkı olduğu için bu yönde soru sorulabilir:

kışlıklar,      kışlık odun;

günlüğüm,     günlük masraf;

elbiselikler,           elbiselik kumaş;

turşuluklar,           turşuluk biber;

kiralıktan,    kiralık daireden,

satılıklar,     satılık arsalar...

 

-ce

Dil isimleri yapar:

Türkçe, Almanca, Arapça, Farsça..

Yer isimleri yapar:

Çatalca, Yenice, Çamlıca, Taşlıca, Ilıca...

 

Hayvan ve bitki isimleri yapar:

delice, karaca, kokarca, yumuşakça...

 

-ci

İsim, sıfat, zarf türetir:

sanatçı, kiracı, inşaatçı, yolcu, çaycı, şakacı, duacı, milliyetçi, Türkçü, halkçı, sözcü, tiyatrocu, kemancı...

gazeteci çocuk, şakacı insan...

akılcı (davranmak), Atatürkçü (geçinmek)

 

-li

Soyut ve somut isimler ve sıfat türetir. Özel isimlere getirildiğinde kesme işaretiyle ayrılmaz.

Kişinin nereli olduğunu bildirir:

Ankaralı, Konyalı, köylü, kentli...

Bir şeyin içinde daha çok ne bulunduğunu bildirir:

Tuzlu, şekerli, acılı, tozlu...

Soy, devlet bildirir:

Osmanlı, Karahanlı, Selçuklu...

Durum (medenî hâl) bildirir:

Sözlü, evli, nişanlı...

Renk bildirir; ikileme kurar:

Mavili, yeşilli, kırmızılı, allı yeşilli, sarılı kırmızılı...

Kişinin sahip olduğu özelliği bildirir:

Bilgili, tecrübeli, akıllı, görgülü, saygılı, kültürlü, akıllı uslu...

Diğerleri:

Gönüllüler, gönüllü (kişiler)...        İrili ufaklı, kadınlı erkekli...

 

-siz

-li ekinin olumsuzunu yapar. Ama –li ekini almış her kelimenin –siz ile olumsuzu yapılmaz:

akıllı X akılsız                 doğru

bilgili X bilgisiz              doğru

nişanlı X nişansız             yanlış

köylü X köysüz                yanlış

mavili X mavisiz              yanlış

İsim, sıfat ve zarf türetir:

Korkusuz (çocuk), akılsız, susuz (topraklar), tatsız, güçsüzler, ölümsüz, eşsiz, yersiz yurtsuz (kaldım), kimsesiz, tarafsız (davranmalı)...

 

-ki

Zaman ve yer bildiren kelimelerden sıfat yapar. Bu sıfatlar isimleşebilir. –ki ve –kü şekillerinde kullanılır.

bugünkü (maç), akşamki (fırtına), geceki (soğuk), bugünkünü, yarınkinden...

Yer bildiren kelimelerde –de hâl ekiyle birlikte kullanılır:

Aşağıdaki (sorular), aşağıdakiler, sınıftaki (öğrenciler), sınıftakiler, raftaki (eşyalar), yuvadaki (yavrular)...

-ti

Yansımalardan isim türetir:

çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı

Diğer ekler:

-e: göze (kaynak)...

-cil: etçil, otçul, insancıl, evcil, bencil, ölümcül...

-daş: vatandaş, yurttaş, gönüldaş, anlamdaş, meslektaş...

-gil: Aligil, Yaşargil, ancamgil...

-leyin: geceleyin, akşamleyin, sabahleyin, gündüzleyin...

-nci: birinci, üçüncü, sonuncu...

-er: üçer, beşer, yedişer, dörder, altışar...

-cik: gelincik, kızılcık, elmacık, kulakçık, karıncık...

 

b. Fiilden isim yapan ekler

 

Fiil kök ve gövdelerinden isim türetirler.

Mastar ekleri:

-mek

Bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Fillerin isimlerini türetir. Bu yüzden bu eklere isim-fiil (mastar) eki; bu kelimelere de isim-fiil (mastar) denir.

gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...

