Edebiyat

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE AKIMLAR

 

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE AKIMLAR

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

  • Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış dildeki sadeleşme çalışmaları aralıksız olarak sürmüştür.
  • Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.
  • Cumhuriyet dönemi eselerlerinde öz Türkçecilik anlayışının da etkisiyle genel olarak açık ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır
  • Aruz ölçüsü bırakılmıştır. Serbest ölçü ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Dilde sadeleşme hareketi başarıya ulaşmış ve İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.
  • Anadolu, doğal güzellikleri, insanı, sosyal hayatı ve folkloruyla edebi eserlere yansımış, Türk tarihi ve Atatürk'le ilgili konular ağırlık kazanmış, 1940'lı yıllardan sonra ise bireysel duygu ve sorunlar da ele alınmıştır.
  • Dünyaya açılma ve çağdaşlaşma çabaları edebiyatı da etkilemiş; Dünya edebiyatı daha yakından takip edilmiştir.
  • Dünya edebiyatıyla kurulan bağlar sonucunda; toplumsal gerçekçilik, varoluşçuluk, dışavurumculuk, gerçeküstücülük, gelecekçilik gibi akımların etkisinde ürünler verilmiştir.
  • İlk yıllarda genellikle Halk edebiyatı nazım şekilleri ve hece ölçüsü kullanılmış; 1 940'lı yıllardan sonra ise serbest şiir yaygınlaşmış, aruzu sürdürenler oldukça azalmıştır.
  • Roman ve hikâyelerde toplumsal ve kültürel farklılıklar, ülke ve toplum sorunları, Kurtuluş Savaşı, eski-yeni çatışması, köy ve kasaba insanın çelişkileri, tarihi konular, yanlış Batılılaşma konuları ağırlıkla işlenmiştir.
  • Tiyatro, yeni Cumhuriyetin ilkelerini halka aktarmada bir araç olarak hızla yaygınlaşmaya başlamıştır; çocuk tiyatrosu çalışmaları yapılmış, kadınlar sahnede daha çok yer almaya başlamış, Devlet Konservatuarı açılmıştır.
  • Deneme, eleştiri, edebiyat tarihi alanlarında Cumhuriyet döneminde büyük ilerlemeler kaydedilmiş, önemli eserler verilmiştir.
  • Edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlanmıştır. Anadolu'dan aydın yetişmeye başlamıştır.
  • Bazı yazar ve şairler ferdî duygula­rı işlemişlerdir. Bazı yazar ve şairler de sosyal ko­nulara ağırlık vermişlerdir.
  • Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türlerde önemli gelişmeler olmuştur.
  • Uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.
  • Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.
  • Genelde Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı için, önceki dönemlerin edebi­yatları (Tanzimat, Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî, Millî Edebiyat...) gibi Batı'ya yönel­diğini, yeni edebiyat akımlarından etkilen­diğini, önceki dönemlere göre daha hare­ketli olduğunu, deneme ve günlük türle­rinin gelişme gösterdiğini, edebiyatçı ve eser sayısının arttığını söyleyebiliriz.
  • Her dönemde olduğu gibi Cumhuriyet 'Dönemi Türk Edebiyatında da siyasî amaçlı ideolojilerin etkisi hissedilir.

BİRİNCİ YENİ (GARİPÇİLER)

  • Akım, üç şairin 1941 ‘de ortak yayımladıkları Garip adlı şiir kitabıyla başlamıştır.
  • Şiir ve edebiyat hakkındaki düşüncelerini kitabın girişinde Orhan Veli tarafından (imzası olmamakla birlikte) yazıldığı düşünülen Garip Bildirgesi ile ortaya koymuşlardır.
  • Sürrealizmden etkilendikleri yönler vardır.
  • Şiirimizde en köklü değişimleri yapmışlardır.
  • Şiirde ölçü ve uyağı gereksiz görmüşler, serbest şiir örnekleri vermişlerdir.
  • Süslü ve sanatlı şiire, şairaneliğe tepki göstermişlerdir.
  • Sokaktaki insanın, halkın konuştuğu dille şiirler yazdılar.
  • Şiirde espriyi, nükteyi kullandılar ve şaşırtmaya dayalı şiirler yazdılar.
  • Günlük hayattaki her konunun şiirde yer alması gerektiğini savundular.
  • Şiiri duygudan çok akla yakın bir sanat olarak gördüler.
  • Toplumsal aksaklıkları şiirin doğal akışını bozmadan ve bir mesaj iletme kaygısı duymadan yansıttılar.
  • Şiirde edebî sanatlara gerek olmadığı fikrini savunurlar.
  • Şiirin musiki, resim gibi sanatlarla olan iliksisine son verirler ve şiir sanatına ait her türlü form endişesini ortadan kaldırarak serbest şiire yönelirler.
  • 1 950'de Orhan Veli'nin ölümüyle akımın diğer sanatçıları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet zamanla farklı şiirlere yöneldiler

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

  • Edebiyatımızın en serbest şairidir.
  • Garip Akımının kurucusudur.
  • Şiiriyle eski şiir geleneğini yıkmış bir şairdir.
  • Şiirde klişelere, şairaneliğe, benzetmelere, ölçüye, uyağa vb. karşı çıkmıştır.
  • Sokaktaki sade vatandaşı, onların dilini kullanarak anlatmıştır.
  • Garip dönemi öncesinde klasik şiirler yazmış olan şair, ömrünün son yıllarında şiirlerinde halk şiirinden yararlanmıştır.
  • Kitabe-i Seng-i Mezar, Anlatamıyorum, Hürriyete Doğru, İstanbul'u Dinliyorum vb. şiirleriyle tanınmış ve sevilmiştir.
  • Garip' in ön sözünü de o kaleme almıştır.
  • Sürrealizmden etkilenmiştir.
  • Mecazlı söyleyişi, kapalı anlatımı, benzetmeleri şiirimizden atan kişidir.
  • Eski şiirimiz ile yeni şiirimizi tamamen birbirinden ayırmıştır.
  • Şiirlerinde gündelik konuşmayı, sıradan insanların hayat koşullarını, yaşama biçimlerini kullandı..
  • Eserleri: Garip, Vazgeçemediğim, La Fontaine'den Seçmeler, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Destan Gibisi...

