Edebiyat

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Edebiyat

PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ

PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ

1. Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır.
2. Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir.
3. Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı bilinen destanlardır.
4. Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir.
5. Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir.
6. Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir.
7. Dede Korkut Hikayeleri, Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir.
8. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır.
9. Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir.
10. İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir.
11. Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.
12. Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.
13. Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.
14. Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir.
15. Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlük oluşu nedeniyle anonim edebiyatın en yaygın nazım biçimidir. Divan şiirindeki rubai ve tuyuğla ortak özelliklere sahiptir.
16. Olağanüstülük, kahramanlarının soylu kişilerinden oluşması, abartılı anlatım destanla masalın ortak özellikleridir. Destan milli, masal çoğunlukla evrenseldir. Destan konusunu tarihi bir gerçekten alır, masal tamamıyla hayal ürünüdür.
17. Gazel 5-15, kaside 33-99 beyit ve “aa xa xa xa…” uyak düzeniyle, mesnevi ise beyit sayısında sınırlama olmaksızın “aa bb cc dd …” uyak düzeniyle yazılır.
18. Şarkı ve tuyuğ Türk edebiyatına özgü nazım şekilleridir.
19. Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir.
20. Felsefî ve dinî konuların işlendiği “terkib-i bend” de vasıta beyiti devamlı değişir. “Terci-i bend”de vasıta beyiti aynı kalır.
21. Gazel ve kasidede ilk beyite matla, son beyite makta, şairin adının geçtiği beyite mahlas beyiti veya taç beyit denir.
22. Dize sonlarındaki uyaktan başka şiirin ortasında da uyak bulunursa buna musammat gazel veya musammat kaside denir.
23. Münacat, naat, h,c,v divan şiirinde şiirin konularına göre aldığı isimlerdir.
24. Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir.
25. Mecalisi’n-Nafais (Ali Şir Nevai) ilk şairler tezkiresidir.
26. Harname (Şeyhi), 15.yy.da yazılmış hiciv türünde bir mesnevidir.
27. Şikayetname, Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı mektup türündeki eseridir.
28. Nefi, 17.yy.da hiciv örneği “Siham-ı Kaza”; nabi, aynı yüzyılda yazdığı, didaktik eser olan “Hayriyye” ile tanınır.
29. Nedim ve Şeyh Galib hece ile de yazan divan şairleridir.
30. Katip Çelebi “Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatnme; Naima, “Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan edebiyatının nesir ustalarıdır.
31. Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), Ceride-i Havadis (ilk yarı resmî gazete), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete), Şair Evlenmesi-şinasi (İlk tiyatro), Telemak-Yusuf kamil Paşa (ilk çeviri roman ), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat-Şemsettin Sami (ilk yerli roman), İntibah-Namık Kemal (ilk edebi roman), Cezmi-Namık Kemal (ilk tarihi roman), Araba Sevdası-Recaizade Mahmud Ekrem (ilk realist roman), Karabibik-Nabizade Nazım (köy konulu ilk eser), letaif-i Rivayet-Ahmet Mithat (ilk öykü), Eylül-Mehmet Rauf (ilk psikolojik roman), Mai ve Siyah-Halit Ziya Uşaklıgil ( Batılı anlamda ilk realist roman).
32. Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır.
33. Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir.
34. Namık Kemal hem tiyatro hem roman yazmış; ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleridir.
35. Tahrib-i Harabat ve Takib, Namık Kemal’in Ziya Paşa için yazdığı eleştirilerdir.
36. Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir.
37. Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin Rahmi ve Halide Edep de sürdürmüştür.
38. Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t-Türk, Muhakemetü’l-Lugateyn, Lehçe-i Osman ve Kamus-ı Türkî’dir.
39. Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun edebiyatına hazırlık yapılır.
40. R. Mahmut Ekrem “Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır.
41. A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez.
42. Edebiyatımızda ölüm temasıyla meşhur şairler; Abdülhak Hamit, Cahit Sıtkı, Yahya Kemal’dir.
43. Servet-i Fünuncular beyit anlayışını kırarak nazımı nesre yaklaştırırlar.
44. Servet-i Fünun’da romanlar realizm ve natüralizmden; şiirler ise sembolizm ve parnasizmden etkilenir.
45. Servet-i Fünun romanı, çevre olarak İstanbul’u, karakter olarak aydınları seçer.
46. Tevfik Fikret, sanatının ikinci döneminde sanatı toplumun hizmetine sunar, hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabının ismi Şermin’dir.
47. “Sis”, Tevfik Fikret’in İstanbul’a hakaretlerle dolu şiiridir.
48. Cenab Şahabettin, parnasizm ve sembolizmden etkilenmiş, bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanmıştır.
49. H. Ziya Uşaklıgil, Balzac, Stendhal, flaubert gibi realist yazarlardan etkilenmiş; Batılı anlamda ilk realist roman Mai ve Siyah’ı yazmıştır.
50. H. Ziya’nın anı türündeki eserleri Kırk Yıl, Saray ve Ötesi’dir.
51. Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesiyle Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına neden olmuştur.
52. Sürgüne gönderilen başlıca sanatçılar; Namık Kemal, H. Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, şair Eşref, Refik Halit Karay’dır.
53. Süleyman Nazif ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu dil yönüyle –sırasıyla- Tanzimat ve Milli Edebiyata bağlıdırlar.
54. Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, Metres, Kaynanam Nasıl Kudurdu Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarıdır.
55. Ahmet Rasim, İstanbul’un günlük yaşantısını sade bir dille anlatan bağımsız yazarlardandır.
56. Fecr-i Ati, Servet-i Fünun’u eleştirmesine rağmen onun “Sanat kişiseldir.” anlayışını devam ettirmiştir.
57. Milli Edebiyat, “Genç Kalemler” dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” adlı makaleyle 1911 yılında başlar.
58. Milli Edebiyat bir yönüyle halk edebiyatına dönüşür.
59. Ömer Seyfettin, mili ve tarihî konulu öyküleriyle tanınan yazardır.
60. Edebiyatımızdaki ünlü öykücüler; H. Cahit Yalçın, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Haldun Taner’dir.
61. Ziya Gökalp, Türkçülüğün felsefesini yapmış, Milli Edebiyata düşünce yönüyle katkıda bulunmuştur.
62. Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık Ziya Gökalp’in şiir kitaplarıdır.
63. Özel isimle anılan şairler; Sultanü’ş-Şuara (Şairler Sultanı)-Baki, Vatan Şairi- Namık Kemal, Şairi-i Azam-Abdülhak Hamit Tarhan, Bayrak Şairi-Arif Nihat Asya, Türk Şairi-Mehmet Emin Yurdakul…
64. Türk edebiyatının tarihini bilimsel açıdan işleyen Mehmet Fuat Köprülüdür.
65. Edebiyat tarihi yazarları; M. Fuat Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Canip Yöntem’dir.
66. Halide Edip Adıvar, İngiliz edebiyatından etkilenir. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye ( Kuruluş Şavaşı’nı işler); Sinekli Bakkal, Tatarcık (toplumsal konuları işler), Mor Salkımlı Sokak (hatıra) bazı eserleridir.
67. Y. Kadri Karaosmanoğlu, Tanzimat’la Atatürk Türkiye’si arasındaki dönem ve kuşakların geçirdiği sosyal değişiklikleri ve bunalımları işler. Tezli roman türünün ustasıdır. Kiralı Konak ( kuşak çatısması), Sodom ve Gomore (işgal altındaki İstanbul’un olumsuz yanları), Yaban (Kurtuluş Savaşı ve köylü aydın uçurumunu işler), Ankara ( Cumhuriyet’ten sonraki Ankara’nın üç dönemi) Nur Baba ( Bektaşi tekkeleri) belli başlı eserleridir.
68. Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Dili sade, karakterleri halktandır.
69. Refik Halit Karay, sürgünde yazdığı Anadolu konulu eserleriyle tanınır. Sürgün, Yezidin Kızı, Bugünün Saraylısı (roman), Kirpinin Dedikleri, Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri bazı eserleridir.
