Osmanlıca Sözlük

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Osmanlıca Sözlük - Ç-D

 

 

E

eâmm: pek umumi, en genel.
eâzım: büyükler.
eb: baba.
ebâbil: bir kuş türü.
ebâd: boyutlar, uzaklıklar.
ebâtıl: boş inanışlar.
ebced: Arap harflerinin diziliş sırası, bu harflerin rakam olarak değerlerinden yola çıkılarak yapılan hesap.
ebcedî: ebcedle ilgili.
ebdâ: en güzel, en bedi.
ebed: sonsuz gelecek zaman.
ebeden: sonsuza dek.
ebedî: sonsuzla ilgili.
ebediyet: sonsuzluk.
ebediyyen: sonsuza kadar.
ebedperest: sonsuzluğu sevip arzulayan.
ebedülâbâd: sonsuzlar sonsuzu.
ebeveyn: ana ile baba.
ebkem: dilsiz.
eblağ: yerinde adamına göre güzel söz söylemenin en üstünü.
ebleh: alık, budala.
eblehâne: alıkça, budalaca.
ebnâ: oğullar.
ebnâyıcins: aynı türden olanlar.
ebrâr: hayırlılar, iyiler.
Ebrehe: Kâbeyi yıkmak isteyen kumandan.
ebrû: kaş, dalga dalga kırmızı yanak, bir süsleme sanatı.
ebsâr: gözler.
ebter: güdük, kesik.
ebû: baba, ata.
ebulâşey: hiçbir şeyi olmayan.
ebvâb: kapılar, bölümler.
ebyât: beyitler.
ebyâz: en beyaz, parlak.
ecânib: yabancılar.
ecdâd: atalar, dedeler.
ecel: ömrün sonu, vade.
ecell: en büyük.
echel: en cahil.
echeliyet: aşırı bilgisizlik.
ecinnî: tek cin.
ecir: ücret, karşılık.
ecîr: ücretle çalışan.
ecirnâ: bizi koru.
ecirnî: beni koru.
eclâ: en parlak.
ecliyet: sebeplik.
ecmâ: en toplu.
ecmâin: hepsi, cümlesi.
ecmel: en güzel.
ecnâs: cinsler, türler.
ecnebî: yabancı.
ecr: ücret, karşılık.
ecrâm: cansız varlıklar.
ecsâd: cesetler.
ecsâm: cisimler.
ecvibe: cevaplar.
eczâ: cüzler, parçalar, kimyevi madde.
eczâhâne: ilaç yapılıp satılan işyeri.
edâ: yapma, ödeme, davranış, anlatım yolu.
edat: "hem, için" gibi kendi başına mânâsı olmayan yardımcı kelime.
eddâî: belli bir duacı, duacınız.
edeb: terbiye, güzel ahlak, haya.
edebî: edeple ilgili, güzel söz ve yazı.
edebiyat: güzel ve etkili biçimde konuşma ve yazma sanatı.
edebiyyûn: edebiyatçılar.
edevât: âletler.
edîb: edebiyatçı, edepli, terbiyeli.
edîbâne: edebiyatçı gibi, edeplice, terbiyelice.
edille: deliller, kanıtlar.
ednâ: pek aşağı.
edvâr: devirler, dönemler.
edviye: devalar, ilaçlar.
edyân: dinler.
efâdıl: üstün nitelikli kimseler.
efâl: fiiller, işler.
efdal: daha üstün.
efendi: sahip, saygın, terbiyeli.
efgan: figanlar, inlemeler.
efhâm: anlamalar, en iyi anlayan.
efkâr: fikirler.
efkârıâmme: umumun fikirleri, halkın düşünceleri.
eflâk: gökler.
Eflâtun: eski bir filozof
efrâd: bireyler, insan tekleri.
efsah: daha düzgün anlatım.
efsâne: uydurulmuş hikâye, mitoloji.
efsûn: sihir, büyü.
efşan: "saçan" mânâsında son ek.
efzâ: "artıran" mânâsında son ek.
efzûn: fazla, çok.
ego: ben, ene.
eğerçi: gerçi.
eğlenceperest: eğlenceye pek düşkün.
Ehad: "bir, tek, benzersiz" olan Allah.
ehâdîs: Peygamberimizin sözleri.
ehadiyet: Allahın her bir eserindeki birlik tecellisi.
ehaff: pek hafif.
ehak: en hak, daha gerçek.
ehass: en has.
ehbâr: âlimler.
ehemm: en önemli.
ehemmiyet: önem.
ehemmiyetkârâne: önem verircesine.
ehevât: kardeşler.
ehibbâ: ahbaplar, sevilenler.
ehil: dost, sahip, usta.
ehlen-sehlen: hoş geldiniz.
ehlî: alışık olan, evcil.
Ehlibeyt: Peygamberimizin neslinden olan.
ehlibidâ: dine aykırı olanı dine sokanlar.
