Edebiyat

Mesaj
  • PLG_KUNENADISCUSS_DEPENDENCY_FAIL

Manilerimiz

Mani Örnekleri

  

Çaya indim taş buldum
Yüzüğüme kaş buldum
Neredeydin la sürgün
Yanıma yoldaş buldum

Arabası kirenden
Mendil sallar trenden
Abenim nazlı yarim
Nasıl ayrıldın benden

Kara tren ak tren
Askerleri say tren
Benim yarım kırkbeşti
Postasıyla say tren

İki çeşme yanyana
Su içsem kana kana
Bana ediresini ver
Mektup yazayım sana

Sergenlerde çekirdek
Bostanlarda bitecek
Ben isterim babamdan
Dört davul sekiz köçek

Evleri var üst başta
Kundum dalda taşta
Sen orada ben burda
Akıl kalmadı başta

Harmanı yuvarladım
Samanı çuvalladım
Gara gözlü ey abim
Allaha ısmarladım

Keteni bez edeyim
Hangi yol gözeteyim
Kara gözlü yarimi
Kimlere benzeteyim

Mendil serdim bir taşa
Neler geldi bu başa
Öptüm bir kız yanağı
Dedi bana çok yaşa

İp attım ucu kaldı
Ocakta saçı kaldı
Ben büyüttüm el aldı
Yürekte açı kaldı

Eğer gelinim iyi olursan
Bizde seni överiz
Kotu olursan gelinim
Hepimizde döveriz.

Karatavuk olmadın mı?
Dallara konmadın mı?
Şebek yüzlü kaynanam,
Sen gelın olmadın mı?

Karşıdaki gök ekin,
Aldırdım elimdekin,
Her soran benzim sorar,
Sormazlar kalbimdekin.

Ekim ektim düzlere,
Diken oldum gözlere,
İşte ben gider oldum,
Ayaş kalsın sizlere.

Yıldırım vurdu bizi,
Dal gibi kırdı bizi,
Araya girdi düşman,
Dağlar ayırdı bizi

Arabamın tekeri
Hem ileri hem geri
Benim de bir yârim var
Oruçlar’ın şoförü

Avlu dibi örümcek
Aklım gitti görüncek
Ben aklımı yemedim
Köylülere gidecek

Ayağında mesi var
Odasında sesi var
Bekâr oğlan değil mi?
Kızlarda hevesi var

Ayakkabı aldırdım
Bir sele topukları
Beni baştan çıkaran
Taşköprü kopukları

Ayakkabı giyerim
Üstü beyaz olursa
Kaynanamı severim
Oğlu güzel olursa

Garşıdan gelen atlı
Ne gayratlı gayratli
Ben istedim vermedi
Niman malın gıymatlı

Kara kabak bağ atar
Altında yılan yatar
Ben bilmem mi a yârim
Goynunda neler yatar

Deniz coştu göl oldu
Yârim sana ne oldu
Benim sana yandığım
Memlekette şan oldu

Ev ötene ev yaptım
Çıktım üstüne baktım
Yârim gelecek diye
Çivte lambalar yaktım

Irmak gumsuz galır mı?
Dibi susuz galır mı?
Senin gibi güzelin
Goynu yarsız galır mı?

Karşıdan ünlüyorlar
Badılcan belliyorlar
Bu köy nasıl köyümüş
Varmadan övüyorlar

Mısır ektim azmasın
Gelen geçen kazmasın
Yar üstüne yar seven
Gençliğine doymasın

Titretin ışıkları
Çalıver kaşıkları
Yürü tirenim yürü
Kavuştur âşıkları

Elinde demir orak
Mektup göndersem ırak
Cebinde tarağın
Bana yadikar bırak

Elma attım nar geldi
Dar sokaktan yar geldi
Eğil biyol öpeyim
Al yanaktan kan geldi

 

 

 

Gökde yıldız niniynen
Köçek oynar ziliynen
Ayağına taş batmış
Siliyor mendiliylen

Dam kapısı açıldı
İnce boncuk saçıldı
Yar kapıdan girince
Gözüm gönlüm açıldı

Dağda tavşan oynuyor
Yelesini yağlıyor
Ötmüş yârim dizime
Garip garip aylıyor

Irmak coştu kül oldu
Yârim sana ne oldu
Olan oldu a gülüm
Madenkeş sebep oldu

Tütün içtim lüleden
Benim yârim Günye’den
Biricik biricik baş olmaz
Hoş geldiniz cümleden