70. Beş Hececiler Milli Edebiyatın devamı sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç bu akımın şairleridir.
71. Faruk nafiz Çamlıbel, aruzla da yazmıştır. Çoban Çeşmesi, Han Duvarları adlı şiirleri ünlüdür.
72. Mehmet Akif Ersoy lirik-didaktik özellikteki şiirleriyle tanınır. Manzum hikayecilikte ustadır. Safahat (yedi bölüm) ünlü eseridir.
73. Ahmet Haşim sembolist şairdir. Şeiirlerinde anlam kapalı, düzyazılarında dili yalındır. Bütün şiirlerini aruzla yazmış, Fecr-i Ati’den sonra bağımsız olarak sanat anlayışını devam ettirmiştir. Bazı eserleri; Piraye, Göl Saatleri, Gurabhane-i Laklakan…
74. Yahya Kemal Beyatlı divan şiirine yeni yorum getirmiş, eski nazım biçimleriyle Batılı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde sonsuzluğa erişme düşüncesi vardır. “Ok” şiirinin dışındaki bütün şiirlerini aruzla yazmıştır. Eserleri; Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Aziz İstanbul…
75. Yedi Meşaleciler, Beş Hececileri duygusallıkla suçlamışlar; ancak kendileri de sembolizmden etkilenmişlerdir. Z. Osman Saba, Yaşar Nabi, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulisi Koray sanatçılarıdır.
76. Garip Akımı (I. Yeniciler) sanatsal anlatımdan, ölçü ve uyaktan kaçınmış sıradan insanların hayatlarını işlemiştir.
77. II. Yeniciler, I. Yeni Hareketine tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Şiirde anlam kapalılığı savunmuşlar ve sürrealizmden etkilenmişlerdir. İlhan Berk, Cemal Süreyya, Edip Cansever, Ece Ayhan bazı temsilcileridir.
78. Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in öğrencisidir. Şiirlerinde bilinçaltı, rüya ve zaman kavramı baskındır. Geçmişe özlem eserlerinin başlıca temasıdır. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Beş Şehir bazı eserleridir.
79. Ahmet Kutsi Tecer, Anadolu motiflerini işler. Dergah ve Milli Mecmua’da eserleri yayınlanır. Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı bazı eserleridir.
80. Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla adlı şiiriyle meşhurdur.
81. Cahit Sıtkı Tarancı, ölüm, yalnızlık konularını işler. En çok bilinen şiirlerinden biri Otuz Beş Yaş’tır.
82. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın en ünlü eserlerinden biri “Üç Şehitler Destanı”dır. Eser yapay bir destandır.
83. Cahit Külebi: Birçok şiirinde noktalama işareti yoktur. Çocuk şiirleriyle tanınır. “Türk Mavisi” eserlerinden bir tanesidir.
84. Nurullah Ataç: Deneme ve eleştirileriyle anılır.Devrik cümle anlayışını başarıyla uygulamıştır. “Günlerin getirdiği, Karalama Defteri” bazı eserleridir.
85. Gezi Yazısı Yazanlar: Evliya Çelebi (Seyahatname), Ahmet Haşim (Frankfurt Seyahatnamesi), Falih Rıfkı Atay (Yolcu Defteri), Cenap Şahabettin ( Hac Yolunda)…
86. Psikolojik roman: Zehra (Nabizade Nazım), Eylül (Mehmet Rauf), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
87. Sait faik Abasıyanık: Öykülerinde Adalar’ı, İstanbul’u ve sıradan insanı işler. Durum hikayecisidir. Semaver, Sarnıç, Son Kuşlar bazı eserleridir.
88. Necip Fazıl Kısakürek: metafizik problemleri hecenin gücüyle çok güzel anlatır. Şiir dışında tiyatro, öykü, araştırma gibi alanlarda da eserler vermiştir. Çile, Bir Adam Yaratmak bazı eserleridir.
89. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı): Balıkçıları ve denizi işler. Bodrum’un antik çağlarındaki ismini mahlas olarak kullanır.
90. Kemal Tahir: Roman ve hikayelerinin konusunu sistemin aksayan yönlerinden alır. Bozkırdaki Çiçek, Devlet Ana, Karılar Koğuşu, Esir Şehrin İnsanları bazı eserleridir.
91. Bedri Rahmi Eyüboğlu; şair ve yazarlık dışında ressamdır. Karadut, Canım Anadolu bazı eserleridir.
92. Tarık Buğra: istiklal Savaşı’nın bilinmeyen yönlerine yeni yorumlar getirdi. Küçük Ağa, Osmancık, Siyah Kehribar, yarın Diye Bir Şey Yok bazı eserleridir.
93. Yaşar Kemal: Çukurova ve Toroslardaki efsanelere dayalı, toprak kavgalarını işleyen roman ve hikayeler yazmıştır. İnce Memed, Orta Direk, Sarı Sıcak, Teneke bazı eserleridir.
94. Orhan Kemal: Köyden kente göç ve bu göçün son uçlarını işler. 72. Koğuş, Hanımın Çitliği bazı eserleridir.
95. Necati Cumalı: Ege Bölgesi’ndeki köylüyü işler. Tütün Zamanı, Boş Beşik, Susuz Yaz bazı eserleridir.
96. Cemil Meriç: Makale, deneme, eleştiri ustasıdır. Bu Ülke,Umrandan Uygarlığa, Kırk Ambar bazı eserleridir.
97. Cengiz Aytmatov: Kırgız yazardır. Cemile, Gün Olur Asra Bedel, Selvi Boylum Al Yazmalım bazı eserleridir.
98. Klasisizm, akıl ve sağduyuya önem verir. Latin ve Yunan kaynaklarına yönelen kuralcı, yüksek zümre edebiyatıdır. Moliere, Racine, La Fontaine klasik yazarlardandır.
99. Romantizm, Klasisizm’e tepkidir. Kuralcılığı reddederek ulusal konulara yönelir. Zıtlıklar, ak-kara çatışması ve özellikle duygusallık ön plandadır. Victor Hugo, Goethe bazı yazarlarıdır.
100. Realizm, Romantizm’e tepkidir. Gerçekler gözleme dayalı olarak anlatılır. Balzac, Stendhal, Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski ünlü temsilcileridir.
101. Parnasizm, realizm’in şiire yansımasıdır. Sözcüklerle manzara çizilir.
102. Sembolizm, kapalı şiir anlayışını savunan edebi akımdır.
103. Natüralizm: Aşırı gerçekçiliktir. Olayların ortaya çıkışı neden sonuç ilişkisi deneylenerek anlatılır.
104. Edebi akımların sıralanışı: Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm(roman akımları); Parnasizm, Sembolizm, Sürrealizm (şiir akımları)
105. Dünya edebiyatının tanınmış yazar ve eserlerinden bazıları: Shakespeare (Hamlet ve Otello), Cervantes (Don Kişot), Maksim Gorki (Ana), Montaigne (Denemeler), Schiller ( Wiliam Tell), Dostoyevski (Suç ve Ceza), Tolstoy (Savaş ve Barış), Mark Twain ( Tom Sawyer’in Maceraları)
106. Klasik trajedide karakterler yüksek tabakadandır, konu mitolojiktir. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilmez. Üç birlik kuralı (zaman, mekan olay birliği) vardır.
107. Klasik komedide kişiler halkın içinden, konular günlük yaşamdandır. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilir. Üç birlik kuralı vardır.
108. Deneme, kişisel düşüncelerin kanıtlama amacı güdülmeden aktarıldığı; fıkra, günlük olayların sade bir dille yazıldığı; makale, tezlerin kanıtlanmaya çalışıldığı; eleştiri; bir eserin bilimsel temellere dayanılarak yorumlandığı yazın türleridir.
109. Lirik şiir, coşkuların işlendiği; epik şiir, kahramanlık konularının işlendiği; pastoral şiir, kır ve çoban yaşamının işlendiği; dramatik şiir, acıklı durumların işlendiği; satirik şiir eleştirilerin işlendiği; didaktik şiir; öğreticiliğin işlendiği şiir türleridir.
110. Redif, aynı görevli ekler ve aynı anlamlı sözcüklerdir. Uyaktan sonra gelir.
111. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Bacon, Montaige ünlü deneme yazarlarıdır.
112. Bir sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılması kinaye sanatını doğurur.
113. Hüsn-ü Talil sanatında olayın sebebi daha güzel bir nedene bağlanır.
114. Bilinen bir konunun bilinmiyormuş gibi davranılması Tecahül-i arif sanatını doğurur.
115. Sesteş sözcükler cinas sanatı yapar.
116. İntak (konuşturma) sanatının olduğu her yerde teşhis vardır.
117. Masal, evrensel; destan ulusal nitelikler taşır.
118. Seci, düzyazıdaki ses benzerliğidir.
119. Bir şairin bir şiirine aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiirine nazire denir.
120. İlyada (Yunan), Kalevala(Fin), Nibelungen (Alman), Ramayana (Hint), Şehname (Fars) dünyaca tanınmış destanlardır.
121. Şarkı, tuyuğ, rubai dörtlüklerle yazılan divan şiiri nazım şekilleridir.
122. Dilinin ağır oluşu ve yüksek zümreye yönelişi Divan edebiyatı ile Servet- Fünun’un ortak özellikleridir.
123. Ağır ve sanatlı anlatım, sembollerle duyguları anlatma biçimine Sebk-i Hindi denir. Sebk-i Hindi divan edebiyatında kabul edilen bir anlayıştır.
124. Dacemeron hikayeleri (Bocecaeio) dünyanın ilk hikayeleridir.
125. Aiskhlos, Sophokles, Euripides, Aristopanes eski Yunan edebiyatının tiyatro ustalarıdır.