OKTAY RIFAT HOROZCU(1914-1988)

  • Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.
  • Garip döneminden sonra ‘Perçemli Sokak' kitabıyla II. Yeni tarzı şiirler yazmıştır.
  • Folklordan yararlandığı toplumcu çizgiye yakın durduğu eserler de ortaya koymuştur
  • Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.
  • ESERLERİ: Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak

MELİH CEVDET ANDAY (1915)

  • Garip akımının temsilcilerindendir.
  • Garip tarzı şiirlerinin ardından "zaman" sorunu etrafında, mitolojiden ve tarihten beslenen bir şiire yönelmiştir.
  • Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
  • Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
  • Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
  • Fıkra, makale, gezi, deneme, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.
  • Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.
  • Denemeleri: Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler

Tiyatroları: Komedya, İçerdekiler, Gizli Emi

İkinci Yeniler


  • Türk şiirinde 1950'den sonra Garip akımına ve 1940 kuşağının toplumsal gerçekçi şairlerine tepki olarak doğan, değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişi amaçlayan şiir akımıdır.
  • Özellikle şiirde anlama değil, ses güzelliğine önem veren bu akım, Batı'da gerçeküstücülerin kullandıkları bilinçaltını harekete geçirme yönteminden faydalanır.
  • İkinci Yeni akımının temsilcileri, sözcükler arasındaki anlamsal bağlantıları kopararak yeni görüntüler yaratma yolunu seçmişlerdir.
  • İkinci yeniciler; şiirde öykü öğesini dışlayarak imgeye, hayal gücüne ve duyguya ağırlık verdiler.
  • Daha çok bireyin toplumdaki yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyumsuzlukları gibi temalara ağırlık verdiler.
  • İkinci yeniciler, alabildiğine hayalcidirler
  • Dönemin siyasi baskısından kaçmakla ve biçimcilikle eleştirildiler.
  • Konuşma diline sırt çevirmişlerdir.
  • Serbest çağrışıma dayanan şiirleri kopuk kopuktur.
  • Tesadüfen seçilmiş kelime veya cümlelerin alt alta sıralanmasıyla şiirin oluşturulduğu intibahını verirler.
  • Genelde cümle yapıları bozuktur. Bir boş vermişlik havası hâkimdir
  • İkinci Yeni adını ilk kez Muzaffer Erdost kullandı. En önemli temsilcileri Cemal Süreyya, İlhan Berk, Sezai Karakoç, Edip Cansever, Ece Ayhan'dır.

İlhan Berk (1916- ...)

  • Şiire hece vezniyle başlamış ve Orhan Veli kuşağına katılmıştır.
  • Şiire vezin ve kafiye ile başlamış olmasına rağmen daha sonra sürekli bir yenilik peşinde koştuğu görülür.
  • Gerçeküstü şiiri benimsemiş olmasına rağmen bu modern şiirin asıl kaynağı olan alt-şuur, mitos ve rüyalara ulaşamamıştır.
  • Bazı şiirlerinde Ahmet Haşim sembolizmi ile Nazım Hikmet toplumculuğunu bir arada kullanmaya çalışmıştır.
  • Şiirlerinde sürekli soyut bir dil aradığı görülür.
  • Kapalıya çalan söyleyişi ve dil ustalığı olmazsa bu şiirlerinin özü için "bayağı" denebilir.
  • Güneşi Yalanlayanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Çivi Yazısı, Galata, Güzel Irmak (Şiir) önemli eserleridir.

Cemal Süreyya(1931-...)

  • İkinci yeniler arasında en fazla tanınmış olanıdır.
  • Şiire lise yıllarında aruzla başlamış, daha sonra II.Yeni hareketine katılmıştır.
  • Şiirle ilgilenmesine rağmen eleştiri, inceleme ve çeviri yazılarıyla tanınmıştır.
  • Şiirlerinde sıcak halk diline fazlaca yer vermiş, Türkçe'yi ustaca kullanmıştır.
  • Şiirlerinde kendi duygu ve tutkularını anlatmıştır.
  • Şairin şiiri, "günlük yaşamayı, toplumu, kadını, maddi hazları... kısaca hareket halinde olan ve yaşayan insanı anlatır.
  • Şairin şiirlerinde dünyayı bir modern ressamın gözleriyle süzmek vardır.
  • II. Yenilerin soyut şiirlerine karşı somut şiirler yazmıştır.
  • Şiirleri anlam bakımından II. Yenilere göre açık, Toplumculara göre kapalıdır.
  • Üvercinka, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumdan Uçan (şiir); On Üç Günün Mektupları (mektup); Şapkam Dolu Çiçek, Günü Birlik, (eleştiri, portre vs) önemli eserleridir.

Edip Cansever(1928-1986)

  • Şiirleri ve şiir üstüne yazıları ile tanınmıştır.
  • İlk şiirlerinde gerçekçi ve bohem şehir şiirlerinin temelini oluşturur.
  • Şiirlerinde en çok işlediği temalar, sıkıntı ve karamsarlıktır.
  • Üslup yönünden ilk şiirlerinde; okuyana hoş gelen mizahlı söyleyiş son dönem şiirlerinde ortadan kalkmış ve yerini yapmacık zekâ oyunlarına bırakmıştır.
  • Cansever, çok deneme yapan en yeni akımları izleyen her yıl değişik şiirlerle ortaya çıkmaya çalışan, fakat "çok arayıp az bulan" bir şairdir.
  • İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Sevda ile Sevgi, Şairin Seyir Defteri, Bezik Oynayan Kadınlar (şiir) önemli eserleridir.