Damda kırat harlıyor
Kapılan parlıyor
Aşmış yengem geliyor
Beyaz mendil sallıyor

Kayalar yarılmasın
Yar bana darılmasın
Yar bana darılıp da
Ellere sarılmasın

At üstünde cenderme
Dut kolundan goyverme
Giz ben seni atacın
Kimselere deyverme

Sarı kâğıt yazarım
Sandık sandık basarım
Yârimi vermezlerse
Ben kendimi asarım

Kar yağıyor yağıyor
Abamı giyeceğim
İhtiyara varıp da
Goca mı diyeceğim

Cuma köyün yolları
Dönüm geliyor dönüm
Cuma köyünden kız almak
Ölüm geliyor ölüm

Yarımca’da saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur

Hereke’dir köyünüz
Buz gibidir suyunuz
Köyünüzü beğendim
Yok, mu bekâr kızınız

Harmanlardan geçiver
Ata yonca biçiver
İki tane yar olmaz
Birinden vazgeçiver

Dikenli’nin dağları
Üzüm yapmaz bağları
Üzüm yapsa bağları
Evlenir oğlanları

Karpuz kestim kan gibi
Uzadı urgan gibi
Yarımca kızları
Kınalı kurban gibi

Yarımca’da saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur

Kirazımız dalbastı
Dalları kiraz bastı
Delikanlı söz etti
Kızlar yüzünü astı

Bu kiraz budak budak
Olur, mu kiraz dudak
Yarımca’nın güzeli
Canımdır sana adak

Duvarda makas asulu
Elbiseler kesülü
Bana mani sorarsan
Kirli çuval basulu

Şu giden kimin oğlu
Paltası da ak kolu
Dönüp bana bakmıyor
Saki vezirin oğlu

Bahçenizde gül var mı?
Gül altından yol var mı?
Gel gidelim sevgilim
Annenden izin var mı?

Kayadan indirmişler
Tirene bindirmişler
Kara saçlı yârimi
Gurbete göndermişler

Ay gelir aydan beri
Çay gelir dağdan beri
Ben yârimi görmedim
Bir buçuk aydan beri

Bostanlarda aşlama
Aşlamayı taşlama
Ben askere giderken
Ağlamaya başlama

Su koydum su taşına
Masanın ortasına
Memelerin benziyor
Ferik yumurtasına

Denizin dibi derin
Üstüne halı serin
Sandık sepet istemem
Beni sevdiğime verin

Duvağın telli gelin
Gümüşten elli gelin
Buğulu gözlerinden
Sevdiğin belli gelin.

Gün kavuştu ırakta,
Gözüm karada akta,
Herkesin yarı geldi,
Benim yarım uzakta.

Toprağında tasında
Benleri var kasında,
Sen bahar içindesin
Bense ömrüm kışında.

Çay aşağu giderim
Topal koyun güderim
Eğer anam vermezse
Bohçamı alur giderim

Mavi boyarlar mola
Sevsem duyarlar mola
İkimizde bir boyda
Nikâh gıyarlar mola

Harmanlarda ot bitti
Goyun yayulsun diye
Hatıp kekül sallamış
Muhtar bayulsun diye

Üzüm goydum sepete
Yar oturur tepede
Ben bir yeni yar sevdum
Şan olsun memlekete

Altınım var boynumda
İki ellerim goynumda
Ela gözlü sevduğum
Gece gündüz aynımda

Altını bozdurayım
Sıraya dizdireyim
Elma armut değülsün
Cebimde gezdireyim

Yaylanın çimenini
Hep toplamış geyikler
Sevdalunun işine
Ne garuşur böyükler

Gayalardan ot biter
Guzular yayulsun diye
Gızlar kekürt sallar
Oğlanlar bayulsun diye

Dozer geliyor dozer
Çekilin sizi ezer
Benim sevduğum oğlan
Sinan Özer’e benzer

Yayladan mı geliyon
Sırtındaki yayuk mu?
Ben sağa ayakkabı verdüm
Ayağundaki çaruk mu?

Ambar altunda cecük
Bacakları küçücük
Benüm sevduğum oğlan
Dünyalarda biricük

Eriklerin çayırı
Yana eğer başını
Yarimin motoru var
Çıkamıyor bayırı

Su serptim serin olsun
Mezarım derin olsun
Dünyada alamazsam
Ahrette benim olsun

Kiremit üstünde gezersin
İnci boncuk dizersin
Kusura bakmayın ama
Sen hepsinden güzelsin

Ne uyursun ne uyursun
Bu uykuyla ne bulursun
Al abdesti, kıl namazı
Cenneti alayı bulursun

Bağa girdim nar için
Dolaşırım yar için
Anneler kız büyütür
Delikanlılar için

İstanbul’a giderken
Sol tarafta hastane
Yârimin mektubunu
Eğlendirme postane

Davulumun ipi kaytan
Kalmadı sırtımda mintan
Verin ağalar bahşişimi
Sırtıma alayım mintan

Bağa gittim bağlama
Kara gözlüm ağlama
Ben buralı değilim
Bana gönül bağlama

Mani maniyi açar
Maniden kaldım naçar
Kör olası çöpçüler
Yarsız yorganım açar

Besmele ile çıktım yola
Selam verdim sağa sola
Selamımı aldınız mı
Komşulara yaydınız mı

Manici başı mısın
Cevahir taşımısın
Sana resmimi versem
Cebinde taşır mısın

Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı açanlar

Kul bela görmez
Allah yazmadıkça
Allah bela vermez
Kul azmadıkça

Mani maniye kelam
Sevdiğime benden selam
Hiç incinip üzülme
Kovuşuruz bir zaman

Sekiz sekiz on altı
Burası ceviz altı
Yarimin istediği kız
Ayakkabımın altı

Minare yıkılmış
Direk ister
Ağabeyimin canı
Börek ister

Mani benim ezberim
Kan ağlıyor gözlerim
Ben yarimin yolunu
Akşam sabah gözlerim

Masa üstünde pekmez
Çoban kavalın ötmez
Önünde gezen sürün
Benim nişana yetmez

Edep bir taç imiş
Nuru Hüda’dan
Giy al o tacı
Emin ol her beladan

Biz gideriz ikimiz
Kestanedir yükümüz
Karakoç’un içinde
Elti olacağız ikimiz

Karanfili ekemedim
Suyunu dökemedim
Yarimden ayırdılar
Yüzünü göremedim

Ayva attım samana
Dumana bak dumana
Şoför yârim var iken
Gider miyim çobana

Bizim evin önünde
Cankurtaran bağırıyor
Ne kabahat ettin yârim
Jandarmalar arıyor