BATI EDEBİYATI VE EDEBİ AKIMLAR

BATI EDEBİYATI VE EDEBİ AKIMLAR

ESKİ YUNAN VE LATİN EDEBİYATI:

Batı edebiyatının kaynağı Eski Yunan ve Latin edebiyatlarıdır. M.Ö.9. yüzyıldan M.Ö. 2. yüzyıla kadar süren Eski Yunan edebiyatının ana kaynağı da Homeros’un İlyada ve Odise destanlarıdır.

Eski Yunan edebiyatı didaktik türde HESİODOS; lirik türde SAPHO, PİNDAROS; fabl türünde AİSOPOS gibi şairleri yetiştirdikten sonra M.Ö.5. yüzyılda “altın çağı”nı yaşamıştır. Bu devrin önemli sanatçıları şunlardır:

Tragedya’da: AİSKHYLOS (Agamemnon), SOPHOKLES (Kral Oidipus, Elektra), EURİPİDES (Andromak, Elektra)

Komedya’da: ARİSTOPHANES, MENANDROS

Hitabet alanında: DEMOSTHENES

Felsefe alanında: SOKRATES, EFLATUN, ARİSTOTELES

Tarih alanında: HERODOTOS

M.Ö. 2.yüzyıldan sonra Eski Yunan edebiyatı yerini Latin edebiyatına bırakır. Latin edebiyatı Eski Yunan kültür ve sanatının etkisinde gelişen bir edebiyattır. Bu dönemin önemli sanatçıları şunlardır:

Tragedya’da: ENNİUS

Komedya’da: PLAUTUS, TERENTİUS

Şiirde: HORATİUS (Lirik şair), OVİDİUS (Lirik şair), VERGİLİUS (Destan şairi)

Hitabet alanında: ÇİÇERO (Nutuklar)

Felsefe alanında: SENECA

Tarih alanında: TACİTES

Eski Yunan ve Latin edebiyatlarının mitoloji ile süslenmiş ürünlerinde doğa güzellikleriyle birlikte “gerçek insanı” buluruz. Bu ürünlerde insanların sevgileri, acıları, yiğitlikleri, kinleri.....yer alır. Bu sevgiler, yiğitlikler, kinler ve acılar da “yazgılarında” dönüp dolaşarak “İNSANCILIK” (Hümanizm) ve “ERDEMLİ OLMA” düşüncesinde birleşirler.

5. yüzyılda Batı Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra, Avrupa’da, 11.yüzyıla kadar sanat ve kültür alanında “öbür dünya” düşüncesinin egemen olduğu ölü bir dönem başlamıştır.

11.yüzyıldan sonra kilise ve din görüşünü her şeyin üstünde tutan , kişinin yaşam ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan, edebiyatta ve sanatta “öbür dünya” düşüncesini egemen kılan “ORTA ÇAĞ” başlar. Bu çağda görülen doğa ve dinle ilgili yiğitlik öyküleri, halk ozanlarının aşk ve yiğitlik konularında söyledikleri “BALATLAR” ve ulusal destanlar dönemin başlıca edebiyat verimleri arasındadır. Orta çağın büyük ozanı Rönesans’ın da hazırlayıcılarından olan ve “İlahi Komedya” adlı eseriyle tanınan DANTE’dir.

Batı edebiyatında yenileşme, bilim ve sanatta “YENİDEN DOĞUŞ” anlamına gelen “RÖNESANS”la başlar (14.yüzyılın sonu, 15. ve 16. yüzyıllar).