Bu ek kalıplaşarak kalıcı nesne isimleri de türetebilir; bunlar isim-fiil değil, doğrudan isimdirler:

yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,

-me

-mek eki gibidir. Ama  –mek kullanılan her yerde –me kullanılamaz. Bu ek de bütün fiil kök ve gövdelerine gelerek; onlardan fiil ismi türetir (isim-fiil yapar):

başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...

Bu ek de –mek gibi kalıcı nesne isimleri yapar:

Asma (yaprağı), bölme (işlemi), danışma (memuru), dondurma (külâhı), kavurma, işletme, bağlama (:saz)...

 

 

Bu ek niteleme sıfatı da türetir:

Karma (liste), süzme (yoğurt), yazma (eser), saçma (bir fikir), yapma (çiçek), asma (köprü), asma (kat)...

-iş

Bu da mastar ekidir. Diğerleri gibi bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Kalıcı nesne isimleri yapabilir:

Gülün açılış-ını seyret.               Kapının kapanış-ı çok ses çıkarıyor.

Adam oturuş-undan bellidir.       seziş, biliş, alış, veriş, anlayış...

Kalıcı nesne isimleri:

Bu görüşü benimsemedim.   Bir buluş yapmış ki sorma.

Alış verişe çıkacağız.          Sende hiç anlayış yok mu?...       Çıkış ne taraftaydı?

 

Sıfat-fiil ekleri:

Sıfat-fiil ekleri de mastar ekleri gibi fiilden isim ve sıfat yapan işlek eklerdir:

-en:

Fiili yapanı, edeni bildirir. İsim ve sıfat yapar:

Gülen, bakan, gelen, giden, gezen, yazan, bozan, çalışan, kazanan...

-esi

Sıfat ve isim yapar:

Ölesi-m gelir,    Yok olası adam, kırılası eller.     Öpülesi, geberesi, ölesi, bakılası...

-mez

Olumsuzluk bildirir. –r’nin olumsuzunu yapar, ama her zaman değil:

Çıkmaz sokak, olmaz iş, yaramaz çocuk, bilinmez yerler...

Yılmaz, korkmaz, çıkmaz...        Ne geçmez zamanmış!

-r

İsim ve sıfat yapar:

Okur yazar, yazar kasa, bilir kişi, gelir gider, keser, güler yüz...

-dik

İsim ve sıfat yapar:

Tanıdıklar, tanıdık kişiler, olmadık iş, beklenmedik bir anda, sevin-diğ-imiz...

-ecek

İsim ve sıfat yapar:

alacak(lı), yakacak, yiyecek, giyecek, içecek(lerimiz), gelecek zaman, içecek su, akacak kan, gelecek(ten haber ver-), olacak iş mi?...

-miş

İsim ve sıfat yapar:

Geçmiş, çok bilmiş, okumuş çocuk, dolmuş, yemiş...

 

 

Diğer ekler:

-im

Eklendiği fiille ilgili hâl, durum, iş ifade eder. O işle ilgili, o işten doğan varlık, eşya, yer isimleri yapar.

Alım, satım, atım, yatırım, seçim, ölüm, yıkım, verim, biçim, giyim, kuşam, takım, kavram, üretim, bölüm, çözüm, uyum, çekim, (bir) yudum (su) ...

-gi

Fiilin bildirdiği hareketle ilgili çeşitli nesneleri karşılayan isimler yapar:

Sevgi, saygı, görgü, bilgi, duygu, örgü, sergi, vergi, övgü, algı, tutku, uyku, biçki, baskı, içki, atkı, keski...

-gin

Anlama büyüme ve aşırılık katar; yapanı, olanı bildirir; yapılan nesneyi veya işi karşılar. Sıfat, isim ve zarf türetir:

Dalgın, azgın, kızgın, kırgın, salgın, baygın, bilgin, ergin, bezgin, durgun, olgun, soygun, vurgun, baskın, seçkin, pişkin, yetişkin, tutkun, küskün...