A apacak apacak
Gökten yıldız kopacak
Açma yârim ağzını
Kuşlar yuva yapacak

Ayvalar dilim dilim
Darılmış benim gülüm
Ben gülüme ne dedim
Kurusun ağzım dilim

Köprüden geçer iken
Köprü salladı beni
Yârimin eski dostu
Düşman belledi beni

Yolda buldum on para
Yârim yüzün ne kara
Allah sana su vermiş
Yıkasana maskara

Gel gidelim sevdalım
Bizim vatana kadar
Yar ben senden ayrılmam
Dünya batana kadar

Asmanın arasından
Alamadım üzümü
Kaldır yârim şapkanı
Göremedim yüzünü

Sarı motor geliyor
Sarı duman veriyor
Aç kapıyı bak yârim
Sana gelin geliyor

Kasabın satırı var
Yanında yatırı var
Ben kasap olmazdım ya
Paranın hatırı var

Kuyudan su çekerim
Al bakıra dökerim
Daha yaşım küçük ama
Kara sevda çekerim

Dere boyu kavakları
Dökülür yaprakları
Yârim orada ben burada
Çınlasın kulakları

Bahçelerde sardunya
Sardunyayı kırdın ya
Beni beğenmiyordun
Nasıl bana kaldın ya

Yaza yaza yaz geldi
Mürekkebe zam geldi
Daha yazacaktım ama
Karakoç’a kiraz geldi

İndim dereye durdum
Dokuz güvercin vurdum
Dokuzunun içinde
Ben birine vuruldum

Hoca çıkmış mahalleye
Topluyor kaşıkları
Cennet istersen Hoca
Kavuştur aşıkları

Gide gide yoruldum
Sular gibi duruldum
Şu karşı ki oğlanın
Gözlerine vuruldum

Evleri yapan usta
Yeniden yıksın yapsın
Pencere bırakmamış
Delikanlılar baksın

Dalları bastı kiraz
Sevdamı anlamadın
Önce beni yalvarttın
Şimdi sen yalvar biraz

Karakoç ’dur köyümüz
Zemzem olur suyumuz
Sevip sevip ayrılmak
Dalga geçmek huyumuz

Camdan aldım makası
Açtım gömlek yakası
Bizim evden gözükür
Yarin arka bahçesi

Bizim evin önünde
Ayvalar şişman olur
İlk yârini almayan
Sonunda pişman olur

Motor geliyor motor
Motorun bacası yok
Kalkmış beni istiyor
Cebinde parası yok

Dolabın kapakları
Çınarın yaprakları
Kara gözlü yârimin
Çınlasın kulakları

Mavi yelekli yârim
Çarkıfelekli yârim
Beni bırakıp gitti
Demir yürekli yârim

Elma attım denize
Geliyor yüze yüze
Sevdiğimin sözleri
Hediye kaldı bize

İçeride ara kapı
Sürmesi çavdar sapı
İkimizi ayıran
Dilensin kapı kapı

Entarisi al basma
Alıp duvara asma
Sen benimsin ben senin
Ellere kulak asma

Havalarda kırlangıç
Kanadı ayrıç ayrıç
İkimizi ayırtan
Kan kussun avuç avuç

Maniciyim manici
Ak gerdan altın inci
Eğer annem verirse
Varıcıyım varıcı

Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Geline bak geline
Kına yakmış eline
Ne mutlu bu geline
Gidiyor sevdiğine

Havalarda kelebek
Kanadı benek benek
Beni yardan ayıran
Kalbur satsın hem elek

Ortaokul olur mu?
İçinde durulur mu?
Benim yârim talebe
Onunla dalga olur mu?

Yeşil iplik bükerim
Yare yelek dikerim
Yelek yare olmazsan
Vallahi seni sökerim

Bizim camın altında
Herkes bunun farkında
Biz yarimle konuştuk
Kırklareli Parkında

Yüksek evler yaptırdım
Dayamaya direk yok
Yarim kaçmak istiyor
Bende öyle yürek yok

Burası Üsküp dere
Su istersen İşte dere
Ekmek istersen Allah vere
Yatak istersen geldiğin yere

Üsküp dere köprüsü
Hafif sallar adamı
Üsküp dere kızları
İpsiz bağlar admı

Mani maniyeleyim mi
Bir mani söyleyeyim mi
İşaret et sevdiğim
Yanına geleyim mi

Cam altında ısırgan
Gavur musun Müslüman
Gel bir kerecik öpeyim
Vallahi bak ısırmam