Rönesans’la halk ve devlet ilişkileri yeniden düzenlenmiş, kralların ve derebeylerin dine dayalı sınırsız güçleri kırılmış, kişinin insance ve özgür yaşama isteği gerçekleşme yoluna girmiştir. Böylece uluslar edebiyatla, bu gerçeklere dayanan “insanca” düşünceleri yayarak, kilise dili olan Latince’nin yerine kendi ulusal dilleri ile güçlü yapıtlar ortaya koymaya başlamışlardır. Bu dönemin ünlü sanatçıları şunlardır:

Şiirde: RONSARD

Romanda: RABELAİS, CERVANTES (Don Kişot)

Deneme alanında: MONTAIGNE, BACON

Tiyatro alanında: SHAKESPEARE [Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear, Romeo ve Juliet (Dramları), Venedik Taciri, Hırçın Kız, Yanlışlıklar Komedyası.......(Komedileri)]

Rönesans, 17.yüzyılın ortalarına doğru “Klasisizm” akımının doğmasına yol açmış, böylece Batı Edebiyatı birbirine tepki olarak ortaya çıkan akımların etkisinde 20. yüzyıla kadar gelişimini sürdürmüştür.

BATI EDEBİYATINDA AKIMLAR

KLASİSİZM

17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan bir akımdır. BOILEAU bu akımın kurucusu olarak kabul edilir. Klasikler Eski Yunan ve Latin edebiyatını bilgi ve esin kaynağı olarak benimsemişlerdir. Temel olarak şu ilkelere dayanır:

Sanat, “insan tabiatına” önem vermeli ona sevgi ve saygı duymalıdır. Klasik bir eser “akıl” ve “sağduyu”ya dayanmalıdır. Eser, “dil”, “anlatım” ve “şekil” de en olguna varmaya çalışmalıdır.

Klasikler, insanların her zaman, her yerde, her toplumda aynı duygu ve düşüncede olduklarını kabul ederler. Onun için eserlerinde değişmez tipler yaratırlar. Klasisizmde fiziksel ve sosyal çevre önemli değildir; çünkü bunlar değişkendir.

Bu akımda, sanatta mükemmeli bulmak esastır. Mükemmeli bulmak ise konunun seçilişinde değil, onun ele alınıp anlatılışındadır. Onun için anadili en güzel biçimde kullanmak da esas olmalıdır. Böylece klasikler günlük konuşma dilinden farklı kitabi bir dil kullanmışlardır.

Sanatta sıkı kuralların bulunması ve sanatçıların bunlara uyması gerektiğine inanan klasikler, “üç birlik” kuralının doğmasına neden olmuşlardır (Yer, zaman ve eylem birliği)

Eserlerinin kahramanlarını hep soylu tabakadan seçen klasikler, eserlerinde kaba ve çirkin sözlere de yer vermezler. “Ahlaka uygunluk” ilkesine sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Yapıtlarının etkileyici olmasını , hoşa gitmesini, tarih biliminden ayrılabilmesini ve din dışı konulara eğilmesini temel ilke olarak kabul etmişlerdir.

Edebiyat türü olarak daha çok tiyatroyu, tiyatro türü olarak da trajedi ve komediyi benimsemişlerdir.

Başlıca temsilcileri:

Boileau (şiir)

La Fontaine (fabl)

Racine, Corneille (trajedi)

Moliere (komedi)

Madame de La Fayette (roman)

La Bruyere (karakterleriyle)

Bossuet (hitabet)

Klasisizm, geçici rağbeti değil, sürekli rağbeti arar”. Andre Gide.

TÜRK EDEBİYATINDA KLASİSİZM

Türk edebiyatı Batı’ya açıldığında klasisizm dönemini tamamlamıştır. Bu nedenle edebiyatımızda klasisizmin önemli bir etkisi olmamıştır.

Şinasi’nin “Şair Evlenmesi”adlı komedisi, La Fontaine’den yaptığı çeviriler ve Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den çevirileri, bu anlayışın ürünleri olarak sıralanabilir.

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)

1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak doğmuştur. Victor Hugo’nun “Hernani” adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır. 1789’da fransız İhtilali’yle birlikte derebeylik ve aristokrasi çökmüş; yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak romantizm, yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlamış, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunmuştur.

Avrupa’da o zamana kadar süregelen Latin ve Yunan hayranlğı yerini Shakespeare, Goethe ve Schiller hayranlığına bırakmıştır.

Klasik öğretinin bütün kuralları yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatları yerine Hristiyanlık mucizeleri, milli efsanler işlenmiş; konular ya tarihten ya da günlük olaylardan çıkarılmıştır. Tabiat manzaralarının, yerli ve yabancı törelerin betimlenmesine geniş yer verilmiş, insan psikolojisinin soyut olarak incelenmesi bırakılarak, insanlar çevrelerinde incelenmiş, insanın islâhından önce toplumun ıslâhı amacı ön plana alınmıştır. Klasik edebiyatın akıl ve sağduyuya önem vermesine karşılık, romantizmde hayal ve fanteziye geniş yer verilmiştir. Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve görüşlerini açıkça anlatmışlardır. Romantik şiirde, doğa sevgisi; bireycilik; Ortaçağa, yabancı ülkelere, Doğu’ya hayranlık; toplumsal geleneklere isyan; duygulara, doğaüstü güçlere, rüyalara, ihtiraslara bağlılık dikkat çeker.

Zıtlıkların uyumunu ilke olarak benimseyen romantikler hayatı güzel, çirkin... bütün yönleriyle vermeye çalışırlar.

Klasiklerin önemsediği din duygusuna geniş yer veren romantiklerin kahramanlarının çoğu dindardır.

Din, her şeyin gelip geçici olduğunu söylediği için de kahramanlar , genellikle kuşkulu, üzüntülü ve karamsardırlar.

Edebiyat dilindeki kalıplaşmış kelimeler yerine, günlük konuşma dilini kullanmayı benimseyen romantikler, her sınıftan insanı da eserlerine konu olarak almışlardır.

Genel olanın yerine özeli, tipin yerine gözalıcı olanı seçmişlerdir. Aşk, ölüm, tabiat en belli başlı konular olarak dikkat çeker.

Bu akımda oyun türlerinden dram, edebiyat türlerinden de roman gelişmiştir.

Başlıca temsilcileri:

Victor Hugo (Sefiller. Notre Dame’in Kamburu, Cromwell, Hernani.......)

J.Jack Rousseau (Emile, İtiraflar, Toplum Sözleşmesi)

Goethe (Faust)

Lamartine (Greziella)

A. Dumas Pere (Üç Silahşörler, Monte Kristo Kontu)

A. Dumas Fils (Kamelyalı Kadın)ýý

Alfrede de Musset (şiirleriyle)

Schiller (“Haydutlar” adlı dramı ve denemeleriyle)

Lord Byron (Don Juan, diğer şiirleriyle)

Chateaubrian

Puşkin

Shakespeare

Stendhal (Romantizmden realizme geçmiştir)

Balzac (Romantizmden realizme geçmiştir)

“Romantizm, ağlayan yıldız, inleyen rüzgar, ürperen gece, kendinden geçen çiçektir”.