Sezai Karakoç (1933-....)

  • Günümüz şiirinde, İslami düşünceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle kaynaştıran; mistisizmden, enbiya-evliya kıssalarından yararlanan, çarpıcı benzetme ve imgelerle, denenmemiş sentezlere ulaşan, bağımsız sayfalar açan bir sanatçıdır.
  • Şiir üslubu bakımından ikinci Yeni'ye yakın sayılsa da, şiirlerinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir.
  • Aşkını dile getirdiği "Mona Rosa" şiiri ile nice efsanelerin baş kişisi olmuştur.
  • Arzuladığı diriliş neslini anlattığı birçok fikir, öykü ve çeviri kitapları yazmıştır.
  • Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat, Sesler, Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Leyla ile Mecnun (şiir) önemli eserleridir.

Ece Ayhan (1931-..)

  • İlk şiirlerinde A.İlhan romantizmini, belki yakın sözcüklerle, fakat farklı bir söz dizimi ile kırmıştır.
  • Sözcüklerin çağrışım ve görüntü değerine önem vermiştir.
  • Rasyonel olandan çok, görüntüsel-izlenimsel bir şiir atmosferi yaratmıştır.
  • Ona göre "şiirin bildiğimiz günlük anlamında gerçekli bir ilgisi, alışverişi yok. İmgelemin çıkış yerlerinden biridir şiir."
  • Dili zorlayan, bozarak yeniden kuran, sözcüklerin görüntü, izlenim, çağrışım değerlerini vurgulayan, şiirini bu özellikler üzerine kuran bir şairdir.
  • Biçimsel değil "sahici" ve kişisel bir şiir dünyası vardır.

Turgut Uyar (1927-1985)

  • Aşk, ayrılık, ölüm temlerini, çevreden aldığı izlenimleri işleyen şiirler yazmıştır.
  • Gerek öz gerekse biçim bakımından sürekli değişen, halk şiirinden divan şiirine geniş bir kültür birikimini değerlendirirken kendisi olabilen bir şiiri geliştirmiştir.
  • Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplantılar (şiir) önemli eserleridir.

Toplumcu Gerçekçiler


Nazım Hikmet RAN

· Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Bu yenilik Türk şiirinde biçim ve özde devrim yapmasıdır

· Nazım Hikmet, özü biçimin bağlarından kurtarmış ve şiirde ölçüyü atmıştır.

· İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) "şairane"ye karşı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmamıştır.

· Ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır.

· Fakat onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu içermektedir.

· Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir.

· Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir.

· O, Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır.

· Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921) başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla, ölçüsüzlüğü düşünemeyen Türk şiirini kökten değiştirir.

· Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik, kuruculuk akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz.

· Nazım Hikmet: "Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini - bazan belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini - en ustaca bulmuş olsun. Şahsen kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın." der.

· Yalnız Türk yazınının değil, tanıdığı bütün yazınların geleneklerine açıktır. Hepsinden yararlanabilir.

· Nazım Hikmet’in toplumcu yazının gelişmesi yolundaki eylemi, asıl 1929’da, Resimli Ay’da çalıştığı yıllarda yoğunlaşmış, egemen sanat anlayışlarına karşı gerçek kavga, yalnız şiirde değil, bütün yazın dallarında bu dönemde başlatılmıştır.

Kemal Tahir (1910- 1973)

· İstanbul’da doğmuş, Avukatlık, Ambar memurluğu yapmış ve çeşitli gazetelerde yöneticilik yapmıştır.

· Cumhuriyet döneminin köy ve köylü gerçeklerini ele alan romancımızdır.

· Köyü, köylüyü, kuvvetli bir gözlemle, şehirlilerle köylülerimizin değişimini, yöresel renkleriyle anlatır.

· Kurtuluş savaşı yıllarından, cumhuriyetin ilk dönemlerinden, Osmanlı tarihinden seçtiği konularla tarihi romanlar yazmıştır.

· Cezaevlerinde tanıdığı insanlar, sürgünde bulunduğu köy çevreleri, ele aldığı konuları yalnız sanatçı sezgisiyle değil, bilimse bir yöntemle, köy gerçeklerini anlatmasıyla diğer romancılardan ayrılır.

· Not olarak derlediği sözcüklerle, deyimlerle, cümlelerle, araştırma ve kültür zenginliği ile İstanbul şivesinin kaynaşmasından doğan canlı, rahat bir anlatımla yazar.

· Şiir denemeleri de yapmış olmasına rağmen asıl şöhretini romanlarıyla sağlamıştır.

· Sağırdere, Esir Şehrin İnsanları, Körduman, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Yorgun Savaşçı, Devlet Ana (Roman) önemli eserleridir.

Yaşar Kemal (1923- …)

· Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, 1923 yılında Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite köyünde doğdu.

· Edebiyata şiirle başlayan sanatçı, henüz ortaokul sıralarındayken halk yazınına duyduğu ilgi onu folklor derlemeleri yapmaya yöneltti.

· Bu arada "Ülke", "Kovan", "Millet", "Beşpınar" dergilerinde şiirleri görüldü.

· İlk romanı "İnce Memed" 1955 yılında çıktı. 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı.

· Yaşar Kemal, ilk romanı "İnce Memed" ile 1955 yılında Varlık Roman Armağanı' nı kazandı.

· 1974 yılında "Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı yapıtı, Madaralı Roman Ödülü' nü aldı.

· "Yer Demir Gök Bakır" Fransa'da 1977 yılında, Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi.

· 1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülü' ne değer görülen Yaşar Kemal, 1984 yılında Fransa' nın Légion D'Honneur nişanını aldı.

· Yapıtlarında Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri yapıtlarının en önemli özelliğidir.

· 29 dilde yayımlanmış olan kitaplarıyla, dünya yazınında çok önemli bir yeri var.