Keskin sirke, olgun davrandı, soygun yapılmadı...

-i

İsim ve sıfat türetir:

Yazı, sıkı, yapı, ölü, korku, batı, gezi, bölü, koşu, doğu, artı, tartı, sürü, örtü, çeki, duru, sayı...

Korkunun ecele faydası yok.           Doğuyu, batıyı karıştırdık.

Ölü balıklar suyun yüzündeydi.        Yurdun batı tarafı soğuyacak.

-ici

Çokluk, aşırılık, devamlılık bildirir; -En sıfat-fiil eki gibi failin niteliğini bildirir. Sıfat, isim ve zarf yapar:

Kalıcı, vurucu, bilici, alıcı, satıcı, dinleyici, görücü, bakıcı, yırtıcı, geçici, kurucu, yüzücü, gidici, öğren(i)ci, dilen(i)ci...

Eskiden iyi yüzücü imiş. Okuyucu sayısı günden güne artıyor.

Bunlar üzücü hareketler.  Satıcı kadınlar dolaşıyorlar.  

Pek yırtıcı görünüyor/davranıyor.

-k

Fiilde bildirilen harekete uğramış olan veya o hareketten ortaya çıkmış nesneleri karşılayan isimler yapar; bunlar sıfat ve zarf olarak da kullanılır:

Açık kapı, çürük diş, karışık işler,   hava soğuk,   açık konuşur,  bölük toplandı...

-ken

İsim ve sıfat yapar:

Çalışkan, üretken,

Alıngan, atılgan...

 

-ti: kızartı, karartı, bağırtı...

-ek: konak, durak, yatak, dönek, ürkek, korkak, bıçak...

-ç: inanç, sevinç, usanç...

-ntı: alıntı, akıntı, söylenti, toplantı, yaşantı, sarsıntı

-e: dize, süre

 

2. Fiil yapan yapım ekleri

Bu ekler isim ve fiil kök ve gövdelerinden fiil gövdeleri türetirler:

gözgöz - le(mek)       bilgi-bilgi - len(mek) - dir(mek)

sevsev - dir(mek)      bildir-bildir - il(mek)

Fiil yapan ekler, isime veya fiile getirilişine göre ikiye ayrılır:

İsimden fil yapan ekler  Fiilden isin yapan ekler

 

a. İsimden fiil yapan ekler

Bu ekler isim kök ve gövdelerinden fiil gövdeleri türetirler:

İsim-len-dir-       Ad-lan-dır      İki-le-        Durgun-laş-

En çok kullanılan isimden fiil yapan ekler şunlardır:

-le

Çok kullanışlı bir ektir. Birçok isimden fiil yapabilir:

Baş-la-, suç-la, su-la, taş-la-, av-la-, kış-la-, çın-la-, in-le-, ter-le-, gece-le-, hafif-le-, karış-la-, kurşun-la-, perçin-le-, yuvar-la-...

-el

Genellikle sıfatlardan fiil yapar:

Çoğ-al-, dar-al-, az-al-, boş-al-, düz-el-, dik-el-...

-l

Bazı sıfatlardan oluş filleri yapar:

Kısa-l-, doğru-l-, sivri-l-, duru-l-, ince-l-...

-e

Fazla işlek değildir:

Yaş-a-, kan-a-, boş-a-, tün-e-, oy(u)n-a-...

-r

Daha çok renk isimlerinden sonra gelir:

Kara-r-, yaş-ar-, boz-ar-, ağ(k)-ar-, sar(ı)-ar-, mor-ar-...

-de

Yansımalara getirilir:

Çıtır-da-, şırıl-da-, horul-da-, fısıl-da-, gürül-de-...

 -mse

Fazla işlek değildir:

Az-ı-msa-, küçü-mse-, ben-i-mse-, öz-ü-mse-, kötü-mse-...

-se

Fazla işlek değildir:

su-sa-, garip-se-, önem-se-, mühim-se-...