Musset

“Romanitzm, varlıkların olduklarından başka türlü olmadığına, olmayacağına üzülmektir”.

A. Gide

TÜRK EDEBİYATINDA ROMANTİZM

Tanzimat edebiyatı dönemindeki ürünlerin çoğunluğu romantik akımın etkisiyle kaleme alınmıştır.

Namık Kemal roman ve tiyatrolarıyla

Ahmet Mithat, ilk romanlarıyla

Recaizade Mahmut Ekrem, şiirleriyle

Abdülhak Hamit, tiyatrolarıyla

REALİZM (GERÇEKÇİLİK)

19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır.

1857 yılında Gustave Flaubert’in “Madame Bovary” adlı romanıyla, realizmin, romantizm karşısındaüstünlük sağladığı kabul edilmektedir.

Realizmde, duygu ve hayaller yerini, toplum ve insan gerçeklerine bırakır. Konular gerçekten alınır. Yaşanan ve gözlenen gerçek bütün çıplaklığıyla anlatılır. Bunun sağlanması için gerektiğinde anket gibi bazı sanat dışı yöntemlere bile başvurulmuştur.

Bu akımda, gerçeğin anlatılması için kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı, içinde bulundukları ortam ayrıntılarıyla verilir. Onun için de betimleme, realist yazarlarda en önemli anlatım biçimi olarak dikkat çeker. Yalnızca yaşananın anlatılmasına yönelen gerçekçiler, olaylar ve kişiler karşısında tarafsız davranırlar. Eserlerine kendi duygu, düşünce ve yorumlarını katmazlar. Yine, gerçek hayatın anlatılması esas olduğu için eserlerinde toplumun sıradan insanlarına rastlanır. Eserlerinde daha çok yaşamın olağan olaylarına yöneldikleri için çok basit bir konu bile ele alınıp işlenir.

Gerçekçi yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur. Gözlem, araştırma ve belgelere dayanarak, yaşananı nesnel bir şekilde aktarmayı amaçlarlar.

Gerçekçi yazarlar, biçim güzelliğine çok önem vermişler, dilde ve anlatımda süsten, özentiden kaçınmışlardır.

Başlıca temsilcileri:

Stendhal (Kırmız ve Siyah, Parma Manastırı)

Balzac (Goriot Baba, Vadideki Zambak, Eugenie Grandet)

G. Flaubert (Madame Bovary)

Lev Tolstoy (Savaş ve Barış, Diriliş, Anna Karenina)

Dostoyevski (Suç ve Ceza)

A. Çehov (Vanya Dayı, Vişne Bahçesi)

M. Şolohov (Ve Durgun Akardı Don)

E. Hemingway (Çanlar Kimin İçin Çalıyor)

J.Steinbeck (Gazap Üzümleri)

Herman Melville (Moby Dick)

Charles Dickens (Oliver Twist, David Copperfield)

Gogol (Müfettiş, Ölü Canlar)

Turganyev (Babalar ve Oğullar)

M.Gorki (Çocukluğum, Benim Üniversitelerim, Ekmeğimi Kazanırken)

 

“Roman dediğin, bir uzun yol üzerinde dolaştırılan bir aynadır. Bir bakarsın göklerin maviliğini, bir bakarsın yolun irili ufaklı çukurlarında birikmiş çamuru görürsün. Sonra da kalkıp heybesinde bu aynayı taşıyanı ahlaksızlıkla mı suçlayacaksınız? Aynası çamuru gösteriyor diye aynaya kabahat bulmak olur mu? Böyle çamurlu çukura bulunan yola, daha doğrusu suyun akmasını, kokmasını, çamur çukurları meydana getirmesini önlemeyen temizlik müfettişine ...”

Henri B.Stendhal

TÜRK EDEBİYATINDA REALİZM

Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası)

Samipaşazade Sezai (Zehra)

Nabizade Nazım (Kara Bibik)

Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban......)

Memduh Şevket Esendal (Ayaşlı ve Kiracıları)

Reaşat Nuri Güntekin (Romanlarıyla)

Refik Halit Karay (Romanları ve hikayeleriyle)

Sait Faik Abasıyanık (Roman ve hikayeleriyle)

NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)

19.yüzyılın sonlarına doğru Fransa’da ortaya çıkan natüralizm, bir anlamda realizmin bir üst basamağı (gerçeğe yaklaşmadaki katılığı nedeniyle) olarak düşünülebilir.

Natüralizmi, realizmden ayıran nokta onun deney yöntemine de yer vermesidir. Deney yöntemi, doğa olaylarında aynı nedenler, aynı koşullar altında aynı sonuçları doğurur düşüncesidir (Determinizm). Natüralistler bu anlayışın tabiatta olduğu gibi insan yaşamı için de geçerli olduğunu savunmuşlardır.Bu yaklaşımla pozitif bilimlerle sanatı birleştirmeye çalışmışlardır. İnsanın fizyolojik özellikleri üzerinde durmuş; insanı ırsiyet (soyaçekim) ve genetik özellikleriyle ele almışlardır. Ayrıca sosyal çevrenin insan üzerinde yaptığı etkileri de derinlemesine araştırmışlar, bir anlamda kendilerini bilim adamı, toplumu laboratuvar, insanı da deneme, inceleme aracı olarak ele almışlardır.

 

Natüralist yazarlar insanı belli koşulların içinde ele alır, onun duygu ve düşünce dünyasını, yetiştiği doğal ve toplumsal çevrenin etkisi doğrultusunda çizerler. Onların eserlerinde insan kendi yazgısını biçimlendirici, çevre üzerinde değiştirici bir güç taşımaz. Toplumsal nedenleri bir yana bırakmışlar, yalnızca yaşananı “nesnel” bir biçimde aktarmakla yetinmişlerdir. Bu sebeple de onlara “zabıt katipleri” yakıştırması yapılmıştır.

 

İnsan psikolojisiyle fizyolojisini birbirine bağlı kabul ettikleri için eserlerinde kahramanların fiziksel özelliklerini çok ayrıntılı olarak vermişlerdir. Buna bağlı olarak da betimleme, doğalcı eserlerin en önemli anlatım biçimi olarak dikkat çeker.

 

Realistlerdeki biçim güzelliği, kompozisyon olgunluğu ve üslup kaygısı natüralistlerde yoktur. Ancak natüralistler de halkın kolayca anlayabileceği açık ve yalın bir dil kullanmışlardır.

 

Tiyatroda, kostüm ve dekora önem veren natüralistlerin eserlerine genel olarak bir kötümserlik havası hakimdir.

 

Başlıca temsilcileri:

 

Emile Zola (Meyhane, Germiznal, Nana, Toprak.....)

Alphonse Daudet

Guy de Maupassant

Goncourt Kardeşler

 

“Roman anlatılmış ve tabiattan çıkartılmış belgelerle vücuda getirilmelidir. Tarihçiler, mazinin hikayecileri, romancılar da halin hikayecileridir”.