· Orta Direk, Ölmez Otu, Yusufçuk Yusuf, Fırat Suyu Kan Kaynıyor Baksana (roman); Sarı Sıcak, Teneke, Bütün Hikayeler (hikaye) diğer önemli eserleridir.

 

Orhan Kemal (1914-1970)

· Orhan Kemal (Mehmet Raşit Öğütçü) Ceyhan'da doğdu.

· Eserlerinde Anadolu’yu, köyü ve köylünün çektiği sıkıntıları, kimsesizleri, işçileri vs. ele almıştır.

· Edebiyat hayatına şiirle başlamış, 1940’dan sonra hikâyeleri yayınlanmaya başlamıştır.

· Eserlerinde sanatsal sorunları değil toplumsal sorunları öne çıkarmıştır.

· Ele aldığı kişilerden çoğu; işçi, ırgat, mahpus, çöpçü, hamal gibi yoksul insanlar ve çocuk işçiler, emekliler, memurlar, patronlardır.

· Eserlerinde çocukluğundan beri tanıdığı, gördüğü kişileri, olayları anlatmıştır. Konu ve kahraman sıkıntısı çekmez.

· (Hikaye): Ekmek Kavgası, Sarhoşlar, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Grev, Arka Sokak, Kardeş Payı, Babil Kulesi, Dünyada Harp Vardı, Mahalle Kavgası, İşsiz, Önce Ekmek, Küçükler ve Büyükler, Yağmur Yüklü Bulutlar, Kırmızı Küpeler, Oyuncu Kadın, A Serseri Milyoner - İki Damla Gözyaşı, İnci'nin Maceraları (Romanları) Baba Evi, Avare Yıllar, Murtaza, Cemile, Bereketli Topraklar Üzerinde, Suçlu, Devlet Kuşu, Vukuat Var, Gavurun Kızı, Küçücük, Dünya Evi, El Kızı, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Gurbet Kuşları, Sokakların Çocuğu, Mahalle Kavgası, Kanlı Topraklar, Bir Filiz Vardı, Müfettişler Müfettişi, Yalancı Dünya, Evlerden Biri, Arkadaş Islıkları, Sokaklardan Bir Kız, Kötü Yol,
İnceleme: Senaryo Tekniği önemli eserleridir.

Mavi Akımı

Attila İlhan

  • 15 Haziran 1925 tarihinde Menemen (İzmir)' de doğdu. İzmir'de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu' ve Karşıyaka Ortaokulu'nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nde öğrenci iken, Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırı davranma savıyla tutuklandı, okulundan uzaklaştırıldı. Danıştay kararı ile yeniden öğrenim hakkı kazanarak İstanbul Işık Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladığı yüksek öğrenimini yarıda bırakarak 1949-1965 arasında aralıklı olarak altı yıl Paris'te yaşamını sürdürdü. Dönüşünde gazetecilik, yayın yönetmenliği, yayın danışmanlığı, yazarlıkla yaşamını kazandı.
  • Yeni Edebiyat, Yücel, Genç Nesil, Fikirler, Varlık, Aile, Yirminci Asır, Seçilmiş Hikâyeler, Kaynak, Ufuklar, Mavi, Yeditepe, Dost, Yelken, Ataç, Yön, Milliyet Sanat, Sanat Olayı dergilerinde şiirleri yayınlandı.
  • Garip ve İkinci Yeni şiirine karşı çıkmıştır.
  • Mavi dergisinde Maviciler diye bilinen toplumsal gerçekçilik akımının sözcüsüdür ve kurucucusudur.
  • İlk şiirlerinde Nâzım Hikmet ve halk şiirinin biçimsel özelliklerinden etkilenmiştir. Zamanla taşkın, çarpıcı, belleklerde kolay yer eden imgelerle örülü, toplumsallaşmış bireyi temel alan, kimi zaman öykülemeye dayalı, divan şiiri olanaklarından da yararlanmayı bilen, duyarlılığı yüksek nitelikte şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde büyük harf ve noktalama işaretlerini kullanmamıştır.
  • Şiirlerinde; yağmur, karanlık, bulut gibi karamsarlık, yalnızlık ve korku veren manzaralara sıkça yer vermiştir.
  • Şiir roman, senaryo türlerinde eserler vermiştir.
  • 11 Ekim 2005 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitirdi.

Duvar (1948) Sisler Bulvarı (1954) Yağmur Kaçağı (1955) Ben Sana Mecburum (1960)Belâ Çiçeği (1962) Yasak Sevişmek (1968) Tutuklunun Günlüğü (1973) Böyle Bir Sevmek (1977) Elde Var Hüzün (1982) Korkunun Krallığı (1987) Ayrılık Sevdaya Dahil (1993) Kimi Sevsem Sensin (2002)

 

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRİ

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRİ-1

 SAYIKLAMA

Kedim, ayak ucumda büzülmüş, uyumakta;

İplik iplik sarıyor sükutu bir yumakta,

                                               Hırıl hırıl,

Bir göz gibi süzüyor beni camlardan gece,

Dönüyor etrafımda bir sürü kambur cüce,

                                               Fırıl fırıl,

Söndürün lambaları, uzaklara gideyim;

Nurdan bir şehir gibi ruhumu seyredeyim,

                                               Pırıl pırıl,

(…)                     Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 

OTUZ BEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder,

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak yakarmak nafile bugün.

Gözünün yaşına bakmadan gider.

(…)                  Cahit Sıtkı Tarancı

 

 

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar
Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin , dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla

(…)                   Ahmet Muhip DIRANAS

 

ÖZ ŞİİR ANLAYIŞI

 

   BÜYÜK İNSANLIK

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu

                                   trende üçüncü mevki

                                   şosede yayan

                                   büyük insanlık.

(…)

 

Büyük insanlığın toprağında gölge yok

                                   sokağında fener

                                   penceresinde cam

ama umudu var büyük insanlığın

                                   umutsuz yaşanmıyor.