ehlidalalet: islâmdan sapanlar, sapkınlar.
ehlidünyâ: dünya adamı, âhireti düşünmeyen.
ehlifelsefe: felsefeciler, felsefeye önem veren kimseler.
ehlifen: fen ilimleriyle uğraşanlar.
ehligaflet: gaflette olanlar, kul olduğunu hatırlamadan yaşayanlar.
ehlihak: hak yolda olan.
ehlihakîkat: hakikatı bulan kimseler.
ehlihâl: inandıkları mânâları hâlleriyle yaşayanlar.
ehlihidâyet: îman yoluna erenler, müminler.
ehliîman: îmanlılar.
ehliinsaf: insaflılar.
ehliislâm: müslümanlar.
ehlikalb: kalben ileri gidenler.
ehlikeşif: perdeli olanı bilen velî.
ehlikitab: ilâhî kitaplardan birine inanan.
ehlikubûr: kabirdeki ölüler.
ehliküfür: kâfirler.
ehlinecat: kurtulanlar.
ehlisefâhet: günahlara dalanlar.
ehlisuffa: Peygamberimizin mescidinde kalan sahabeler.
ehlisünnet: Peygamberimizin hak yolunda yürüyenler.
ehlişirk: Allaha ortak koşanlar.
ehlitakva: Allahtan korkup günahtan sakınan kimseler.
ehlitarik: tarikat adamı.
ehlitarikat: tarikata bağlı olan.
ehlitevhid: Allahın birliğine inananlar.
ehlivelâyet: velîler, erenler, kalbi nurlanmış müminler.
ehlivukuf: iyi bilenler, bilirkişiler.
ehliyyet: yeterlik, ustalık, yetki.
ehlullah: Allah adamı, evliya, ermiş.
ehram: firavun mezarı.
Ehriman: ateşe tapanların kötülük tanrısı.
ehülacâib: acayip şeylerin kardeşi.
ehva: nefis arzuları, boş istekler.
ehvâl: korkular.
ehven: en zararsız, pek ucuz.
ehvenüşşerreyn: iki şerden daha az zararlı olanı.
ehya: ucuzluk, bolluk.
eimme: imamlar, öncüler.
ejder: büyük yılan.
ejderha: iri yılan.
ekâbir: büyükler.
ekall: en az.
ekalliyet: azlık, azınlık.
ekânim: asıllar, rükünler.
ekber: en büyük.
ekdâr: kederler, üzüntüler.
ekl: yeme.
ekmel: en mükemmel.
ekol: bir fikir üzerine kurulu okul, meslek.
Ekrad: Kürtler.
ekrem: daha kerim, en iyi.
ekser: daha çok.
ekserî: çoğunlukla.
ekseriya: ekseriyetle, çoğunlukla.
ekseriyet: çoğunluk.
ekseriyetle: çoğunlukla.
ekva: daha kuvvetli.
ekvan: yaratılanlar.
ekvanî: yaratılanlarla ilgili.
ekvator: dünyayı ikiye ayıran hayâlî çizgi.
el-amân: aman diliyorum!
elân: şimdi, hâlâ.
elâstik: esnek.
elbette: kesinlikle.
elcevab: cevabı şu.
elem: acı.
eleman: bir bütünün parçaları.
elemkârâne: acılı bir biçimde.
elemnâk: acı verici, acılı.
elf: bin sayısı.
elfâtiha: Fatiha sûresi.
elfaz: lafızlar, sözler.
elhak: hakikaten, doğrusu.
elhamdülillâh: Allaha hamdolsun.
elhannas: sinsice aldatan şeytan.
elhâsıl: kısacası, özetle.
elhubbulillâh: sevgi Allah içindir.
elhükmülilekser: hüküm eksere göre verilir.
elîf: alışan, alışkın.
elîm: acı veren, acılı.
elîmâne: acılı biçimde.
elîme: acılı hâl.
elîyâzübillâh: Allaha sığınırız.
elkab: lâkaplar.
elmas: değerli bir taş.
elsine: lisanlar, diller.
eltâf: lütuflar, en latîf, en hoş.
elvah: levhalar, tablolar.
elvan: renkler.
elvanıseba: yedi renk.
elvedâ: şu ayrılık!
elyak: daha lâyık.
elyevm: bugün.
elzem: daha gerekli.
elzemiyet: daha gereklilik.
emam: ön taraf.
eman: güven, güvenlik.
emânât: emanetler.
emânet: sonra alınmak üzere verilen şey.
emâneten: emanet olarak.
emâni: güvenlik.
emârât: emareler, belirtiler.
emâre: iz, belirti, bellik.
emâret: beylik.
emel: ümit, arzu.
Emevîler: bir islâm devleti.
emîn: güvenilir.