Goncourt Kardeşler

 

TÜRK EDEBİYATINDA NATÜRALİZM

 

Bizim edebiayıtımızda doğalcılık anlayışına en çok yaklaşarak eser veren sanatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır. Ancak eserlerinde sosyal eleştiriye yer vermesi onu natüralistlerden ayıran önemli bir noktadır.

 

PARNASİZM

Fransa’da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebileceğimiz parnasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluşmuştur. 1886’da “Parnas” adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Parnas: Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı).

Parnasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok önem vermişler, ritmi ön plana çıkarmışlardır. Sözcüklerin birarada kullanılmasından doğacak müziği de şiir için gerekli görmüşlerdir. Parnasizm, romantizme tepki olarak doğduğu için bu akımda duygunun yerini düşünceler almış, parnasyenler şiirde ayrıntılı ve nesnel betimlemelere yer vermişler, duygusallığı reddetmişlerdir.

Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.

“Sanat, sanat içindir” görüşünde olan parnasyenler şiirde yarar değil, güzellik ararlar.

Tarihteki mutlu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gelenekleri işlenen konulardır.

Parnasyenler Eski Yunan ve Altin mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Dolayısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır.

Başlıca temsilcileri:

Th. Gautier

T.D. Banville

François Coppee

J.Maria de Heredia

 

TÜRK EDEBİYATINDA PARNASİZM

 

Bu akımın en belirgin etkileri Tevfik Fikret’te görülür. Kimi yönleriyle Yahya Kemal de bu akımdan izler taşır.

 

SEMBOLİZM (SİMGECİLİK)

19.yüzyılın ikinci yarısında parnasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır. Parnasyenler insan duygularına, izlenimlere önem vermiyorlardı Onalr için önemli olan gerçekti, düşüncelerdi.Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygusallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir. Onalra göre somut varlıklar, dış dünya ile insanın duyuları arasında köprü kurmaya yarayan birer simgedir. Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur. Yani insan onu nasıl algılıyorsa öyle değerlendirilir. Sembolistler, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üzerindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmışlardır.

Şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna getirmişlerdir. Onlara göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şiir bir şey anlatmak için yazılmaz.

Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Sözcüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapanıklığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır.

Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleştirme, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir.

Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.

Parnasyenlerin genellikle “sone” nazım biçimini kullanmalarına karşın, sembolistler daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.

Başlıca temsilcileri:

 

Baudelaire

Rimbaud

Mallarme

Verlaine

Puşkin

 

TÜRK EDEBİYATINDA SEMBOLİZM

 

Bu anlayışın ilk uygulayıcısı Cenap Şahabettin’dir. Ancak bu akımın en başarılı örneklerini veren şairimiz Ahmet Haşim’dir. Kimi yönleriyle Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şairler de bu akımın izlerini taşırlar.

 

“Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, ama duyulmak üzere oluşmuş müzik ile söz arasında, sözden çok müziğe yakın, ortalama bir dildir”.

Ahmet Haşim (Piyâle Önsözü)

 

EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

 

1890-1910 yılları arasında Fransa’da gelişmiş; edebiyatta, resimde, müzikte etkisini sürdürmüş bir akımdır. Sembolizmle birlikte gerçeküstücülüğü (sürrealizm) hazırlayan bir akım niteliğindedir.

 

Bu akımda dış dünya ile ilgili gözlemlerin, sanatçının iç dünyasında oluşan değişik ruhsal durumuna göre yansıtılması esas alınmıştır. Onlara göre duyularımız dış dünyayı bize olduğu gibi değil, onun gerçek görünüşünü değiştirerek ulaştırır. Bunun için de bizim anlattıklarımız dış dünya değil, bu dünyanın hayalimizle bezenmiş bizdeki izlenimleridir.

 

“Seyreyledim eşkâl-i hayâtı

Ben havz-ı hayâlin sularında,

Bir aks-i mülevvendir onun’çün

Arzın bana ahcâr ü nebâtı”

Ahmet Haşim (Mukaddime)

 

SÜRREALİZM (GERÇEKÜSTÜCÜLÜK)

20.yüzyılın başlarında Andre Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak açılan bir sanat akımıdır.

Gerçeküstücülüğün bilgi ve esin kaynağı olan Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyasından edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır. Bu istekler düş (rüya, yarı rüya) durumunda çözülerek ortaya çıkar.

Sürrealistler, Freud’un bu görüşünü edebiyata uygulamışlari bir anlamda bilinçaltının, bilinç alanına olan egemenliğini savunmuşlardır. Dolayısıyla içinden geldiği gibi yazmak bu akımın en belirgin özelliğidir. Akılcılığın karşısındadırlar, geleneksel ve biçime dayalı inanç ve değerleri düşünceden silmişlerdir.

“Gerçeküstücülük, ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak içim başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın (rüyada olduğu gibi) her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır”.

Andre Breton

Bu akımın Batı’daki en önemli iki temsilcisi Andre Breton ve Paul Eluard’dır.

Bizim edebiyatımızda Oran Veli Kanık’ın kimi şiirlerinde bu akımın izleri açıkça görülmektedir.

 

YABANCI EDEBİ AKIMLAR VE EDEBİYATIMIZDA UZANTILARI

YABANCI EDEBİ AKIMLAR VE EDEBİYATIMIZDA UZANTILARI

Not:Bir sanatçı birden fazla akımın özellikleri bulunabileceği gibi;zamanla birden fazla akım içersinde yer almış olabilir.

Klasizm(Soyyapıtçılık)

Felsefi temelini Descartes ve Pascal atmıştır./ Seçkin insanlara hitap eder./ Akıl,sağduyu ön plandadır./

Konularını eski Yunan ve Latin kaynaklarından alır./ Üç birlik kuralı esas alınır./ Mükemmel insan tipi işlenir./

Dil kusursuz ve sağlamdır./ Çirkin,kötü konular ele alınmaz./ Yazar kişiliğini gizler./

Sanat için sanat anlayışı hakimdir./

Sanatçılar

Descartes, Boileau,Racine,Corneille,La Fontainne,Pascal,Madam De La Fayette,La Bruyere,Boussuet,Moliere

Şinasi,Ahmet Vefik Paşa,Ali Bey,Yusuf Kamil Paşa

 

Romantizm(Coşkuculuk)

Felsefi temelini J.J.Rousseau atmıştır./ İlkelerini Victor Hugo,Cromwell adlı eserinin önsözünde açıklamıştır./

Klasizme tepki olarak doğmuştur./ Duyguları ön plana çıkarmıştır./ Hristiyanlığa,milli kaynaklara yönelmişlerdir./

Sanatçı kişiliğini gizlemez./ Tasvire önem verilir./ Kahramanlar toplumda yaşayan bütün tiplerden olabilir./

Toplum için sanat anlayışı hakimdir./ Dil ağırdır,süslüdür./ Üç birlik kuralı kaldırılıp,dram türü oluşturulmuştur./

Karşıtlıklardan yararlanılır./Tarihi,aşk,ölüm,tabiat konuları işlenir./

Sanatçılar

Rousseau,Victor Hugo,Voltaire,Goethe,Lamartine,Puşkin,Chateaubrian,Shakespeare,Lord Byron,Schiller,A.Musset,A.Dumas