                        Nazım Hikmet RAN

 

MAKİNALAŞMAK

Makinalaşmak
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu!
her dinamoyu
altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor
oto-direzinler lokomotifleri!

trrrrum,
trrrrum,
trak tiki tak
makinalaşmak istiyorum!

(…)        Nazım Hikmet RAN

 

SERBEST NAZIM VE TOPLUMCU ŞİİR

 

  ALPARSLAN

Torunlarım dört yana, kol kol, gitsin;
Malazgird'den İstanbul'a yol gitsin!
Gelip sana çarpan gücü, yavaştan
Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!

Şehidlerim, Tanrı'ya, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

Taclarını bir şey sanan gururlar
Tahtlı gelip, taclı gelip kul gitsin!
Fakat, harb bu: kalmak da var, ölmek de;
Esir olup kalmaktansa öl, gitsin!

Şehidlerim uçmağa, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

(…)                   Arif Nihat ASYA
 

HAN DUVARLARI

 

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.

İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!

Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,

Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,

Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...

(…)                 Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

 

MİLLİ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR

 

   KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Mesele falan değildi öyle,

To be or not to be kendisi için;

Bir akşam uyudu;

Uyanmayıverdi.

Aldılar, götürdüler.

Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.

Duysalar öldüğünü alacaklılar

Haklarını helal ederler elbet.

Alacağına gelince…

Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

                                    Orhan Veli KANIK

 

DEDİKODU

Kim söylemiş beni
Süheyla'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptüğümü,
Yüksek kaldırımda, güpe gündüz?
Melahat'i almışım da sonra
Alemdara gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?

                                  Orhan Veli KANIK

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

                                  Orhan Veli KANIK

GARİP AKIMI (1.YENİ)

 

 CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRİ-2

YALNIZLIĞIM

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

(…)

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak, yalnızlığım.

                                      Fazıl Hüsnü Dağlarca

 

SİSLER İÇİNDE İNSANLAR

(…)

Uykuların eşiğinde aynı şey:
Yılların ötesinden biri
Sisler içinde seslenir: -Hatırla!
Gölgeler gibi erir uzatsam ellerimi,
Buğularda.

Sisler içinde insanlar, gün ortası, geceleyin;
Hangisi gerçek, hangisi düş, şaşırdım.
Daha demin vardı, şimdi birdenbire yok
Issız bir kır akşamı
Bu benim yaşadığım.

                                Behçet Necatigil

HİKAYE

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

(…)

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

                                Cahit Külebi

 

YAĞMUR KAÇAĞI

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

(…)                           Attila İlhan

 

GARİP DIŞINDA YENİLİĞİ SÜRDÜREN ŞİİR

 

 

KAPALI ÇARŞI

(…)

Kapalı çarşıya gittiğin zaman
Bir yangın sonrasının gazetelerini okudun
Bir gazete uzun ve kul olmuş bir gazeteydi kapalı çarşı
Mavi gözlü bir gazete
Kapalı çarşı içinde bulutların en senin olanı
Sen bana kapalı çarşı
Şüphesiz o kadar satılan ve alınanlar var ki
Şüphesiz bir harita kırığı
Bir yapma deniz parçasıyla kapalı kapalı çarşı

Sen kapalı çarşılar üstüne yağmur yağanı
Yağmurun iyi ve doğru yağmadığını onlara anlat

                                              Sezai KARAKOÇ

MASA DA MASAYMIŞ HA

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
(…)
Masa da masaymış ha                                                  

Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.

                                 Edip CANSEVER

 

2. YENİ ŞİİRİ

 

 

BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer

(…)

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birdenbire karışır…

                          Ataol BEHRAMOĞLU

 

BARIŞ KOYUN ÇOCUKLARIN ADINI

(…)

Savaşa karşıdır bütün çocuklar
kışın: kar altında her sabah
tükenip erise de solgun nefesi
yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
çarkları döndürse de yoksul alevi
savaşa karşıdır bütün çocuklar
nice ölümlerden geçmişlerdir
nice rüzgarlar içmişlerdir
gelincik tarlası çocuklar

(…)                        Refik DURBAŞ

 

ÇÖZÜLMÜŞ BİR SIRRIN ÜZÜNTÜSÜ

Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka
sonuçları bir bir gözden geçiriyorum
pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can
madenlerin buharından elde edilen büyü
bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular
nelerse ki yaşamak sözünü asi kılan
nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala.

(…)

Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
böylesine hazırlıklı değilim daha.
Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum:
Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

                                        İsmet ÖZEL

1960-1980 YILLARI ARASI TOPLUMCU GERÇEKÇİ ŞİİR

  GÜLÜM

Saçlar ağardı; sanma ki yaşlanmışız gülüm
Vallahi neyse sendeki hoşlanmışız gülüm

Yıllar geçtikçe gönül uslanır sanıp
Düşmüş büyük hatalara aldanmışız gülüm

Gel ağzı süt kokanlara yaklaşma zevki yok
Onlar gibiyken aşkı oyun sanmışız gülüm.            

Mehmet ÇINARLI

HİSARCILAR

 

 

SİS

 İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz 
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
  Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
           Haydar ERGÜLEN
 
1980 SONRASI ŞİİR

YEDİ MEŞALECİLER

YEDİ MEŞALECİLER

· Beş Hececilerin gerçekçilik ve içtenlikten uzak şiirlerine tepki olarak doğmuştur.

· Girişimlerini “canlılık, samimiyet ve sürekli yenilik” olarak özetlediler ancak bunu gerçekleştiremediler.

· Hece vezninden yola çıktılar, biçimde bir yenilik yapamadılar.

· Özde ise Verlaine, Mallerme, özellikle de Baudelarie gibi Fransız ozanlarını örnek aldılar.

· Olayları daha gerçekçi bir gözle, içten ve yeni bir ruhla anlatmak istediler.

· Konuları olabildiğince genişletmeye çalıştılar.