emîr: bey, başkan.
emirber: emir dinleyen.
emirnâme: emir yazısı.
emlâk: taşınmaz mallar.
emmâbâdü: bundan sonra.
emmâre: emreden, zorlayan.
emn: eminlik, güvenlik.
emniyet: güven, güvenlik.
emperyalizm: bir ülkenin sınırlarını genişletme politikası.
emr: emir, buyruk.
emrâz: marazlar, hastalıklar.
emsâl: misaller, eşler, benzerler.
emsile: misaller, örnekler.
emşac: nutfe, dağınık.
emtar: yağmurlar.
emvâc: dalgalar.
emvâl: mallar.
emvât: ölüler.
emzice: mizaçlar, huylar.
enam: yaratıklar, varlıklar.
enâniyet: benlik, gurur.
enbiyâ: nebîler, peygamberler.
encam: son.
encümen: meclis, komisyon.
endad: benzerler, misiller.
endâm: beden, boy.
endaz: "atan, atıcı" mânâsında son ek.
ender: içinde.
ender: pek az bulunan.
endîşe: kaygı.
Endülüs: bir islâm devleti.
ene: ben, benlik.
enerji: güç.
enfâ: daha faydalı.
enfâs: nefesler.
enfes: pek nefis, çok hoş.
enfûs: nefisler, ruhlar.
enfüsî: nefisle ilgili, insanlarının kendi iç âlemlerine ait.
engiz: "koparan, veren" mânâsında son ek.
engizisyon: kiliselerin işkenceci mahkemeleri.
enhâr: nehirler, ırmaklar.
enîn: inilti.
enîndâr: inleyen.
enîs: dost, arkadaş.
enkaz: yıkıntı.
enmûzec: nümune, örnek, model.
ensâb: soylar, nesepler.
ensac: dokumalar.
ensâf: yarımlar.
ensâl: nesiller, kuşaklar.
ensâr: yardımcılar, Medineli sahabeler.
enseb: en uygun.
ente: sen.
entrika: hile, düzen.
envâ: neviler, türler.
envâen: türler olarak.
envâr: nurlar.
enver: pek nurlu.
enzâr: nazarlar, bakışlar.
erâcif: uydurma sözler.
erakk: pek ince.
erbaa: dört.
erbâb: sahipler, becerikliler, terbiyeciler.
erbâin: kırk.
erbâiyyet: dört olmak.
Ercûze: Hazreti Alinin meşhur bir kasidesi.
erhâm: döl yatakları, rahimler.
erham: en merhametli.
Erhamürrahimîn: merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah.
erîke: koltuk, taht.
erkân: esaslar, rükünler.
ervâh: ruhlar, canlar.
erzâil: reziller, alçaklar.
erzâk: rızıklar, yiyecekler.
erzan: pek ucuz.
erzâl: reziller.
erzel: daha rezil.
esâbi: parmaklar.
esâd: daha mutlu.
esâdekümullah: Allah saadet versin.
esahh: daha doğru.
esâlib: üslûplar, tarzlar.
esamî: isimler.
esâret: esirlik, tutsaklık.
esas: temel, kök.
esasât: temeller, esaslar.
esâtir: uydurulmuş hikâyeler, mitoloji.
esbâb: sebepler, vasıtalar, vesileler, araçlar.
esbâbperest: sebepleri yaratıcı sanan.
esbak: daha önceki.
esbât: torunlar.
esdâf: sadefler, inci kabukları.
esdikâ: sadıklar.
esed: aslan.
Esedullah: Allahın aslanı.
esef: tasa, üzüntü, gam.
esefâ: yazık!
eser: yapı, iz, kitap.
esfel: en aşağı.
esfelisâfilîn: aşağıların en aşağısı.
eshâb: sahipler.
esham: hisseler, paylar.
eshel: daha kolay.
esîle: sorular, sualler.
esîr: alemi kaplayan incecik madde.
esir: savaşta teslim alınan kimse.
Eski Said: Bediüzaman Hazretlerinin hayatında birinci dönem ismi.
eslâf: selefler, öncekiler.
eslâh: en iyi, en sâlih.
eslem: en sağlam, en emin.
esliha: silahlar.
esmâ: isimler.
esmaî: isimlerle ilgili.
Esmaülhüsnâ: Allahın güzel isimleri.
esmar: meyveler.
esmer: rengi karaya çalan.
esnâ: ara, vakit, sıra.
esnâf: sınıflar, alım satımcı.
esnam: sanemler, putlar.
esrâ: pek çabuk.
esrâr: sırlar, gizli mânâlar.
esrârengiz: gizli ve sırlı olan.
esrarkeş: esrar çeken.