-leş

Bazı isimlere getirilir:

Sert-leş-, taş-laş-, kötü-leş-, iyi-leş-, katı-laş-, sağlam-laş-...

-len

Bir şeye sonradan sahip olma anlamı katar:

Ev-len-, can-lan-, hoş-lan-, us-lan-, iç-len-, dert-len-...

 

b. Fiilden fiil yapan ekler

Fiil kök ve gövdelerine getirilerek fiil gövdesi türeten eklerdir:

-t

Çatı ekidir; geçişsiz fiilleri geçişli (oldurgan) yapar; geçişli fiillerin de geçişliliğini artırır (ettirgen yapar). Genellikle ünlüyle biten fiillere gelir:

Yürü-t-, acı-t-, ak-ı-t-, oku-t-, anla-t-, ağla-t-, ara-t-, kızar-t-...

-r

Çatı ekidir. “-t” ile aynı görevdedir; oldurganlık ve ettirgenlik görevi vardır. genellikle ünsüzle biten fiillere gelir:

Çık-a-r-, kop-a-r-, kaç-ı-r-, uç-u-r-, bat-ı-r-, düş-ü-r-, iç-i-r-...

-dir

Çatı ekidir; geçişsiz fiilleri geçişli (oldurgan) yapar; geçişli fiillerin de geçişlilik derecesini artırır (ettirgen yapar):

Yaz-dır-, sor-dur-, aç-tır-, çiz-dir-, sök-tür-, as-tır-, koş-tur-...

-l

Çatı ekidir; edilgen ve dönüşlü fiil yapar:

At-ı-l-, soy-u-l-, yaz-ı-l, çiz-i-l-, ay(ı)r-ı-l-, gid-i-l-...

-n

Çatı ekidir; edilgen ve dönüşlü fiiller yapar:

Başla-n-, tara-n-, yıka-n-, bil-i-n-, sil-i-n-, sür-ü-n-, taşı-n-, al-ı-n-...

Çatı ekidir; işteş fiil yapar:

Döv-ü-ş-, at-ı-ş-, tart-ı-ş-, gör-ü-ş-, uç-u-ş-, bekle-ş-, it-i-ş-, selâmla-ş-...

-ele   Devamlılık, anlatılan işin art arda yapıldığını bildirir:

Kov-ala-, it-ele-, silk-ele-, dur-ala-, tep-ele-...

YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

 

YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

Yapılarına göre sözcükler üçe ayrılır:

1. Basit sözcükler,           2. Türemiş sözcükler,         3. Bileşik sözcükler.

 

1. Basit Sözcükler: Yapım ekleri ile türememiş ya da birleşme yoluyla yeni anlam yüklenmemiş sözcüklerdir. Kök durumundaki sözcüklerle yalnızca çekim eki almış olanlar basit yapılıdırlar. Kök sözcükler genellikle tek hecelidir.

El, kol, sel, yel, göz, taş, baş, kar, dil, kadın, deniz, çiçek, soba, pencere, araba...

 

2. Türemiş Sözcükler: Yapım ekleriyle kök ve gövdelerden geliştirilmiş sözcüklerdir: saman-lık, toz-lu, tat-sız, süt-çü, ben-cil, çalış-kan...

Bir sözcüğün türemiş sözcük olabilmesi için, köküyle doğrudan ya da dolaylı bir anlam ilgisi bulunmalıdır. “Kiracı” sözcüğü “kira”dan türemiştir. Ancak “balık” sözcüğü “bal”dan türememiştir.

Aynı ek, eklendiği sözcüklere farklı anlamlar katabilir: Çin-ce (dil ismi), dost-ça (yakışır, o tarzda), ben-ce (bana göre), aylar-ca (süreklilik)...

3. Bileşik Sözcükler: En az iki sözcükten oluşan, tek bir kavramı karşılayan kalıplaşmış sözcüklerdir. Türemiş sözcükler gibi bunlar da gövde sözcüklerdir: gecekondu, dedikodu, yurtsever...