· Şiirlerinde izlenimciliğin tesiri görülür. (tablo gibi şiir)

· Topluluk 1928’de Meşale Dergisi’nin kapanmasıyla dağıldı.

· Yedi Meşaleciler:

Yaşar Nabi Nayır

Ziya Osman Saba

Vasfi Mahir Kocatürk

Kenan Hulusi Koray

Sabri Esat Siyavuşgil

Cevdet Kudret Solok

Muammer Lütfi Bahşi

CUMHURİYET DÖNEMİ EDEBİYATI

 CUMHURİYET DÖNEMİ EDEBİYATI

Milli edebiyat, 1911 yılında Selanik’te çıkan “Genç Kalemler” dergisinde Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlar.

Özellikleri:

· Arapça ve Farsça dil bilgisi kuralları ile bazı istisnalar dışında bu kurala göre yapılmış tamlamalar kullanılmamalıdır.

· A. Ve F. ile birlikte yabancı kelimeler Türkçedeki kullanımına göre değerlendirilmeli, Türkçe telaffuzlarına göre yazılıp söylenmeli.

· A. Ve F.kelime yerine mümkün olduğunca Türkçe kelimeler kullanılmalı ;ancak konuşma diline girip yaygınlaşmış olanlar Türkçeleşmiş sayılarak kullanılmalı.

· Türkiye Türkçesine ve öteki Türk lehçelerinden kelime alma yoluna gidilebilir.

· İstanbul halkının günlük konuşma dili esas alınmalı.

· Terimler bilim ilgili olduğu için bilim dilinde kıllanılan A.ve F. terimlerin kullanımına devam edilmeli.

· Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Savaşı, gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir.

· Sade Türkçe ve hece vezninin kullanıldığı bir edebiyat akımıdır.

· Milli Edebiyat Sanatçıları:

Mehmet Emin Yurdakul

Ziya Gökalp

Ali Canip Yöntem

Ömer Seyfettin

Mehmet Fuat Köprülü

Ahmet Hikmet Müftüoğlu…

· Milli Edebiyat Akımından Etkilenen Sanatçılar:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Halide Edip Adıvar

Reşat Nuri Güntekin

Refik Halit Karay

Falih Rıfkı Atay

BEŞ HECECİLER

Özellikleri:

· Şiirlerinde Anadolu’yu coşkulu bir dille anlattılar.

· Milli Edebiyatın ölçü, biçim ve nazım şekillerini benimsemiş, o doğrultuda eserler vermişlerdir.

· Dize kümelerinde dörtlüklere bağlı kalmayıp yeni biçimler aramışlardır.

· İlk şiirlerinde aruzu kullanan Beş Hececiler şiire I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde başlamışlardır.

· Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişler, eserlerinde konuşma dilini kullanmışlardır.

· Gerçekçi olmak istemişler ancak hemen hepsi romantizme sürüklenmiştir.

· Beş Hececiler:

Faruk Nafiz Çamlıbel

Enis Behiç Koryürek

Halit Fahri Ozansoy

Orhan Seyfi Orhon

Yusuf Ziya Ortaç

GARİP AKIMI (I. YENİ)

· 1941’de Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabının önsözünde bu akımın ilkelerini ortaya koydular.

Özellikleri:

· Şiirde ölçüyü bırakıp serbest şiir yazma yoluna gittiler.

· Uyağı şiir için gerekli olmaktan çıkardılar.

· Her şeyi şiirin konusu haline getirdiler. Böylece şairane duygular şiirden uzaklaştırdılar.

· Her türlü sözcüğün şiirde kullanılmasını savundular, böylece gündelik küçük sorunlar, halktan kişiler, sokak… şiire girdi.

· Şiirde bütün güzelliğini benimsediler.

· Şiirin düşünce ve zekadan güç alarak yaşama sevincini anlatması gerektiğini söylediler.

· Dilin sanatlardan arındırılmış olarak doğal biçimde kullanılması gerektiğini savundular.

· Şiirde toplumsal aksaklıkları eleştirdiler.

· Şiirde mizaha yer verdiler.

İKİNCİ YENİ

Özellikleri:

· Orhan Veli arkadaşlarının yalın anlatımına tepki olarak doğmuştur.

· II. Yeni şiirimizde çok uzun soluklu olmasa, geniş bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk şiirine yeni boyutlar getirmiştir.

· “şiir için şiir” anlayışıyla hareket etmişler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların şiirin dışında tutulması gerektiğini savunmuşlardır.

· Onlara göre anlamlı olmak şiir için önemli değildir.

· II. Yeni’ye göre şiir bir öykü anlatma aracı değildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı şiirden atmışlardır.

· Eşya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha aşırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç edinmişlerdir.

· Onlara göre şiirde ahenk, ölçü ve uyakla değil; musiki ve anlatım zenginliği ile sağlanmalıdır.

II. Yeni Sanatçıları:

Sezai Karakoç

Edip Cansever

Turgut Uyar

İlhan Berk

Cemal Süreya

Ece Ayhan

20.YÜZYIL TÜRK EDEBİYATINDA BAĞIMSIZ SANATÇILAR

Milli Edebiyatçılarla aynı dönemde yaşadığı halde bu akıma bağlı olmayan sanatçılar şunlardır:

Ahmet Haşim

Hüseyin Rahmi Gürpınar

Mehmet Akif Ersoy

Yahya Kemal Beyatlı

Ahmet Rasim

Rıza Tevfik Bölükbaşı

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Genel Özellikleri:

· Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış, dilde sadeleşme çabaları aralıksız sürmüştür.

· Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

· Aruzun yerini hece vezni almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır.

· Şiirin biçimce serbestleşmesi sağlanmıştır.

· Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türler gelişmiş, bu türlerde başarılı ürünler verilmiştir.

· İstanbul dışında da pek çok edebiyatçı yetişmiştir.

· Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik egemin olmuştur.