essebebükelfâil: sebep olan yapan gibidir.
estağfirullah: Allah kusurumu affetsin.
ester: katır.
esvâb: giyecekler.
esvât: sesler.
esved: siyah, kara.
eşâr: şiirler.
Eşârî: itikadî bir hak mezhep kuran âlimin namı.
eşbah: benzeyenler.
eşcâ: daha yiğit.
eşcâr: ağaçlar.
eşedd: pek şiddetli.
eşeff: en saydam.
eşekk: pek şüpheci.
eşfa: en çok şefaat eden.
eşfâ: pek şifalı.
eşfak: çok şefkatli.
eşgal: işler, meşguliyetler.
eşhas: şahıslar, kişiler.
eşhûr: aylar.
eşirrâ: şerliler, kötüler.
Eşîya: bir peygamber.
eşk: gözyaşı.
eşkâl: şekiller.
eşkıyâ: yol kesenler.
eşmel: çok kaplayıcı.
eşnê: en kötü.
eşrâf: şerefliler, ileri gelenler.
eşrâr: şerliler, kötüler.
eşrât: şartlar, belirtiler.
eşrâtısaat: kıyamet alâmetleri.
eşref: en şerefli.
eşrefimahlûkât: yaratılanların en şereflisi.
eşşehîr: meşhur, ünlü, tanınmış.
eşşükrülillah: şükür Allahadır.
eşvâk: şevkler, aşırı istekler.
eşya: nesneler, şeyler.
etbâ: tâbî olanlar, bağlılar.
etemm: en tam, noksansız.
etfâl: tıfıllar, çocuklar.
etıbbâ: tabipler, doktorlar.
etîme: yemekler.
etka: günah işlemekten çok çekinen.
etkıyâ: çok takvalılar.
etrâf: yanlar, taraflar.
Etrâk: Türkler.
etvâr: tavırlar, davranışlar.
evâhir: âhirler, sonlar.
evâil: başlangıçlar.
evâmir: emirler.
evânî: kaplar.
evâsıt: vasatlar, orta hâlli olanlar.
evc: doruk, yüce.
evfak: en uygun.
evhâm: vehimler, kuruntular.
evkaf: vakıflar.
evkat: vakitler.
evkemâkal: söylendiği gibi.
evlâ: daha iyi.
evlâd: veledler, çocuklar.
evleviyet: öncelik.
evliyâ: kalbi nurlu müminler, erenler, velîler.
evliyâullah: Allahın velîleri, sevgili kulları.
evrâd: devamlı okunan dualar, zikirler.
evrak: yapraklar, kağıtlar, belgeler.
evride: toplardamar.
evsâf: vasıflar, özellikler.
evsat: orta, orta hâl.
evtâd: direkler, kazıklar.
evtâr: tek, eşsiz.
evvâbin: tevbe edip günahtan dönenler.
Evvel: herşeyden önce var olan ve yaratıkların önceki hâllerine de hükmeden Allah.
evvel: ilk, önce, birinci.
evvelâ: birincisi, önce.
evvelbaba: ilk baba, her türün bir anda yaratılan ilk ferdi.
evvelen: ilk olarak.
evvelîn: öncekiler.
evzâh: daha açık.
ey: hitap sözü.
eyâdi: eller.
eyne: nereye, nerede?
eynelmefer: nereye kaçmalı?
eynesserâminessüreyya: yer nerede, Süreyya nerede?
eytam: yetimler, babaları ölmüş çocuklar.
eyvallah: peki, öyle olsun.
eyvan: köşk, saray.
eyyâm: günler.
Eyyûb: hastalığına sabretmesiyle meşhur bir peygamber.
eyyü: "ya, ey" mânâsında hitap edatı.
eyyühelmünâfık: ey münafık, ey mümin görünen kâfir!
eyzan: önceki gibi.
ez: "den, dan" mânâsında ön ek.
ezâ: üzme, incitme.
ezahir: çiçekler.
ezan: namaza davet için edilen nida.
ezber: zihinde tutma.
ezcümle: meselâ, bunun gibi.
ezdâd: zıtlar.
ezel: başlangıcı olmama, öncesizlik.
ezelî: başlangıcı olmayan.
ezeliyet: varlığının başlangıcı olmama.
ezhân: zihinler.
ezhâr: çiçekler.
Ezher: Mısırda bulunan büyük bir üniversite.
ezher: pek parlak.
eziyet: büyük sıkıntı, incinme.
ezkâr: zikirler, Allahı anmalar.
ezkaza: kaza olarak.
ezkiyâ: temiz ve iyi insanlar.
ezkiya: zekiler.
ezlem: en zâlim.
ezman: zamanlar.
ezmine: zamanlar.
ezost: ondan.
ezvâc: eşler.
ezvâcıtâhirât: Peygamberimizin iffetli hanımları.
ezvak: zevkler.
ezyâl: zeyiller, ekler.
 