Armudu taşlayalım
Dibinde kışlayalım
Sevdiğimi görünce
Maniye başlayalım

Bahçelerde pırasa
Yaprağına kar yağsa
Oğlanlar bekâr kalsa
Şu kızlara yalvarsa

Al giydim alsın diye
Mor giydim sarsın diye
İnadıma bakarım
Sen bana yarsın diye

Mendilimin ucuna
Sakız bağlarım sakız
Duyuyorum sevdiğim
Severmişsin başka kız

Pembe giyerim pembe
Pembe yakışır gence
İnsan bir hoş oluyor
Sevdiğini görünce

Kaşların karasına
Mim çekmiş arasına
Yari ilaç diyorlar
Kalbimin yarasına

Derelerin çakılı
Kimden aldın akılı
Orta yerde oynayan
Ağabeyimin çakırı

Karpuz kestim yiyen yok
Ağızım yandı diyen yok
Sevdiğime kavuştum
Gözün aydın diyen yok

Entarimi ben biçtim
Ateşine ben düştüm
Ne kadar cahilmişim
Asker oğlana düştüm

Bizim evin önüne
Kim attı mavi boya
Annem babam evde yok
Bakalım doya doya

Gülüm kurutmam seni
Suda çürütmem seni
Senelerce görmesem
Yine unutmam seni

Başımdaki çemberim
Oymalıdır oymalı
Oldun dünya güzeli
Sana nasıl doymalı

Sen Aslısın ben Kerem
Sana kalbimi verem
O kadar zalim olma
Edeceksin beni verem

Motor almış seksene
Bin üstüne gezsene
Motor güzeldir amma
Bak üstündeki serseme

Bizim köyün yolları
Çamurluktur kayarsın
Bizim köyün kızları
Dalgacıdır yanarsın

Yengem çıkmış mahalleye
Topluyor kaşıkları
Nasıl ayırdın yenge
Biz gibi aşıkları

Bizim köyün kızları
Sürmelidir gözleri
Gözlerine bakınca
Kaçırdım öküzleri

Dere boyunda hindi
Hindiler suya indi
Oğlu olan düşünsün
Kızlar on bine bindi

Mavi başlık başında
Ateş yanar karşımda
Haklısın be yârim
Cahillik var başımda

Masa üstünde ibrik
İbrik üstünde ibrik
Yeni bir yar sevmişsin
Tebrik ederim tebrik

Al tülbent oyaladım
Vermeye kıyamadım
Gitme dedim askere
Gitti durduramadım

Oy erdiler erdiler
Cama perde serdiler
Ne utanmaz erkekler
Yanımıza geldiler

Gitme yârim bozata
Gözlerin batar toza
Nasıl vuruldun be yârim
O kara sıska kıza

Dut üstüne dut buldum
Yârimi evlenmiş buldum
Evlenirse evlensin
Ben yenisini buldum

Bahar gelir yaz gelir
Çarşıya kiraz gelir
Senin kısmetin esmer
Uzak bir yoldan gelir

Köprü altında kuzu
Kıvrım kıvrım boynuzu
Sen koyun ol ben kuzu
Ayıralım şu kızı

Elbisemin gülleri
Yana bakıyor yana
Aret senin sevdiğin
Bana bakıyor bana

Dere geliyor dere
Kumunu sere sere
Al beni götür dere
Yârin olduğu yere

Bu derenin uzunu
Aramadım buzunu
Aldım Çerkez kızını
Çekemedim nazını

Resme çıksak a yârim
Boylarımız uyar mı?
Size gitsek a yârim
Annen eve koyar mı?

Yolda buldum on para
Yârim gözün ne kara
Allah sana su vermiş
Yıkasana maskara

Bizim bahçede güller
Renkleri kan kırmızı
Yârimle konuşurken
Doğdu şafak yıldızı

Kahve koydum cezveye
Kalk gidelim gezmeye
Alışmışım duramam
Gelin kızı ezmeye

İstanbul’a giderken
Hangi rüzgârlar esti
O güzel saçlarını
Hangi berberler kesti

Güneş gider batmaya
Selam söyle Fatma’ya
Çoban cahil ne anlar
Karyolada yatmaya

Falda var yürek kızı
Yapma artık bu nazı
Senin sevdiğin kimse
Düğünde çalsın sazı

Kırlarda altın seren
Sen ol çiçeği deren
Yârim karşına çıkar
Sana kalbini veren

Tarla bitirir misin?
Kaval öttürür müsün?
Aret benim yârime
Selam götürür müsün?

Şalvara bak şalvara
Şalvarın biçimine
Kurban olayım yârim
Sigara içimine

Cam dibinde durursun
Cama tık tık vurursun
Kırma oğlan camları
Karakolu bulursun

Ayağımda terlikler
Bahar açmış erikler
Oğlan sana geleceğim
Hazır mı gelinlikler

Ali derler adına
Her gün gider oduna
Söyle komşu oğluna
Doğru gitsin yoluna

Mavi yelekli yârim
Göğsü ilikli yârim
Bıraktın beni gittin
Demir yürekli yârim

İndim kuyu dibine
Baktım suyun rengine
Gece gündüz ağlarım
Düşemedim dengime

Çiçekler başındadır
Sürmesi kaşındadır
Kara gözlü sevdiğim
Henüz genç yaşındadır

Masa üstünde güller
Yâre dökülür diller
Unutulur mu be yârim
Seninle geçen günler