YEDİ MEŞALECİLER

· Beş Hececilerin gerçekçilik ve içtenlikten uzak şiirlerine tepki olarak doğmuştur.

· Girişimlerini “canlılık, samimiyet ve sürekli yenilik” olarak özetlediler ancak bunu gerçekleştiremediler.

· Hece vezninden yola çıktılar, biçimde bir yenilik yapamadılar.

· Özde ise Verlaine, Mallerme, özellikle de Baudelarie gibi Fransız ozanlarını örnek aldılar.

· Olayları daha gerçekçi bir gözle, içten ve yeni bir ruhla anlatmak istediler.

· Konuları olabildiğince genişletmeye çalıştılar.

· Şiirlerinde izlenimciliğin tesiri görülür. (tablo gibi şiir)

· Topluluk 1928’de Meşale Dergisi’nin kapanmasıyla dağıldı.

· Yedi Meşaleciler:

Yaşar Nabi Nayır

Ziya Osman Saba

Vasfi Mahir Kocatürk

Kenan Hulusi Koray

Sabri Esat Siyavuşgil

Cevdet Kudret Solok

Muammer Lütfi Bahşi

TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER

Özellikleri:

· I. ve II. Yeni’ye tepki olarak ortaya çıkmıştır.

· Sosyal olaylara ve toplumsal meselelere yönelmişlerdir.

· Eserlerinde köy hayatını ve köylülerin sorunlarını ele alan bu sanatçılar yurt gerçeklerini anlatmak gerektiğini savunmuşlardır.

· Özellikle hikaye ve roman türünde başarılı olmuşlardır.

Sanatçıları:

Nazım Hikmet

Rıfat Ilgaz

Ahmet Arif

Kemal Tahir

Orhan Kemal…

Cumhuriyet Döneminde Edebiyat Gelişmeleri

Cumhuriyet Döneminde Edebiyat Gelişmeleri

Roman ve Öykü

Cumhuriyet dönemi edebiyatı Türkiye’nin gerçeklerine gittikçe genişleyen ölçüde eğildi.Yurdun bütün bölgelerinde kentlerdeki,köylerdeki yaşamı ve insan ilişkilerini,yurtdışına göçen işçileri ele aldı.Her sınıftan,her yaşam biçiminden gelen kahramanları canlandırdı.Onları kuşatan toplumsal bozuklukların giderilmesi için örneriler getirildi.Dil devrimi,edebiyatı yakından etkiledi.Türetilen ya da canlandırılan sözcükler yanında bölge ağızlarından sözcükler ve anlatım biçimleri de edebiyata girdi.Halk söyleyişleri,anlatımı kadar dünya edebiyatlarından trülü eğilimlerden,deneylerden izlenimler görüldü.Cumhuriyet’in kuruluşunu ele alan yapıtlar oluşturuldu.Yakup Kadri yakın tarihte oluşan,kendi tanık olduğu olaylara dayanarak toplumdaki değişmeleri,siyasal yaşamdaki çalkantıları,çatışmaları ele alan romanlar yazdı.En etkili romanı ise köylü ve aydın çelişkisini anlatan Yaban (1932) oldu.

Cumhuriyet’in ilk on yılında Kurtuluş Savaşı’na katılan halk ve aydınlar,yeni döneme ayak uydurmaya çalışan çıkarcılar ve işbirlikçiler ,batı uygarlığı karşısında geleneksel ahlakın ve yerleşik değerlerin tartışılması ,toplumdaki değişmelerin,batılılaşmayı yanlış anlamanın yıkıcı etkileri [4] gibi toplumsal konulara bireysel sorunlar,ruhçözüm deneyleri eklendi.Şevket Esendal’ın Ayaşlı ve Kiracıları (1934) romanı başkent Ankara’nın,Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yaşamını canlandırıyordu.Deniz tutkunu olan Sait Faik,kendi yaşadığı Burgaz Adası’nın Rum balıkçılarını,kentin küçük insanlarını geniş bir insan sevgisiyle canlandırdı.Öte yandan üretim biçimine,üretim biçiminde değişmenin yaşamı nasıl etkilediğine dikkati çeken ilk yapıt Sadri Ertem’in Çıkrıklar Durunca (1931) adlı köy romanıdır.Sabahattin Ali,Kuyucaklı Yusuf romanıyla 20 yıl kadar sonra gelişecek köy romancılığına öncülük etti.Köylüleri,düşkün kadınları,toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri ele alan öyküler kaleme aldı.

İnce Memed romanında 1930 yıllarında Toroslar!da yaşayan,suça itilmiş bir eşkıyanın yaşamını konu edinen Yaşar Kemal bu yöreyi ve Çukurova’yı tarihsel kökleri,doğası,güncel sorunlarıyla yansıtırken anlatımdaki coşku,betimelemerindeki renklilikle dikkat çekti.Orhan Kemal,İstanbul’un yoksul kesimlerinde yaşayanları,köyden kente nüfus göçünü,ezilen çocukların,genç kızların serüvenini konu edindi.Kemal Tahir’in köyü konu edinen romanları ve köydeki gelişmelerin geniş bir panoramasını verdi.Samim Kocagöz,Necati Cumalı,Fakir Baykurt gibi yazarlar roman ve öyküleriyle köy ve kasaba yaşamına tanıklık ettiler. Aynı çevreyi konu edinen Bekir Yıldız,yurtdışında çalışan göçmen işçilerin yaşamını konu edinen yazarlardan oldu.Gerçeklere ironi ile bakan öykücüler bulunduğu gibi (ör;Haldun Taner) toplumsal bozuklukları gülmece öyküleri ve romanlarıyla çok geniş bir okur toplulukları önünde tartışan yazarlar (Aziz Nesin,Rıfat Ilgaz) görüldü.Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet dönemini,toplumcu ve gerçekçi yazarlara karşıt biçimde yorumlayan yazarlar ( Tarık Buğra ) da oldu.