F

faal: çalışkan, işleyen.
faalâne: çalışkanca.
faaliyet: çalışkanlık, çalışma.
Faalünlimâyürîd: her istediğini yapabilen Allah.
fâcia: acıklı olay.
fâcir: günah işleyen.
fâcire: günahkâr kadın.
fâdıl: üstün nitelikli.
fahâmet: anlayışlılık.
fâhim: anlayışlı.
fâhir: övünen, iftihar eden.
fâhiş: ahlâksız, aşırı.
fâhişe: büyük günahlar işleyen iffetsiz kadın.
fâhişehâne: genelev.
fahl: ileri gelen, üstün.
fahm: kömür, karbon.
fahr: övünme, iftihar etme.
fahrî: karşılıksız, parasız.
Fahriâlem: âlemin kendisiyle övündüğü Peygamberimiz.
Fahrikâinat: kâinatın övüncü olan Peygamberimiz.
fahriye: övünme.
fahrüddeverân: devirlerin övüncü.
fahşâ: büyük günahlar.
fahûr: çok övünen.
fâide: fayda, yarar.
fâik: üstün.
fâikiyet: üstünlük.
fâil: iş yapan, özne.
fâiz: paranın haram olan kârı.
fakat: ama.
fâkat: yokluk, bulunmama.
fakd: bulunmayış.
fakdülahbâb: sevilenlerin bulunmaması.
fâkih: islâm hukukunu bilen.
fâkihe: yaş meyve, yemiş.
fakîr: muhtaç, yoksul.
fakîrâne: fakirce.
fakîrülhâl: fakir hâlde.
fakr: yoksulluk, muhtaçlık.
fakrıhâl: fakir hâllilik.
fakrımutlak: tam ve sınırsız fakirlik.
fakrpîşe: fakirlik yolunda.
fakruzarûret: fakirlik ve yoksulluk.
faktör: bir sonucu oluşturan unsurlardan her birisi.
fakülte: meleke, üniversitenin bölümlerinden her biri.
fâl: fal, belirti, uğur.
Fâlık: büyümesi için tohumu çatlatan Allah.
fâlihayr: iyilik belirtisi.
familya: aile, soy.
fanatik: aşırı taraftar.
fânî: geçici, ölümlü.
fâniyât: faniler, gelip geçiciler.
fantâziye: yalandan gösteriş, boş debdebe.
fantezi: hayâl ürünü, aşırı süs.
fanus: süslü fener.
Farâbî: Aristonun tesirinde kalan bir filozof.
Faraklit: Peygamberimizin incildeki ismi.
Fârân: Mekke dağlarının incildeki adı.
faraş: süprüntü toplama aleti.
farazâ: diyelim ki.
farazî: farzedilen, varsayılan.
faraziye: ispat edilmemiş düşünce, varsayım.
farfara: gürültücü, övüngen.
fâriğ: devreden, geçiren, çekilen.
fârika: ayırıcı özellik.
Fâris: iranlı.
Fârisî: iran dili, iranla ilgili.
farîza: kaçınılmaz ödev, boyun borcu.
fark: ayrılık, başkalık.
farmason: mason, islâm düşmanı.
Fars: iranlı.
fart: aşarılık.
Fârûk: "hak ile batılı ayıran" mânâsında Hazreti Ömerin lâkabı.
farz: her müslümanın şahsen yapmakla yükümlü bulunduğu ilâhî emir.
farzetme: sayma, tutma.
farzıayn: her müminin mutlaka yapması gereken vazife.
farzıkifâye: bazı müminlerin yapmasıyla sorumluluktan kurtulunan vazife.
farzımuhâl: imkânsızı bir an mümkün sayma.
farziyet: farz oluş.
fâsık: günahkâr.
fâsıkımütecâhir: açıkça günah işlemekten utanmayan.
fâsıl: ayıran, bölen.
fasıl: mevsim, bölüm.
fâsıla: ara, durak.
fâsılasız: aralıksız.
fâsid: bozuk, yanlış.
fasîh: düzgün ve güzel konuşan.