Annem entari almış
Yanında eklemesi
Tak bir nişan yüzüğü
Kolaydır beklemesi

Suyoludur suyolu
Boş giden gelir dolu
Bana nikâh yapacak
Muhtarın büyük oğlu

Seni severim yârim
Günü günlere ekle
Sana gelirim yârim
Köşe başında bekle

Doldur yârim testini
Şu karşıki çeşmeden
Baban seni everse
Büyük aşka düşmeden

Dereler akar akar
Karışır denizlere
Kurşunlara diz yârim
Verme beni ellere

Kolumdaki saati
Yediye kuruyorum
Hiç üzülme sen yârim
Sözümde duruyorum

Mendil versem almazsın
Sen mendilsiz kalmazsın
Sigaranı yakayım
Sana zahmet olmasın

Bahçe kapısı kilitli
İttirdim açamadım
Anneme duyurmuşlar
Çıktım da kaçamadım

Derede incir ağacı
Tadı zehirden acı
İçme dedim şarabı
Dedi sevda ilacı

Bahçede örümceğim
Ben sana görümceyim
Başkasına bakarsan
Ağabeyime söyleyeceğim

Karadutun altında
Ben de bunun farkında
Ben yârimi kaybettim
Kuzuluk’un parkında

Yârim okul önünde
Kitap açmış okuyor
Elindeki laleyi
Bana bakıp kokluyor

Erguvanın dalları
Yana yatıyor yana
Şu Kızılcık kızları
Cana yatıyor cana

Denizin dibi mildir
Beni söyleten dildir
Mahalleler ayrı ama
Gönüller yine birdir

Ayakkabımın izi
Tarlaya çektim çizi
Yar öğretmen, ben terzi
Çekemiyorlar bizi

İn dereye dereye
İnemeyen atlasın
Yârimle ikimizi
Çekemeyen çatlasın

Süt mavi kurdeleye
Ben altın takar mıyım?
Senin gibi çalgıcıya
Ben artık bakar mıyım?

İn dereye dereye
Dere çakıllı yârim
Gördüğüne gönül verdin
Gel geç akıllı yârim

İn dereye dereye
Dere sana ırak mı?
Her gün her gün tarlaya
Sen babana çırak mı?

Tarladadır ıspanak
Kökündedir köstebek
Görülmemiş be yârim
İki kız birden istemek

İndim dereye çatak
Yere yaptırdım yatak
Rica ederim yârim
Sevme üstüme ortak

Motor geliyor motor
Tutundum direğine
Çekemeyen düşmanlar
Buz koysun yüreğine

Hoş gelmişsin misafir
Oturacak yerim yok
Sana kahve yapayım
Cezvem delik, şeker yok

Kaşıklıkta kaşığız
Biz yârimle aşığız
Bizi kimse ayıramaz
Saç gibi dolaşığız

İndim dere akmıyor
Yârim bana bakmıyor
Yolladığım çiçekler
Kurumuş ta kokmuyor

Yatma yeşil çimene
Uyur uyanamazsın
Verme beni ellere
Gönül dayanamazsın

Bu gün ayın on dördü
Kız saçını kim ördü
Ördüyse yârim ördü
Ay karanlık, kim gördü

Dere boyu yeşillik
Nerde kaldı Keşirlik
Keşirliğe gidenler
İstiyor beşi birlik

Gülüm kurutmam seni
Yerde çürütmem seni
Senelerce görmesem
Gene unutmam seni

Boynumdaki kolyenin
Yar verdi parasını
Bir kolye değil mi?
Çekerim sevdasını

Cam dibinde küpeli
Dibini süpürmeli
Yar üstüne yar sevenin
Yüzüne tükürmeli

Güle bindim gülmedim
Gülden düştüm ölmedim
Küçükken bir yar sevdim
Yar kıymeti bilmedim

Sarma sararım sarma
Toprak tenceresine
Gel konuşalım yârim
Mutfak penceresine

Yelek örerim yelek
Örnek ararım örnek
Örnek değil merakım
Bir kere yâri görmek

Yolcu dayı beri bak
Kulağına deri tak
Berilere bakmazsan
Kalkmaz döşeklere yat

Eştim eşti kum çıktı
Kumun dibi su çıktı
Seni dövmeye yârim
Hangi serseri çıktı

İn dereye saz kopar
Koparırsan az kopar
Benim bir sevdiğim var
Gülerken bana göz kırpar

Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Ha erdesin erdesin
Hangi camda perdesin
Seven sabahtan gelir
Öğlen oldu nerdesin

Yelek örerim yelek
Örme parası senden
Çak yârim elektriği
Pil parası benden

Anne bana terlik al
Sakın yeşil olmasın
Gideceğim oğlanın
Kız kardeşi olmasın

Motor geliyor motor
Motorun bacası yok
Kalkmış beni istiyor
Cebinde parası yok

Kızılcıkdere camisi
Şınlıyor minaresi
Anne sevdiğim ölmüş
Gidiyor cenazesi

İn dereye dereye
İnemeyen atlasın
Yârimle ikimizi
Çekemeyen çatlasın

Suya giderim suya
Yârim arkamda mısın?
Ciddi olarak sevdim
Bilmem farkında mısın?