 

Bileşik sözcükler şu yollarla oluşturulur:

1. Anlam kayması yoluyla:

a) Genellikle her iki sözcük birden anlamını yitirir: imambayıldı (bir yemek adı), delikanlı...

b) Sözcüklerden biri anlamını yitirir, diğeri anlamını korur: Eskişehir, kabadayı...

2. Ses kayması yoluyla:

Cuma + ertesi = Cumartesi         Ne + asıl = Nasıl

Pazar + ertesi = Pazartesi          Kahve + altı = kahvaltı

3. Sözcüklerin tür değiştirmesi yoluyla:

dedi + kodu = dedikodu   (fiil + fiil = isim olmuş)  yurt + sever = isim + fiil = sıfat

 

DİKKAT !

Yapısına göre sözcükler üç sözcük türü içinde incelenir. 

1. Yapısına Göre İsimler

2. Yapısına Göre  Sıfatlar

3. Yapısına Göre Fiiller

FİİL ÇEKİM EKLERİ

B. FİİL ÇEKİM EKLERİ

Dilimizde fiiller çekimli hâlde kullanılır. İkinci tekil şahıs emir çekimi hariç bütün fiiller çekim eki alarak kullanılır.

Fiil çekim ekleri, fiil kök veya gövdelerine eklenerek, fiillerin zamanını, yapılış şeklini ve şahsını belirtirler.

Dilimizdeki fiil çekim eklerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

Zaman ve şekil ekleri (haber ve dilek kipleri)

Şahıs ekleri

Soru eki

Ek-fiil

 

1. ZAMAN ve ŞEKİL EKLERİ

a. HABER KİP EKLERİ

Dilimizde üç temel zaman vardır:

Geçmiş zaman -  Şimdiki zaman - Gelecek zaman

Ama bütün zamanları içeren tasnif şudur:

Geçmiş zaman (Bilinen geçmiş zaman ve öğrenilen geçmiş zaman)

Şimdiki zaman - Gelecek zaman  ve bunların hepsini kapsayan  - Geniş zaman

Fiilde anlatılan işin, kılışın, oluşun, hareketin, durumun bağlı bulunduğu zamana fiilin zamanı denir. Haber kiplerinde de fiilin zamanı bildirilir. Yalnız aşağıda ele alınacak olan zaman ekleri bazen kendi zamanlarını belirtmeyebilirler; çekim eki olmaktan çıkabilirler veya anlam kayması sonucu başka bir zamanı belirtebilirler

 

hünkârbeğendi, okur yazar... (yapım eki görevinde)

Bir gün Hoca pazara çıkar. (çıkmış)... (anlam kayması)

 

Bu altı zamanı ifade eden ekler şunlardır:

1. Bilinen Geçmiş Zaman Eki: -di

Fiil kök veya gövdesine gelerek görülen/şahit olunan ve bilinen geçmişe ait bir işin vb. anlatılmasını/hikâye edilmesini/haber verilmesini sağlar:

Geldim, okumadın, yürüdü, koştuk, söylediniz, ağladılar...

Diğer görevleri:

İkilemeler kurar:

Oldu bittiye getirdiler.

Zaman bildirme işlevini yitirip yapım eki olarak kullanılabilir; sıfat ve isim olarak kullanılan kelimeler türetir:

Mirasyedi (adam), şıpsevdi, külbastı, imambayıldı, gecekondu, kaptıkaçtı...

2. Öğrenilen Geçmiş Zaman Eki: -miş

Fiil kök veya gövdesine gelerek görülmeyen/şahit olunmayan ve bilinmeyen geçmişe ait, başkasından duyulan bir işin vb. anlatılmasını/nakledilmesini sağlar:

Uyumuşum, konuşmuşsun, sevmemiş, durmuşuz, bilememişsiniz, almışlar...

Diğer görevleri:

Farz etme anlamı katar:

“Çay içen var mı?”, diyorlar. Ben de “evet, ben bir çay tiryakisiyim.” diyormuşum.