Namık Kemal, Abdulhakhamid Tarhan,Ahmet Mithat Efendi

Realizm(Gerçekçilik)

Öncülüğünü Stendhal yapmıştır./ Romantizme tepki olarak doğmuştur. / Gözlem ve belgeye dayanır./ Tarafsızlık esastır./

Toplum gerçekleri ele alınmasına karşın, "sanat için sanat" anlayışı benimsenir./ Konular gerçek yaşamdan alınır./

Biçim güzelliği önemlidir./ Yazar kendi görüş ve yorumlarını katmaz./ Dil ve anlatım süslü değildir./ Üslup önemlidir./

Sanatçılar

Stendhal, Balzac,Gustave Flaubert,Lev N. Tolstoy,Dostoyevski, A. Çehov, M Şolohov, Ernest Hemingway,John Steinbeck,

Herman Melville, Charles Dickens,Gogol,Turganyev ,Maksim Gorki ,Mark Twain,Jack Landon,

Recaizade Mahmut Ekrem ,Samipaşazade Sezai, Nabızade Nazım,Mehmet Rauf, Halit Ziya,Refik Halit,Falih Rıfkı,Sait Faik,

Memduh Şevket,Reşat Nuri,Yakup Kadri,Halide Edip,Orhan Kemal,Kemal Tahir,Yaşar Kemal,Fakir Baykurt

 

Naturalizm(Doğalcılık)

Kurucusu Emile Zola’dır.İlkelerini Deneysel Roman adlı kitabında açıklamıştır./ Aşırı bir gerçekçilik vardır./

Kişiler, sosyal düzeylerine göre konuşturulur./ Gözlem yerine,deney ve Determenizme(neden-sonuç ilişkisi) önem verilir./

Sanat, toplumsal sorunların çözümü için bir araç olarak görüldüğünden "Toplum için sanat" anlayışı hakimdir./

Ayrıntı çok fazladır./ Kötümserlik hakimdir./ Maddecilikten beslenir./ Çevrenin insan üzerinde etkileri araştırılmıştır.

İnsanın fizyolojik özellikleri üzerinde durulmuş; insan ırsiyet (soyaçekim) ve genetik özellikleriyle ele alınmıştır.

Sanatçılar

Emile Zola,Alphonse Daudet,Guy de Maupassant,Goncourt Kardeşler,H.Taine,Guy de Moupossant

Hüseyin Rahmi Gürpınar,Beşir Fuat,Nabızade Nazım

 

Parnasizm(Şiirde Gerçekçilik)

Romantik şiire tepki olarak doğmuştur./ Realizm ve Naturalizm’in kurallarını benimsemiştir./

Sanat için sanat anlayışını benimser./ Yararlılık(Pozitivistilk) esastır./ Biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar./

Ölçü ve uyağa çok önem vermişlerdir./ Duygunun yerine düşünceler ön plandadır./ Tarihi olaylara özlem duyarlar./

Sanatçılar

Gautier, Banville, François Coppee,Heredia,Leconte de Lisle

Tevfik Fikret,Yahya Kemal,

 

Sembolizm(Simgecilik)

Akımın öncüsü Baudelaire’dir./ Parnasizme tepki olarak doğmuştur./ Duygusallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir./

Şiirde anlam kapalı olmalıdır,yorumlanmalıdır./Hayalcilik ,Gerçeklerden kaçış vardır./Bol mecaz kullanılmıştır./Lirizm ön plandadır./

Toplumsal sorunlarla ilgilenilmediğinden"sanat için sanat" anlayışı benimsenir./ Biçime önem verilmez./ Dil ağır ve sanatlıdır./

Sanatçılar

Baudelaire,Rimbaud,Mallarme,Paul Verlaine,PuşkinAdger,Allen Poe

Cenap Şahabettin,Ahmet Haşim,Cahit Sıtkı, Ahmet Hamdi Tanpınar ,Ahmet Muhip Dranas,Necip Fazıl,Mehmet Akif

Empresyonizm(İzlenimcilik)

Dış alem değil,iç alemle ilgilenir./ Dış dünyanın iç dünyadaki izlenimleri anlatır./ Özgürlükçüdür./

Belli bir şekil ve ahlak kaygısı taşımazlar./ Amaç taşımazlar./

Sanatçılar

Rilke,J.Joyce,Rimbaund,Verlainne

 

Dadaizm

Dil ve estetik kurallarını tanımazlar./ Anlatım başıboş ve kapalıdır./ Aklı değersiz bulurlar./

Hiçbir şeyin varlığına doğruluğuna inanmazlar./Mizahi anlayış vardır./ Sonraları Sürrealizme dönüşmüştür.

Sanatçılar

Tristan Tzara,Andre Breton,Louis Aragon,Peret,Soupapault

Garipçiler akımı,Orhan Veli Kanık

 

Sürrealizm(Gerçeküstücülük)

Öncüsü Andre Breton’dur./ Realizme karşıdır./ Düşe,bilinçaltına ve rastlantıya önem verir./ Aklın denetimini uzak tutarlar./

Freud’un görüşlerini esas alırlar./ Hiçbir şey düşünmeden yazmaya önem verirler./ Mizah ve espiriyi kullanırlar./

Gelenek, görenek, töre ve yasalara karşı çıkarlar./

Sanatçılar

Andre Breton,        Paul Eluard,         Luis Aragon

Orhan Veli Kanık,    Garipçiler,İ   kinci Yeni akımı

 

Egzistanyalizm(Varoluşçuluk)

Kurucusu J.Paul Sartre’dir./ Bunalım edebiyatıdır./ İnsanın önce var olduğunu,sonra davranışlarıyla kendini yarattığını savunur./

Sanatçılar

J.Paul Sartre,Andre Gide,Albert Camus,W. Faulkner,A. Malraux,S. De Beauvoir

Melih Cevdet Anday,Demir Özlü,Selim İleri

 

Neoklasizm

Sembolizme tepki olarak doğmuştur./ Ölçünün serbestliğine karşı çıkar./ Amacı aklın üstünlüğünü yeniden kabul etmektir./

Klasik eserlerden faydalanmayı amaç edinirler./

Sanatçılar

Jean Moreas,Henri de Ragnier

Yahya Kemal Beyatlı

 

Fütürizm(Gelecekçilik)

Marinetti tarafından kuruldu./ Makineyi ve hızı sanata sokmuşlardır./ Ahlaka karşıdır./ Geçmişe isyan vardır./

Sanatçılar

Marinetti,Mayakovski,

Nazım Hikmet Ran

Kübizm

İtalyan ressam Picasso başlatmıştır./ Empresyonizme tepki olarak doğmuştur./ Karmaşıklık vardır./

Konunun görünmeyen yönleri de göstermeyi amaçlarlar./ Duygu ve olaylar birbiriyle karışık verilmiştir./

Farklı yerlerdeki gerçekleşen şeyler aynı kabul edilerek verilir./ Edebiyatta pek yankı bulmamıştır./