Kuyu dibinde kuyu
Uyu efendim uyu
Bana sarhoş diyorlar
İçtiğim üzüm suyu

Dere boyunda keklik
Kızlar giyer eteklik
Kızlarda iş var ama
Erkeklerde eşeklik

Yemenimin yeşili
Ben kaybettim eşimi
Ben bulursam eşimi
Ben bilirim işimi

Kızılcıklar olur mu?
İçinde durulur mu?
Benim yârim talebe
Onunla dalga olur mu?

Dere boyunda dutlar
Dutlar kökünden patlar
Askerdeki yârime
Gölge olsun bulutlar

Yeşil sandık kilidi
Üstünü güller bürüdü
O yar beni sarınca
İmam tahtam çürüdü

İplik serdim sergene
Gönül verdim ergene
Niye gönül verirsin
Kendini bilmeyene

Masa üstünde roman
Okurum zaman zaman
Ben yârime gideceğim
Subay olduğu zaman

İstanbul’dan gelirken
Buldum terzi iğnesi
Sanki gideceğim gibi
Beğenmezmiş yengesi

Kırmızı gül ol da gel
Bardaklara dol da gel
Sen beni alamazsın
Öğretmen ol da gel

Karayılan olayım
Yollarda dolanayım
Gösterin görümcemi
Abisini sorayım

Masa üstünde koku
Açta mektubu oku
Seni sevdim seveli
Gelmez gözüme uyku

İncilerim diziyle
Kimler görmüş gözüyle
Ben yârimden ayrılmam
İki düşman sözüyle

Benim saçlarım uzun
Uzun diye örmezler
Beni sana Sevdiğim
Hısım diye vermezler

Taş üstünde oturma
Kumaşını batırma
Sen benimsin ben senin
Gel Yanıma utanma

Altınlarım alay değil
Gümüşlerim kalay değil
Attın bana sevdayı
Çekmesi kolay değil

İstanbul’dan gelirken
Aldım pilili etek
Konuşmaya yüzün yok
Manilere dikkat et

Geline bak geline
Kına yakmış eline
Ne mutlu bu geline
Gidiyor sevdiğine

Motor geliyor motor
Ekinlik arasından
Ben yârimi tanırım
Saçının dalgasından

Dere boyunda gezer
Buldun mu benden güzel
Ben buldum senden güzel
Resmi cebimde gezer

Elimde zilli maşa
Vururum taştan taşa
Ben yârimle toka ettim
Dedi bana çok yaşa

Bahçelerde börülce
Oynar gelin görümce
Oynasınlar bakalım
Bir araya gelince

Yeşil ipek bükerim
Yâre gömlek dik erim
Sen orada ben burada
Hasretini çekerim

Elmayı atan bilir
Şeftali satan bilir
Kızların kıymetini
Yalınız yatan bilir

Karanfil ektim gül bitti
Dalında bülbül öttü
Ötme bülbülüm ötme
Yârim gurbete gitti

Tülbendimin bir yanı
Turuncudur turuncu
Ne yapayım be yârim
Askerlik vatan borcu

Avlunun dibi sarmaşık
Yar oldum sana âşık
Yar aklıma geldikçe
Elimden düşer kaşık

Gitme dedim de gittin
Uzak uzak yerlere
Kar mı yağdı be yârim
Güvendiğin yerlere

Su üstünde sarayım
Dur şu yâre sorayım
Yârimden gelen mektubu
Tülbendime sarayım

Atma bana taş ile
Gözüm dolu yaş ile
Ben nereye gideyim
Bu sevdalı baş ile

Kırklara giden olsa
Yârimi gören olsa
Kırklar seni yıkarım
Yârim ziyan olursa

Elma attım nar geldi
Dar sokaktan yar geldi
İlişmeyin yârime
İki ayda bir geldi

Şapkayı soldurmuş
Giye giye
Yârim sararmış solmuş
Alacam diye diye

Ah fındığım fındığım
Dallarına konduğum
Vermedi seni bana
Sakalını yonduğum

Almışız kızınızı
Fındık çubuğu gibi
Bir daha verin bize
Eğleyin gönlümüzi

Ayran yapar yayıklar
Kızlar fındık ayıklar
Harmanın kenarında
Titrer ince bıyıklar

Eğdim fındık dalını
Gel deşure deşure
Ölmeden koydun beni
Menşure teneşure

Ey fındığım fındığım
Dallarına konduğum
Ben sevdim de el aldı
Odur benim yandığım

Fındık bahçelerinde
Miras oynarım miras
O kırmızı yanaktan
Eğil öpeyim biraz

Fındığa kaga derim
Darılma şaka derim
Sen beni bastırırsan
Ben sana aga derim

Fındık toplayan gelin
Fındık dalda kalmasın
Gel biraz konuşalım
Aklım sende kalmasın

Fındık dalında direk
Vay sana yanmış yürek
Sen nelere dayandın
Buna da dayan yürek

Fındık dalında testi
Kemer belimi kesti
Yine geldi aklıma
Askerdeki yan fesli

Fındık fıstık olur mu?
Ateş yastık olur mu?
Sen orada ben burada
Böyle dostluk olur mu?