fâsih: fesheden, bozan,
fasl: bölüm, mevsim.
fâş: ortaya çıkmış.
faşist: ırka dayalı baskı rejimine taraftar olan kimse.
Fâtır: benzeri bulunmayan eserleri yaratan Allah.
fâtih: açan, fetheden.
fâtiha: başlangıç, birinci sûre.
fâtihâne: fatihçe.
fâtinülasr: asrın en akıllısı.
faysal: hakkı batıldan ayıran.
fayton: at ile çekilen binek arabası.
fazâil: faziletler, üstünlükler.
fâzıl: faziletli, üstün.
fazîlet: üstün nitelik, meziyet.
fazîletfuruş: üstünlük taslayan.
fazîletkâr: faziletli, üstün nitelikli.
fazîletmeab: üstün nitelikleri olan.
fazîletperver: üstün nitelikleri seven.
fazl: üstünlük, lütuf.
fazlî: iyilik olsun diye.
febiha: ne âlâ.
fecâat: acıklı durum.
fecere: günah işleyenler.
fecet: acıklı hâl.
fecî: çok acıklı.
fecir: havanın ağarma zamanı.
fecr: fecir, tan.
fecrikâzib: yalancı fecir.
fecrisâdık: gerçek fecir.
fedâ: değerli nesi varsa verme.
fedâî: feda eden, kendini adayan.
fedâkâr: fedacı.
fedâkârâne: fedakârca.
fehim: anlama.
fehm: anlayış.
fehmen: anlama bakımından.
fehmetmek: anlamak.
fehva: mânâ, kavram.
fekahet: fıkıh ilminde âlimlik, anlayışlılık.
fekk: açma, ayırma.
felâh: tam kurtuluş.
felâhat: tarımcılık.
felâket: büyük zararlar veren olay.
felâketzede: felâkete uğramış.
felâsife: felsefeciler, felsefeler.
felç: inme.
felek: gök, talih.
felekiyyât: gök ilmi.
felekiyyûn: gök ilimcileri.
feletât: sürçmeler, falsolar.
felillâhilhamd: Allaha hamdolsun.
fellâh: ekinci, tarımcı.
fels: bakır para, pul.
felsefe: akıl yoluyla "niçin" sorusuna cevap arayan ilim.
felsefî: felsefeyle ilgili.
fem: ağız.
fen: maddî ilim, bilim, hüner.
fenâ: yokluk, geçicilik, kötü.
fenâfilihvan: kardeşlerin varlığında erime.
fenâfillâh: dünyayı kalben terkedip tamamen Allaha yönelmek.
fenâfirresûl: kendi isteklerini terkedip peygamberde fani olmak.
fenâfişşeyh: şeyhinde fani olmak.
fennen: fence.
fennî: fenle ilgili.
fer: ışık, parıltı, süs.
fer': ikinci derecede olan, kol, dal.
ferâce: bütün vücudu kaplayan bir cins elbise.
ferâgat: hakkı olanı bile istememe.
ferah: geniş, iç açıcı, tasasız.
ferâiz: farzlar, yapılması mecburi olan dinî emirler.
ferâset: anlayış.
ferc: yarık, dişi tenasül uzvu.
ferd: fert, birey, tek, benzersiz.
ferdâ: yarın.
ferdaniyet: teklik, birlik, benzersizlik.
ferdî: şahsî.
ferdiferîd: benzeri görülmemiş, eşsiz.
ferdiyet: birlik, teklik, eşsiz ve benzersiz oluş.
ferec: ferahlık, genişlik, rahatlık.
ferh: yavru.
ferhan: sevinçli, rahat.
ferî: ayrıntılarla ilgili.
ferîd: eşi ve benzeri bulunmayan, yekta.
ferik: general.
ferikiyet: generallik.
ferişte: melek.
feriyye: ayrıntılar.
fermâ: buyurucu.
ferman: kesin emir, hüküm, bildiri.
Ferraşin: Doğuda büyük bir ova.