Sonradan fark etme anlamı katar; başkasından duyma söz konusu olmaz:

Dün çok yorulmuşum.  Teşekkür ederim, yemek güzel olmuş.

Anlam kayması sonucu –yor eki yerine de kullanılmakta:

Nasıl bir şey aramıştınız?

Zaman anlamını yitirip yapım eki (sıfat-fiil eki) olarak kullanılabilir; sıfat-fiiller türetir; bu sıfat-filler sıfat olarak kullanıldıkları gibi isimleşebilirler de:

Başlamış iş, verilmiş sadaka, geçmiş (zaman), ermiş (adam)...

3. Şimdiki Zaman Eki: -yor

Fiil kök veya gövdesine gelerek hâlen yapılmakta olan bir işin vb. anlatılmasını/bildirilmesini sağlar:

Zil çalıyor.

Öğrenciler teneffüse çıkıyor.

Dünya dönüyor, zaman geçiyor, insanlık gelişiyor, ama Türkiye...

4. Gelecek Zaman Eki: -ecek:

Fiil kök veya gövdesine gelerek daha sonra yapılacak olan bir işin vb. bildirilmesini sağlar:

Oraya gideceğim ve onu göreceğim.

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden.

Zaman anlamını kaybedip yapım eki olarak da kullanılır; sıfat-filler yapar; bu sıfat-fiiller isimleşebilir:

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?   Buralar yaşanılacak yerler değil.

Geleceğini garantiye almalısın.  Alacaklı gibi duruyorsun.

5. Geniş Zaman Eki: -r

Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin vb. geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların tümüne ait olduğunun, yani her zaman tekrarlandığının bildirilmesini sağlar:

Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

Her duvar, her kovukta şimdi niye

Bir büyük göz niyaz eder, ağlar

"Bitsin artık bu gizli şüphe!" diye?

Bu ek zaman anlamını yitirip yapım eki olarak da kullanılarak sıfat-fiiller yapar; bu sıfat-fiiller de isimleşebilir:

Benzer soruları daha önce cevaplamıştım.

Seninki çekilir dert değil.

Okur yazar oranı sürekli artıyor.

Uyurgezer, uçaksavar, yanardöner, benzerleri...

 

Geniş zamanın olumsuz çekiminde bu ekin kullanımı biraz izah gerektirir. Bazı şahıslarda olumsuzluk ekinden sonra geniş zaman eki gelmezken bazılarında da “z” olarak kullanılır:

Gel-i-r-imgel-me-m               ek yok

Gel-i-r-singel-me-z-sin                   z

Gel-i-rgel-me-z                    z

Gel-i-r-izgel-me-y-iz            ek yok

Gel-i-r-sinizgel-me-z-siniz             z

Gel-i-r-lergel-me-z-ler                   z

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

b. DİLEK KİP EKLERİ

Dilek kipleri, iş, oluşu, kılışı, durumu ve hareketi zamana bağlı olmadan, tasarı ve dilekle ilgili olarak bildiren kiplerdir.

Dilek kipleri dörde ayrılır:

Dilek-şart kipi

İstek kipi        Gereklilik kipi          Emir kipi

 

1. Dilek-şart kipi eki: -se

Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin dileğe ve şarta bağlı olduğunun bildirilmesini sağlar:

Ağlarsa anam ağlar.   İsterse, veririz.     

 

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına

Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

2. İstek kip eki: -e -a

Fiil kök veya gövdesine gelerek istek anlamı katar.

Bana sor sevgili kaari, sana ben söyleyeyim

Sonra bir yer bulup oturdum. Hadi bir sigara içeyim dedim

Bunu böyle bilesiniz.

 

Nereye dikilmek istersen

Söyle seni oraya dikeyim!

3. Gereklilik eki: -meli

Fiil kök veya gövdesine gelerek işin olması gerektiği anlamını katar:

 

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...

Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kere öpmeli..

 

Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül!

Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahut gül.