Fındık içi işlerim
Al yanaktan dişlerim
Eğer benim olursan
Saçların gümüşlerim

Fındık kırdım iç ettim
Yaylalara göç ettim
Yârim senin yüzünden
Ben bu canı hiç ettim

Fındık yaprağı yeşil
Döşür Eminem döşür
Bu akşam geleceğim
Şekerli kahve pişir

Fındığı harman ettim
Derdimi ferman ettim
Hiç üzülme Fadimem
Efkârım derman ettim

Fındık dalda sararmış
Yaprakları kararmış
Yârim beni kaybetmiş
Bahçelerde ararmış

Fındık yeşil çotanak
Dalında salkım saçak
Yeşil giysi içinde
Kahverengi yavrucak

Fındık dalda bir sıra
Yârim gitti Mısır’a
Koyun olsam yayılsam
Yârimin peşi sıra

Fındık budaklanır mı
Dalları saklanır mı
Anasının yayında
Hiç kız kucaklanır mı?

Harmandan yığın yığın
Güneş dostu fındığın
Çalışır çoluk çocuk
Sesi ninni tırmığın

İyi bu sene püsler
Bahçeyi emek süsler
Fındığa on ay kaldı
Yine gülecek yüzler

Kemençemin telleri
İbrişimdir ibrişim
Dişledim yanağını
Kırıldı fındık dişim

Toplasın onu kızlar
Peşi sıra uşaklar
Sayesinde fındığın
Düğün dernek yaparlar

Para etti fındıklar
Tükendi bütün borçlar
Şimdi düğün vaktidir
Doldu ceviz sandıklar

Yüklensin arabalar
Seksen okka çuvallar
Fındık hazır olunca
Şenlensin çarşı pazar

Gün batarken harmanda
Çuvallar var her yanda
Emmi sarmış tütünü
Yorulmuştur her hâlda

Görele, Tirebolu
Giresun’da konduğum
Bulancak, Ordu bilir
Kıymetini funduğun

Fındığın çalısını
Kırarlar yarısını
Küçükken evlenenin
Alırlar karısını

Güneşten insan bezer
Fındık içinde gezer
Yaz günü akşamından
Hafif bir meltem eser

 

 

Bostanlarda fasulye
Anam gitti gezmeye
Ben anamdan örendim
İnce boncuk çizmeye

 

Koyunum var karaman
Gaybolursa araman
Ben bir reçber kızıyım
Şehirliye yaraman

Dere boyu gidelim
Koyun kuzu güdelim
Sennen beni görmüşler
İnkâr bayrım edelim

Ak koyun kuzusuna
Gün tutmuş postusuna
Ne desen de ağlasam
Arnımın yazısına

Tren gelir öterek
Kömürünü dökerek
Ben anamdan ayrıldım
Gözüm yaşım dökerek

Tut yedim duttu beni
Yârim unuttu beni
Yarı yola varmadan
Hıçkırık tuttu beni

Ak tavuk aldın mı?
Kümese koymadın mı?
Kör olası gaynana
Sen gelin olmadın mı?

Kapelesi ketenden
Yârim indi trenden
Boynuna sarılayım
Gülünü incelmeden

Kayalar yarılmasın
Yar bana darılmasın
Yar bana darılıp da
Ellere sarılması

Çaya inesim geldi
Şeker yiyesim geldi
Ala gözlü ablamı
Gene göresim geldi

 

 

Su içtim kana kana,
Sular akar yana yana,
Yüzün bir gün görmedim,
Bilmem gidem ne yana.

 

Merdiven indirdiler,
Atlara bindirdiler,
Kızım seni kahır eline gönderdiler,
Ağlar silinir silinir ağlar.

Gelin geldi evimize,
Şenlik kurdu köyümüze,
Hoş geldin allı gelin,
Sefa geldin pullu gelin.

Baban carsıya vardı mı?
Alını yeşilini aldı mı?
Suda kızıma dedi mi?
Haydı kızım kutlu olsun.

Haydı kızım kınan kutlu olsun,
Burada dilin tatlı olsun.
Çağırın gelin kızın anasını
Kızı gelin oldu görsün.

Allah muradını verdi bugün,
Anasını kızsız koyan
Evlerini ıssız koyan,
Testisini susuz koyan.

Kahve doktum kuruna,
El vurmayın durula,
Yârime yar diyeni,
Sol göğsünden vurula.

Bayburt’a giden yollar
Uzadıkça uzarlar,
Geçme bizim kapıdan
Eller bana kızarlar.

Maşrapanın kalayı,
Kızlar çeker halayı,
Allah için söyleyin,
Var mı askın kolayı.

Suya bulgur ezerim,
Hem ezer hem süzerim,
Ben yarımın derdinden
Deli olmuş gezerim.

 

 

Hey hızara hızara
Dalda elma gızara
Beni sana vermizler
Başka yerden giz ara

 

Gayadan öküz bakar
Öküzün arnı sakar
Delikanlı dururken
Sakallıya kim bakar

Mendil aldım onbeşe
Onu serdim güneşe
Gitti yârim gelmedi
Beni aldı telaşe

Dağdan kestim kereste
Kuş besledim kafeste
Yârin hasta dediler
Yetiştim son nefeste

Karşıda ala inek
Tüyleri benek benek
Hiç boğazımdan geçmiyor
Yarsız yediğim yemek

Kuş kafese girmiyor
Buna aklım ermiyor
Hiç boşuna ah çekme
Annem beni vermiyor

Evleri sarı boya
Gel yarim doya doya
İç vereme tutuldum
Gamıma koya koya

Armut dalda bir iki
Saydım baktım on iki
On ikinin içinde
Gök yazmalı benimki

İnce yazma düreyim
Aç koynunu gireyim
Uyan uyan sar beni
Yar olduğunu bileyim

Tavanlarda tencere
El vurmadım incire
Gavur babam duymasın
Çeker beni zencire

 

 

Maniler

Tanımı: Mâni, başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür. Çoğunlukla 7 heceli dört dizelik bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş maniler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye dizilişi aaxadır. Aaaxa düzeninde maniler de var. İlk iki dize hazırlık dizeleridir. Son iki dize ile anlam bağlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. Maniler çok çeşitlidir. En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani’dir.