fersah: beş kilometrelik mesafe.
ferş: yer, döşeme.
feryâd: yüksek sesle yardım isteme.
feryâdüfîzar: yüksek sesle yardım isteme ve yalvarma.
ferzendâne: evlat gibi.
fesâd: fesat, bozukluk, karışıklık.
fesâdât: fesatlar, bozukluklar, karışıklıklar.
fesâhat: düzgün ve güzel söz söyleme.
fesh: bozma, kaldırma.
fesl: ek yeri, hak söz.
fesübhanallah: Allah bütün noksanlıklardan uzaktır.
feşân: "saçan" mânâsında son ek.
fetânet: zihin açıklığı, çabuk kavrayış.
fetebârekallah: Allah mübarek etsin.
fetevâ: fetvalar.
feth: açma, fetih.
fetih: açma, ele geçirme.
fetişizm: bazı eşyaları putlaştırıp aşırı düşkünlük gösterme.
fetk: ayırma, yarma.
fetret: iki peygamber arasındaki bulanık zaman.
Fettâh: her şeyi görülmedik biçimlerde açan Allah.
Fettâhiyet: herşeyi uygun şekilde açma fiili.
fetvâ: bir meseleyle ilgili dinî hüküm.
fevâid: faydalar.
fevâsıl: fasıllar, bölümler.
fevâtih: başlangıçlar.
fevc: gurup, topluluk.
feverân: fışkırma, hızla çıkma.
fevk: üst.
fevkalâde: olağanüstü.
fevkalbeşer: insanüstü.
fevkalhad: sınırın üstünde.
fevkalkanun: kanun üstü.
fevkalkül: hepsinin üstü.
fevkalmêmul: umulanın üstünde.
fevkalzaman: zaman üstü.
fevkaniyet: üstünlük.
fevrî: hemen, düşünmeden.
fevt: yitme, ölme.
fevzâ: kargaşa.
feya: ey!
feyaacaba: hayret doğrusu!
feyalilaceb: hayret ifadesi.
feyezân: su taşkını.
feyiz: bolluk, bereket, mânevî gıda.
feyizdâr: feyizli.
feyizkâr: feyizli.
feyizyâb: feyiz alma, manen istifade etme.
feylesof: filozof, felsefe ile uğraşan kişi.
feylesofâne: filizofça.
feylûle: ikindiden akşama kadar olan mekruh uyku.
feyyâz: çok feyiz veren.
feyz: bolluk, bereket, mânevî gıda.
feza: artıran, çoğaltan.
fezâ: uzay.
fezâil: faziletler, üstün nitelikler.
fezleke: özet.
fıkdan: yokluk, bulunmama.
fıkıh: ince anlayış, islâm hukuku.
fıkra: kısa yazı, küçük hikâye, nükteli hikâyecik.
fırâk: fırkalar, partiler, bölükler.
fırfıra: topaç.
fırka: parti, bölük.
fırtına: şiddetli rüzgâr, korkutucu dalgalanma.
fısk: günah, haktan sapma.
fışkı: pislik, hayvan gübresi.
fıtnat: yaradılıştan gelen iyi anlama kabiliyeti.
fıtra: fitre, her zenginin vermesi gereken sadaka.
fıtrat: yaradılış.
fıtraten: yaradılıştan.
fıtrî: yaradılışla ilgili.
fî: içinde, içine, hakkında, üzere, dair.
fidda: gümüş.
fidye: bir suçtan veya esirlikten kurtuluş parası.
figan: çığlık, inilti.
figür: şekil.
fîhinazarun: bir bakmak lâzım!
fihrist: içindekiler listesi.
fihriste: kitabın konularını gösteren liste.
fihristevârî: fihrist gibi.
fiil: iş, eylem, yüklem.
fiilen: fiille, iş ile.
fiilî: fiille ilgili.
fiiliyât: fiiller, işler.
fikir: düşünce.
fikr: fikir, düşünce.
fikren: fikirce.
fikret: düşünme.
fikretmek: düşünmek.
fikrî: fikirle ilgili.