 

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

4. Emir kipi eki: -sin, -in(iz), -sinler

Fiil kök veya gövdesine gelerek ikinci ve onların aracılığıyla da üçüncü şahıslara emir verilmesini sağlar.

Birinci şahısların emir çekimi olmadığı gibi ikinci tekil şahsın da çekimi olduğu hâlde eki yoktur:

Ağla ağla Sakarya!       Bu yazıyı acele yazsınlar!            Alın, bunları da okuyun!

 

Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!

Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!

  

 

 

 

2. ŞAHIS EKLERİ

Şahıs ekleri, fiili şahsa bağlayan; fiildeki işi, kılışı, hareketi yapanı; oluşa ve duruma sahip olanı bildiren eklerdir. Şahıs eklerinin tekil ve çoğul şekilleri vardır.

Kiplere göre şahıs ekleri değişiklik gösterir; fiil kök veya gövdesinin ünlüyle veya ünsüzle bitişine göre iki çeşit şahıs eki vardır:

1.      Şimdiki, gelecek, geniş ve -miş’li geçmiş zamanlarla gereklilik ve dilek kiplerinde kullanılan kişi ekleri:

-im, -sin, ---, -iz, -siniz, -ler

bilir-im, bilir-sin, bilir, bilir-iz, bilir-siniz, bilir-ler

geliyor-um, alacak-sınız, olmuş-lar, bilmeliy-iz, gide-sin

2.      –di’li geçmiş zamanla dilek-şart kipinde kullanılan kişi ekleri:

-m, -n, ---, -k, -niz, -ler

aldı-m, aldı-n, aldı, aldı-k, aldı-nız, aldı-lar

alsa-m, alsa-n, alsa, alsa-k, alsa-nız, alsa-lar

Emir çekimi de ayrı eklerle yapılır:

git-sin, gid-in(iz), git-sinler

 

3. OLUMSUZLUK EKİ: -me

Fiil kök veya gövdelerine gelerek olumsuz çekimlerini yapar. Fiilin yapılmadığını, işin olmadığını bildirir. Bütün fillere gelebilir:

Gel-me-di, al-ma-dı, ver-mi-yor, ol-mu-yor, bil-me-meli, söyle-me!, dinle-me!

 

Bazı durumlarda ekin ünlüsü daralır:

Gel-mi-yor, oku-mu-yor, sev-mi-yor...

 

4. SORU EKİ: mi

Soru eki isimlerden ve fiillerden sonra kullanılabilir. Eklendiği kelimeden ayrı yazılır. ünlü uyumlarına girer.

Aldık mı?    Geldi mi?      Okudun mu?   Gördün mü?

Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:

Seçenek sunar:

Alır mı almaz mı bilemem.

Şart, koşul bildirir:

Buraya geldi mi tepesi atıyor. Derslerine çalıştı mı kazanır. Yollar kapandı mı gelemez.

Zaman anlamı katar:

Hava bulutlandı mı yola çıkın, dedi.

Buraya geldi mi size de uğrar.

Şaşırma, hayret, beklenmezlik bildirir; ünlem ifade eder:

Bir de onu karşımda görmeyeyim mi!       Aniden babasına rastlamasın mı!

 Tehdit, korkutma bildirir:                     Sopayı elime aldım mı görürsün.

 

Fiile kesinlik anlamı katar:

Bakarsın buraya uğrar mı uğrar.      Sizin işinizi yaptı mı yaptı.

 

5. EK-FİİL

Fiillerin birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlar:

“i-mek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.

çalışmış i-di-kçalışmıştık

okuyor i-seokuyorsa

okuyor i-miş-ler/okuyorlar imişokuyorlarmış

-di’li geçmiş zamanın hikâyesi, şartı; -miş’li geçmiş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; şimdiki zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; gelecek zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; geniş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; dilek-şart kipinin hikâyesi, rivayeti; istek kipinin hikâyesi, rivayeti; gereklilik kipinin hikâyesi, rivayeti ve şartı ek-fiil alabilir. Bunlar filler konusunda ayrıntısıyla işlenecektir.