Özellikleri:
 

1. Sözlü edebiyat ürünlerindendir.
2. Genellikle bir dörtlükten oluşur. Ama mısra sayıları 5,6,7,8 hatta 14 olan maniler de vardır.
3. Kafiye düzeni aaxa şeklindedir.
4. Anonim halk edebiyatının en yaygın şeklidir. Özellikle yüzük oyunları ve mangal sohbetlerinde söylenirler.
5. Maninin birinci ve ikinci mısraları konuya giriş için hazırlık mısralarıdır. Asıl söylenilmek istenen 3. ve 4. mısralarda söylenir. 1. ve 2. mısralar tamamen de konu dışı değildir.
6. Üçüncü mısraın serbest oluşu söyleme kolaylığı sağlar.
7. Anlam bakımından bir bütünlük gösteren maninin başlıca karakteri kendi kendine yetmesidir.
8. Manilerde konu sınırı yoktur. Genelde aşk, toplum olayları, ölüm, iyilikler, hasret, evlat sevgisi vb. konuları işlenir.
9. Maniler, Divan Edebiyatı‘ndaki “tuyuğ“un karşılığıdır.

Maniler şekillerine göre 4’e ayrılırlar.

1. Düz (tam) mani:

- 7’li hece ölçüsüylesöylenir.
- Dört mısradan oluşur.
-aaxa şeklinde kafiyelenir.
- Maninin en yaygın şeklidir.
- Bu tarz manilere tam mani de denir.

Şu dağlar olmasaydı Kaşların ok dedikçe
Çiçeği solmasaydı Kirpiğin çok dedikçe
Ölüm Allah’ın emri Pek mi gönlün büyüdü
Ayrılık olmasaydı Sen gibi yok dedikçe

2. Kesik (cinaslı) mani:

-İlk dizesi cinaslı bir sözden oluşur.
-Bu ilk mısra hece sayısı bakımından diğerlerinden eksiktir.
-Kesik manilere, cinaslı mani, hoyrat da denir.

Güle naz Boğaza

Bülbül eyler güle naz Derdim çıktı boğaza
Girdim bir dost bağına Moskof gözün oyarım
Ağlayan çok gülen az Yan bakarsan boğaza

Bağ bana

Bahçe bana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfün teli bağ bana

3. Yedekli (artık) mani:

-Düz maninin sonuna anlamı tamamlamak ya da pekiştirmek için iki dize daha eklemek suretiyle elde edilen manidir.
-Bu tarz manilere artık mani de denir.

Ağlarım çağlar gibi Derdim var beller gibi
Derdim var dağlar gibi Söylemem eller gibi
Ciğerden yaralıyım Kalbimin hüznü var
Gülerim sağlar gibi Yıkılmış eller gibi
Her gelen bir gül ister Gözlerimden yaş akar
Sahipsiz bağlar gibi Bulanmış seller gibi

4. Ayaklı Mani:

-Kesik manilerin birinci dizesinin doldurularak söylenen şeklidir. Bunlara doldurmalı kesik mani de denir.

Ah o beni o beni
Kakül örtmüş o beni
Ben yarimi unutmam
Unutsa da o beni

Düz Mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çokluk cinassızdır.

Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar. Eğer meydan ve kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri “aman aman” ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir.

Örnek Kesik Maniler:
Karaca
Aldım aşkın tüfeğin
Vurdum bir kaç karaca
Dünyada bir yâr sevdim
Kaşı gözü karaca

Dağ bana
Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfin teli bağ bana

Ayağı
Kuşlardan bir kuş gördüm
Var başında ayağı
Üstad manici isen
Aç maniden ayağı

Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir.

Yedekli (artık) mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.

Örnek Yedekli Maniler:
Ağlarım çağlar gibi
Derdim var dağlar gibi
Ciğerden yaralıyım
Gülerim çağlar gibi
Her gelen bir gül ister
Sahipsiz bağlar gibi

Ne viran çeşme imiş
Su içecek tası yok
Yıkıldı viran gönlüm
Yapacak ustası yok
Şu vefasız dünyanın
Ucu var ortası yok

Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

Adilem sen naçarsın
İnci mercan saçarsın
Dünya deniz olanda
Gönlüm nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
İnci mercan saçarım
Dünya deniz olunca
Ben kuş olup kaçarım

Adilem sen naçarsın
La’l ü gevher saçarsın
Ben bir şahin olunca
Yavrum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen bir şahin olunca
Ben yerlere kaçarım

Adilem sen naçarsın
La’lü gevher saçarsın
Ben azrail olunca
Kuzum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen azrail olunca
Ben cennete kaçarım