Sanatçılar

Picasso,Brague,Apolinaire

Diğer Akımlar

Letrizm (Harfçilik),Ekspresyonizm(Dışavurumculuk),Ünanimizm(Tekruhçuluk)

Neosembolizm(Neoklasiklere karşı)

Batı Edebiyatı Sanatçıları ve Bunların Eserleri

BATI EDEBİYATI

Eski Yunan Edebiyatı

Batı edebiyatının kaynağı Eski Yunan ve Latin edebiyatlarıdır./ Eski Yunan edebiyatının ana kaynağı İlyada ve Odisea destanlarıdır./

Homeros:İlyada,Oddysea/Hesiodos(didaktik türde)/Sapho, Pindaros(lirik türde)/

Aisopos(fabl türünde)/Aiskhylos:Agamemnon/Sophokles:Kral Oidipus, Elektra/

Euripides:Andromak, Elektra (Hepsi Tragedya türünde)

Aristophanes:Atlılar,Eşek Arıları/Menandros(Komedi )/Demosthenes(hitabet )/

Sokrates, Eflatun:Devlet,Sokratesin Savunması/

Aristoteles(felsefe)/ Herodotos(tarih)

 

Eski Latin edebiyatı

M.Ö. 2.yüzyıldan sonra Eski Yunan edebiyatı yerini Latin edebiyatına bırakır./Latin edebiyatı Eski Yunan kültür ve sanatının etkisinde gelişen bir edebiyattır./

Ennius(tragedya) / Plautus, Terentius(komedya)/Horatius,Ovidius (şiir)/

Vergilius:Çoban şiirleri/Çiçero(hitabet)/ Seneca(felsefe)/ Tacites(tarih)/

 

Fransız Edebiyatı

Not:Fransız şiirinin temeli Ronsard ile atılır./

Montaigne:Denemeler/ Alain:Edebiyat Üzerine Düşünceler,Düşüncenin Bekçileri/

Boileau(eleştiri)/ La Fontaine:Fabller/ Racine:Phedre,Andromague,Aleksandre/

Corneille:Le Cid,Horace/ Moliere:Cimri,Kadınlar-Kocalar Mektebi,Kibarlık Budalası,Scapinin Dolapları/

Monteskiyo/Diderot/Voltaire:Candide,Henriade/JJ.Rousseau:İtiraflar/

Chateubriand/Lamartine:Tefekkürler,Grazielle/Victor Hugo:Notre Dame’in Paris,Sefiller,Cezalar/

Aleksandra Dumas/La Bruyere:Karakterler/Balzac:Goriot Baba,Vadideki Zambak/

Stendhal:Kırmızı ve Siyah,Parma Manastırı/Gustave Flaubert:Madam Bovary/

Goncourt Kardeşler:Journal/Alphonso Daudet:Değirmenimden Mektuplar/

Emile Zola:Germinal,Nana/Guy de Moupossant:Pazartesi Hikayeleri,Tombalak,Ay Işığı/

Françous Copee/Heredia/Baudelaire:Kötülük Çiçekleri/Paul Verlainne:Aşıkların Bayramı,Güzel Şarkı/

Mallarme:Eski Tanrılar,Saçmalar/Rimbaund:İlhamlar,Cehennemde Bir Mevsim/Paul Eliard/Andre Gide/

 

İngiliz Edebiyatı

Not:Boccacio’nun Dacemeron Hikayeleri modern hikayenin başlangıcı sayılır./

Robinson Crusoe romanı gerçekçiliğin ilk romanı sayılır.

William Shakespeare:Romeo ve Julyet,Othello,Kral Lear,Yanlışlıklar Komedisi,Venedik Taciri,Hırçın Kız/

Bacon,J.Milton,Lord Bayron:Don Juan/Walter Scott/Charlotte Bronte/Thomas Hardy/ Jonathan Swift/

Rudyard Kipling:Beş Millet,Son Işık/Daniel Defoe:Robinson Crusoe/

Charles Dickens:İki Şehrin Hikayesi,David Copperfield,Antika Dükkanı/

 

İrlanda Edebiyatı

Bernard Shaw:Jean Dark,Kuzgunlar Evi(Nobel Edebiyat Ödülü Alan Sanatçı)/

James Joyce/Beckett/ Jonathan Swift/ Goldemith/

 

Norveç Edebiyatı

Henrik İbsen:Hortlaklar,Halk Düşmanı/

Knut Hamsun:Dünya Nimeti,Toprak Yeşerince,Göçebe/

 

Alman Edebiyatı

Not:F.Hebel modern tiyatronun kurucusu kabul edilir./

W.Geothe:Faust,Genç Werter’in Izdırapları/Schiller:Wilhelm Tell/ Henrich Böll:Babasız Evler/

Shaupenhauver,F.Nietzseche,Hesse/Haideger/Lessing/

 

Amerikan Edebiyatı

Benjamin Franklin,Thomas Jefferson,Emerson,Adger Allen Poe:Altın Böcek,Helen’e/

Mark Twain:Tom Sawyer’in Maceraları/T.S.Elliot:Çorak Ülke/Ernest Hamingway:Çanlar Kimin İçin Çalıyor,İhtiyar Balıkçı/

J.Steinbeck:Fareler ve İnsanlar,Gazap Üzümleri,Sardalya Sokağı/O’Neill/

 

İtalyan Edebiyatı

Dante:İlahi Komedya,Yeni Hayat/

 

İspanyol Edebiyatı

Not:Cervantes’in Don Kişot adlı romanı çağdaş romanın başlangıcı sayılır./

Cervantes:Don Kişot,Galetea/

 

Rus Edebiyatı

Dostoyevski:İnsancıklar,Suç ve Ceza,Budala,Karamazov Kardeşler,Ecinniler,Yeraltından Notlar,Benim Üniversitelerim/

Tostoy:Harp ve Sulh,Anna Karanina,Hacı Murat,İvan İlyiç’in Ölümü/ Turganyev:Babalar Ve Oğullar

Puşkin:Yüzbaşının Kızı/Gogol:Ölü Canlar

 

Diğer Edebiyatlar(Hint-İran)

Firdevsi:Şehname

Sadi:Bostan Ve Gülistan

Rabinranath Tagore:Gora

Beydaba:Kelile ve Dinme

Jack Landon:Beyaz Diş

William Faulkner:Ses Ve Öfke

İvo Andriç:Drina Köprüsü

Paniat İstrati:Akdeniz

M.Selimoviç:Derviş Ve Ölüm

 

Edebi Türlerin En Önemli Sanatçıları

Tiyatro:Moliere/Shakespeare/Goethe/

Roman-Hikaye:Cervantes/Dostoyevski/Stendhal/Balzac/Steinbeck/Hemingway/Dickens/V.Hügo/Flaubert/Moupossant/Daudet/

Şiir:Dante/Verlaine/Lamartine/Rimbaund/Baudelaire/Goethe/Allen Poe/Chateubriand/Mallarme/

Deneme-Eleştiri:Montaigne/Alaine/Boileau/Rousseau/B.Shaw/Racine/Corneille/Nietszche/