 

Ruhsal çözümlemelere yönelen,biliçaltını sergileyen yazarlar (Yusuf Atılgan,Bilge Karasu,Adnan Özyalçıner,Oğuz Atay vs.) soyutlamalardan,kara mizahtan yararlandılar;geriye dönüşümlerle,çağrışımlarla beslenen,dilin olanaklarını araştıran denemelere giriştiler.Kadın romancılar ve öykücüler çevreyi,olayları,kişileri konu edinirken ayrıntılara daha çok indiler.Bu yazarlar (Nezihe Meriç,Adalet Ağaoğlu,Pınar Kür,Füruzan,Sevgi Soysal,Tomris Uyar) bireyin toplumla ilişkisi,toplumsal yapıda ve kültürdeki değişimler,cinsellik gibi konulara yönelirken yerleşik yargılara karşı çıktılar.Hızlı kentleşme,sanayileşme olguları köy edebiyatının ortadan silinmesine yol açarken,kentteki kaynaşmalar,kenar mahalle insanlarının,yoksulların,işçilerin yaşamından çok aydınların,sanatçıların,siyasal eylemlere katılanların toplumsal ve ruhsal dünyalarını,onların tanıklığıyla bireyi ve toplumu konu edinen bir edebiyat gelişti:Erhan Bener, Demir Özlü, Selim İleri, Orhan Pamuk, Latife Tekin, Nedim Gürsel vs. gibi yazarların roman ve öyküleri.

Şiir

Şiirde, Milli Edebiyat akımından hece veznini devralan kuşak (Kemalettin Kamu,Ömer Bedrettin Uşaklı vs) küçük duyarlılıkları, doğa ve yurt güzelliklerini konu edindi. Biçim yetkinliğine ,arı şiire yönelen çalışmalar folklordan (Ahmet Kutsi Tecer), tarihin yanı sıra psikolojiden (Ahmet Hamdi Tanpınar) beslendi. Simgelere (Ahmet Muhip Dıranas) ya da günlük yaşamdan sahnelere, yaygın izlenimlere, duyarlığa (Cahit Sıtkı Tarancı) yaslandı. Hece veznini kullanmada ulaşılan ustalığa yeni kalıplar, duraksız uygulamalar (A.M.Dıranas, C.S.Tarancı) eklendi. İnsanın iç dünyasına yönelik araştırmalar, gizemci düşünceler dile getirildi (Necip Fazıl Kısakürek). Nazım Hikmet Ran’ın vezni, geleneksel kalıpları kıran şiiri, biçimsel özellikleri kadar Marxçı görüşe bağlı içeriğiyle de yenilik oluşturdu. Bu yenilikçi şiir zamanla halk şiirinden, divan şiirinden, hatta çağdaşı Garip şiirinden etkiler aldı: öykünün olanaklarından yararlanıldı, yerel ve evrensel değerlerle beslendi. Garip hareketinin temsilcileri (Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet, Oktay Rıfat) şiirde süregelen aşırı duyarlığa, şairaneliğe karşı çıktılar, vezinsiz şiiri yaygınlaştırdılar. Garipçiler karşısında Nazım Hikmet’in şiir anlayışından etkilenen toplumcu şiir anlayışı ortaya çıktı. Bu şiir geleneğinin temsilcileri Rıfat Ilgaz, A.Kadir, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin’dir.

 

Toplumsal konuları,imgeye ve duyarlığa daha geniş yer vererek işleyen eğilimin temsilcisi Atilla İlhan oldu. Doğa, aşk, yaşam, sevgi, barış, özgürlük vb. konuları işleyen açık aydınlık şiirin (Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Behçet Necatigil, Cahit Külebi, Necati Cumalı) karşısında; insanın evrendeki yerini konu edinirken soyutlamalardan, biliçaltı araştırmalardan yararlanan çalışmalar yer aldı. Asaf Halet Çelebi’nin şiirine eski uygarlıkların, tasavvufun, folklorun katkısı görüldü. Dönemin en üretken şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca, insanın tanrı, evren, tarih, zaman karşısındaki yerini yer yer karanlık imgelerle okura sezdirmeye çalıştı.[ Garip şiirinin açık anlatımına karşın İkinci Yeni adı verilen şiirin temsilcileri Edip Cansever, İlhan Berk,Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan, çağdaş dünyanın karmaşası içinde bunalan insanın tedirginliğini, yer yer kapanık bir şiir diliyle anlattılar. Toplumsal eylemlere (Kemal Özer, Ataol Behramoğlu), kentin yaşamında çizgi dışı kalmış kitlelerin temsilcilerine (Refik Durbaş), kültürel kaynaklara ve tarihe (Hilmi Yavuz) yönelen ürünler kendini gösterdi. İroni (Salah Birsel), toplumsal (Metin Eloğlu) ve siyasal (Can Yücel) yergi, duyarlığa karşı şiir kaynaklarından birini oluşturdu.

 

Araştırma, Derleme

Türk edebiyatını uzun tarihi ve geniş coğrafyası içinde bir bütün olarak ele alan,dönemlerini belirleyen,eski yapıtları gün ışığğna çıkaran yazar Fuat Köprülü’dür.F.Köprülü,siyasal ve toplumsal kurumlardaki değişmelerin edebiyattaki etkilerini gösterdi.Onun çizdiği çevreye bağlı kalarak geçmişteki Türk edebiyatını inceleyen araştırmacılar yetişti:İbrahim Necmi Dilmen,İsmail Habip Sevük,Agah Sırrı Levent,Mustafa Nihat Özön,Nihat Sami Banarlı,Kenan Akyüz,Abdülbaki Gölpınarlı,Fahir iz bu alanda çalışmalar gerçekleştirenlerden bazılarıdır.Değerlendirmelerinde düşünce hareketlerini,yazarların psikolojisini,anlatım özelliklerini göz önünde tutanlar (Ahmet Hamdi Tanpınar,Mehmet Kaplan) oldu.