filasl: aslı üzere.
filcümle: genellikle, bütünüyle.
filhakîka: gerçekten.
fillah: Allah için.
filvaki: olduğu gibi.
firâk: ayrılık.
firâr: kaçma.
firârî: kaçak.
firâset: hızlı kavrayış.
firâş: döşek, yaygı.
Firâvn: Firavun.
Firâvun: ilâhlık davası güden ünlü bir ulu önder.
Firâvunâne: Firavun gibi.
Firâvuncuk: küçük bir Firavun.
Firâvuniyet: Firavunluk.
Firâvunmeşreb: Firavunun yolunda olan.
Firdevs: cennette bir tabaka.
Firdevsî: cennet gibi.
firenk: Batılı.
firenkmeşreb: Batılıların yolunda giden.
firkat: ayrılık.
fisâl: ayrılmışlar.
fîsebîlillâh: sadece Allah için.
fistan: hanım elbisesi.
fiten: fitneler.
fitne: kargaşa, karışıklık.
fitneengiz: fitne sesebi olan.
fîzâr: inilti, inleme.
fobi: bazı şeylere karşı duyulan korku.
fonoğraf: teyp.
forma: bölüm, elbise.
foya: aldatıcı süs, hile.
Frengî: Batı dili, Batı ile ilgili.
Frengistân: Batı ülkeleri.
Frenk: Batılı.
Frenkmeşreb: Batılıların izinde giden.
fuâd: kalb, gönül.
fudalâ: üstün nitelikli kimseler.
fuhş: edebe aykırı hareket, haram, zina.
fuhşiyât: çirkin işler, günahlar.
fuhûl: büyükler, ileri gelenler.
fuhuş: zina, haram fiil, günahlı iş.
fukahâ: islâm hukuku âlimleri.
fukarâ: fakirler.
Furkân: hak ile batılı ayıran Kurân.
fusahâ: düzgün ve güzel kanuşanlar.
fustat: kıldan yapılan büyük çadır.
fusûl: fasıllar, mevsimler, kısımlar.
fuzlâ: en faziletli.
Fuzûlî: büyük bir divan şairi.
fuzûlî: gereksiz, fazlalık.
fuzûlîyâne: gereksiz ve fazlalık olarak.
füccâr: günahkârlar.
fücêten: birdenbire.
fücûr: günah, zina, sapma.
fülûs: bakır paralar.
fünûn: fenler, ilimler, hünerler.
fürce: girecek yer, yarık.
Fürs: doğu kavimleri.
fürû: dallar, kollar, çocuklar, torunlar.
fürûat: ayrıntılar.
fürûş: döşemeler, yaygılar.
füruş: "satan, taslayan" mânâsında son ek.
füsehâ: güzel ve düzgün konuşanlar.
füsûk: haktan sapma, doğrudan ayrılma.
füsûn: büyüleyici güzellik.
füsûnkâr: büyüleyici.
fütûhât: fetihler, açmalar.
fütur: bezginlik, gevşeklik.
fütüvvet: iyi geçim, ihsan.
füyûz: feyizler, mânevî ihsanlar.
füyûzât: feyizler, mânevî gıdalar.
füzûlât: gereksiz ve faydasız şeyler.
 

· 

 

·  B

 

·  C

 

·  Ç

 

·  D

 

·  E

 

·  F

 

·  G

 

·  H

 

·  I

 

·  İ

 

·  J

 

·  K

 

·  L

 

·  M

 

·  N

 

·  O

 

·  Ö

 

·  P

 

·  R

 

·  S

 

·  Ş

 

·  T

 

·  U

 

·  Ü

 

·  V

 

·  Y

 

·  Z

Yorum ekle

Sayın site ziyaretçileri, Yorumlarınızda lütfen ahlak kurallarına uyunuz. Türkçe'yi doğru kullanınız. Emeğe saygı insan olma gereğidir.Şahıslara, kurumlara hakaret içeren , ahlak kurallarına aykırı, Dilimizin doğru kullanılmadığı mesajlar yayınlanmayacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile